Darbeleri askerler yapmaz

Bugünlerde 12 Eylül'ü anlatan bir film revaçta. Filmi görmedim. Ne anlattığını bilmiyorum, ama filmle ilgili haberlerde hep aynı başlık, hep aynı büyük puntolar: '12 Eylül'ün arkasında Amerika varmış'.

Bugünlerde 12 Eylül'ü anlatan bir film revaçta. Filmi görmedim. Ne anlattığını bilmiyorum, ama filmle ilgili haberlerde hep aynı başlık, hep aynı büyük puntolar: '12 Eylül'ün arkasında Amerika varmış'. Demek ki birileri bu filmden 'yepyeni' bir ders çıkarmış. Ya da birileri 'yepyeni' bir şeyler anlatan bir film yapmış.
Azgelişmiş herhangi bir ülkede okulöncesi çağında bir çocuk bile, önünü arkasını sağını solunu daha ayırt edemezken 'Her şeyin arkasında Amerika olduğunu' bilir.
Daha sonra büyüyüp Amerika'ya 'lider ülke' diyerek, bakarak, bu bilgiyi ekmek parasına, pasta parasına, arazi aracı parasına tahvil eder. Ya da 'Her melanetin arkasında Amerika vardır' demeye devam ederek anaokulundan mezun olamayıp belge alır. Bu belgeyi de küçümsemeyin. Bu belge sizi böyle memleketlerde önemli yerlere taşıyabilir. Bu memleketlerde tam hafızasızlık kadar 'takıntılı, depresif hafıza' da muteberdir. Birisi 'götürürken' öteki 'getirir'. Ya da, birisi 'getirirken' diğeri 'götürür'. Bir millet de böylece 'getir götürcü' olur.
Diyelim 12 Eylül'ün arkasında Amerika var. Ki vardır. 'Her yerde kar var' gibi bir nağme bu. Hakiki olduğu kadar nostaljik ve tadından yenmez bir nağme. Hatta daha ileri gidelim ve diyelim Amerikalıların arkasında da uzaylılar var. Amerika'yı içerden ve gizliden işgal etmişler.
Dünyayı böyle yönetiyorlar ve Türkiye'deki bor madenlerine gözlerini dikmişler. Galaksilerinin kurtuluşu bor madenlerini ele geçirmeye bağlıymış. Bu da benden, aranağme olsun.
80'li yıllarda bir Fransız siyasi analiz uzmanının 'darbe' üzerine fikirlerini okumuştum.
12 Eylül sularının henüz hafızamızdan çekilmediği yıllardı. O günlerde bir 'darbe anayasasıyla' yönetildiğimizi unutup, her allahın günü 'nerede yaşadığımızı unutma darbesi' yemiyorduk.
'Darbe yapmak' diyordu uzman, 'yemek yapmak gibidir.' 'Gerekli malzemeleri bir araya getirdiğinizde dünyanın her yerinde, her ülkesinde, her dönemde darbe yapabilirsiniz, yaptırabilirsiniz. Amerika'da da, Fransa'da da, Almanya'da da darbe yapabilirsiniz.'
'Mesele darbenin yapılabilirliği değil, yapıldıktan sonra tutunabilirliğidir' Yani 'darbe tenceresi' dibini mi tutacak?
Yoksa bol sulu bir yemek gibi yıllarca fokur fokur kaynayacak mı? Hatta, kıvamına geldikten sonra altı iyice kısılarak ocağın üzerinde bırakılıp, iştahlandıkça bir tabak bir tabak daha mı masaya konacak?
Şöyle devam ediyordu uzman, 'Amerika'da darbe yaparsanız mesela 15 dakika sürer, Fransa'da 1.5 saat, hadi diyelim Almanya'da 15 saat.' Buralarda darbenin mayası bu kadardır. Belki Amerika, Fransa'da da darbe yaptırmıştır da, bilmiyoruzdur. Haber olacak kadar uzun sürmemiştir.
Yani, 'darbe'den korkan ordusundan korkmuyordur. Başka bir ülkenin gizli servisinden de çekinmiyordur. Darbe kâbusları gören, maalesef, kendinden, kendi milletinden, kendi devletinden korkuyordur.
Acaba Türkiye'de şimdi darbe olsa 'darbe tenceresi' dibini tutmadan fokurdamaya ne kadar devam eder? Ocakta altı kısık bir tencere varken, ikinci bir tencereye yer var mıdır? Ocak yeni teknolojiyle, 'doğal bir gazla' mı yanmaktadır, yoksa dededen kalma tezekle mi? Yoksa biri tükenince diğeriyle mi ikame edilmektedir?
Ben bir 'Darbedöküm bayisi' gibi bu sorulara cevap arıyorum kendimi bildim bileli. Ve eğer söz konusu '12 Eylül film'inin tortusu başlıkların anlattığından ibaretse hiç mi hiç ilgimi çekmiyor.
Onu seyretmektense 'Akbabanın üç günü'nü bir kez daha seyrederim çok daha iyi.
12 Eylül'le ilgili bu 'yeni film' sürekli seyrettiğimiz 'Kenan Paşa' filminden daha mı iyi?
Anayasa'nın 15. maddesinin bir filmi yapılabilir mi? Ya da hiç olmazsa bir klibi veya bir resmi?
Lise tarih kitaplarımızın muhayyilesi sınırsız yaratıcısı Emin Oktay'ın hayatı filme çekilseydi, başlıklar 'Emin Oktay'ın arkasında Amerika varmış' diye mi olacaktı?
Dün saat 14.30'da Orgeneral Büyükanıt bir basın toplantısı yaptı. Bu toplantıyı Türkiye merakla ve heyecanla bekledi.
'Merakı' merak etmiyorum da, şu 'heyecanı' çok merak ediyorum.
Şu 'heyecanın' bir filmi yapılamaz mı acaba?
Bu 'heyecanın' filmi 'Gandi' filminden daha çok figürana ihtiyaç duyacağı için gelmiş geçmiş en büyük prodüksiyonlardan biri olmaz mıydı?
Bir de, böyle bir filmi çeken kişinin anaokulunu bitirmiş olup, 1'den 301'e kadar olsun saymayı öğrenmiş olması gerekmez miydi?