Bir ayda inen darbe

Başardık.</br>İçi boş bir kibirle, havsalaya sığmayan bir hafızasızlıkla,</br>sırtımızda şaklayan Cumhuriyet düşmanlığı, vatan hainliği kırbaçlarıyla, 'büyük korku'yu çıkardık ulustan Cumhuriyet'in arşına.

Başardık.
İçi boş bir kibirle, havsalaya sığmayan bir hafızasızlıkla,
sırtımızda şaklayan Cumhuriyet düşmanlığı, vatan hainliği kırbaçlarıyla, 'büyük korku'yu çıkardık ulustan Cumhuriyet'in arşına.
Hep birlikte çıkardık yukarıya. Şimdi yuvarlayacağız aşağıya.
Yalnız işte tam burada, dikkate şayan bir nokta var.
Aşağıya yuvarlama işini hep birlikte yapmayacağız.
İmdi, küçük bir dokunuşla, belki bir fısıltının rüzgârıyla, belki de küçük bir kazayla, 'büyük korku' yuvarlanacak tepemizden aşağıya.
Hadi bakalım beri çekilin siz 'demokrat köleler', siz de 'Cumhuriyetçi kâhyalar' öbür yana. Bırakın Türki korkumuz iniversin artık aşağıya.
Bundan sonrası tabiatın işi. Tabiatımızın işi.
Ve tabiatımız işlemeye başladı!
Şeriat korkusu dün geceki rüyaydı. Bu sabah dağıldı, kelimelerin ulaşamayacağı derinliklerde kaldı. Birdenbire, tatlı bir savaş telaşı başladı. Pardon, sürçü lisan eyledim, 'sınır ötesi operasyon'.
Yakında birileri 'Cumhuriyet düşmanlığından', 'ilelebet Cumhuriyet düşmanlığına' oradan da 'tam vatan hainliğine' terfi edecek. Hazır mısın? Ey millet!
Bu millet bu meşreple bu savaşı içerse, savaş karşıtının ismi ne olur kestiremiyor musun? 'Vatan haini'. Öyle köşeden 'vatan hainliğine' benzemez, köşe bucak 'vatan hainliği' olur bu sefer. 'Ben daha şehitler şehit olmadan bu savaşa karşıydım' demek de, olsa olsa son sözlerin olur. Yanlış yol niye yanlış, ortaya çıkıverdi. Uyarı için teşekkürler, sayın Büyükanıt.
Ve tabiatımız işlemeye başladı!
Sarı kâküllü haber spikerlerinin manidar kaşları 'canım gayet tabii Irak'a girmeliyiz' formunu bir gecede alıverdi.
Ve Ertuğrul Özkök haklı çıkıverdi. Ordu için için bir şey istedi mi, Meclis'ten çıkaracaksın. Ya öyle çıkaracaksın, ya böyle.
Başbakanımız, süt dökmüş kedi gibi, 'Asker isterse bu kararı alırız tabii' diyiverdi.
Dış basın, 'Türkiye'de savaş tamtamları çalıyor, Türkiye Irak'a girmeye yemin etti' başlıklarını atıverdi.
Ne zaman yemin ettik? Dün.
Nasıl yemin ettik? Herkes biliyor. Kimse bilmiyor.
Ve tabiatımız işlemeye başladı.
'Ulus'taki bomba demokrasiye atılmış bir bombadır' diyenler, şimdiden PKK yandaşı ilan ediliverdi. (Doğru yorum, Cumhuriyet'e ve ülkenin bütünlüğüne atılmıştır olmalıydı.)
Neymiş? Demokrasinin altını çizenler bombayı 'derin devletin' attığını ima ediyormuş.
Hayır efendim! Bu ruh halinde mesele bombayı kimin attığı değil, bu bombanın Türkiye'yi nereye atacağı. Her halükârda adres aynı: Irak Kurtlar Vadisi. Prodüktörleri yaşadı.
İşte size basit bir demokratın Türkiye macerası.
Dün şeriatçıydı, iki rekât namaz kılmadan.
Yattı kalktı. Bugün belli PKK'lı oldu, daha yüzünü bile yıkamadan. Bunun yarını da var. 'Vatan haini'. Öbür gün belki 'ırz düşmanı', niye olmasın hani?
Ve tabiatımız işlemeye başladı!
Yer, Mehmet Altan'ın televizyon programı, konuk, 'muhtırayı' öngören 'Pulitzer'lik' gazeteci Zeyno Baran. Ve Zeyno Baran hanımefendi yorumunu yapıyor: '27 Nisan'da askerin açıklaması birçok kişi tarafından bir 'muhtıra' olarak algılandı, ama bence yalnızca bir 'uyarıydı'.
Zeyno hanım, 'muhtıra'nın sözlük anlamı zaten 'uyarı'dır. Biri 'özde' Türkçe, biri 'sözde' Türkçe yani. Şimdi bu bilginin ışığında söylediğinizi tekrar anlamayı deneyelim.
Şöyle buyurmuş oluyorsunuz: 'Askerin açıklaması bir 'uyarı' olarak algılandı, ama bence yalnızca bir 'uyarıydı'.
Benim beynim bu cümleyi, üstüne 'bir Wittgenstein arası çift Freud' yersem, ancak hazmeder. Bu kafayla siz, her gece bir darbe istihâresine yatarsınız. E, biri de tutar elbet.
Demokrasiye askeri hazmettirme, sokuşturma, tıkıştırma, yamama girişimlerinin bitmeyen listesini Hasan Cemal'in 25 Mayıs tarihli yazısında bulabilirsiniz.
Türk siyaset sirkinin meraklılarına.
Bugün 27 Mayıs 2007. Üzerimizden tam bir ay geçti.
'Sözde değil özde'yi halletik. Çiz.
'Avrupa müktesebatı bizi bölüyor'un üzerinde çalışıyoruz, eli kulağında. Çiz.
'Irak'a askeri müdahale şarttır'ı bir günde dertop ettik. Çiz.
Geriye kaldı.
'Ne mutlu Türküm diyene! anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır'.
Son maddeye geldik arkadaşlar. O da inşallah Irak'a girdikten sonra bizi halledecek.
Siz hâlâ annenizin muhtırasını mı kullanıyorsunuz?
Zeyno Baran ne der bilmiyorum ama, darbe oldu darbe.
Ben şimdi Hasan Mutlucan dinliyorum.
Piyasalara dalıp bir yanlış anlamam olmasın diye.