Demokrasi bir uzlaşma rejimi midir?

Bugünlerde aniden 'süper demokrat', 'steril demokrat' cinsinden sözcükler boşaltıldı zihnimizin en karanlık köşelerine.

Bugünlerde aniden 'süper demokrat', 'steril demokrat' cinsinden sözcükler boşaltıldı zihnimizin en karanlık köşelerine.
Bu sözcükler kuyruklarını sallayarak, birbiriyle itişerek memleketin tam rahmine doğru ilerliyorlar. Artık önümüzdeki güzel günlerde, Türk'ün Türk'e duyduğu bir anlık şehvetle sarf edilmiş bu sözcükleri zamanla şişirir, sonra da memlekete hayırlı bir kavram olarak hep birlikte büyütürüz.
Bu tür gebelik, bilen bilir, üç ya da beş yıl sürer bu memlekette. Sonra nurtopu gibi taptaze bir 'siyasi kavramımız' olur, kucaktan kucağa gezer, pek de sevilir. 'Seni gidi hain 'steril demokrat' seni...'
Derken bu arada evdeki çocuk da büyür ve bir gün karşınıza dikilir ve sorar:
'Baba nedir 'steril demokrat'?'
Bu topraklarda herkes böyle soru ve cevaplarla büyümüyor mu?
Başörtüsüyle türban arasındaki farkı, siyaset doktoralı terzi yamağı edasıyla çocuklarımıza açıklamıyor muyuz?
Değişik dönemlerde analara babalara böyle sorular sorulmadı mı?
Mesela, 'Baba Kürtler kimdir?' diye.
'Karlı dağlarda yürürken kart kürt diye sesler çıkaran bir Türk boyudur' diye cevap vermedik mi? Gelin görün ki, şimdilerde bazı Kürtler dağlarda başka sesler çıkararak yürüyorlar. E olabilir, bilim dediğin yanlışlanmaya açık hipotezler silsilesi değil mi?
Bu tez epey dayanıklı çıktı ama sonunda yanlışlandı, biz de başka bir hipotez buluruz. Kürtlere sormadan tabii, onlar bilimden falan anlamaz ne de olsa.
Bu kez memleketimin 'siyaset bilimcileri'ni mercimeği fırına verirken yakalamışken bu fırsatı kaçırmak istemedim. Önceden hazırlıklı olma çabasına girdim. 10 sene sonra 11-12 yaşlarında bir mutlu Türk çocuğu, kendi oğlum olması çok muhtemel, bana bu soruyu sorduğu zaman, kem küm etmek istemem. Bu yüzden şimdiden düşünmeye başladım: 'Steril demokrat' gibi bir kavram nasıl açıklanır bir çocuğa?
Sonunda şöyle bir çözüm buldum ve rahatladım. 'Bak oğlum şöyle izah edeyim. Diyelim hiç hoşuma gitmeyen bir şey yaptın. Suratına hiç bekletmeden bir tane çakarsam, bunun adı 'halkın refleksi'. Eğer suratını oracıkta dağıtmayıp anneni çağırıp ona, biz şimdi bu çocuğu dövmezsek, büyüyünce o bizi dövecek besbelli dersem ve meseleyi tartışmaya açarsam: Kemerle mi dövelim çocuğu yoksa şimşir sopayla mı?
Bunun adı 'demokrasi'. Çocuk dövülmez, bu onun kişilik haklarına tecavüzdür diye düşünürsem, bunun adı da 'steril demokrasi' oluyor. Dolayısıyla, 'steril demokrat' da elini 'Türk demokrasisi'ne bulaştırmak istemeyen kişiye verilen isimdir.'
Bu meseleyi bir çocuğa nasıl izah edeceğimi bulabilmek için kafayı patlatırken, birden farkına vardım ki 'Türk demokrasisi'nin sırrına da vâkıf olmuşum.
'Türk demokrasisi'nde anahtar kavramlar 'tartışma' ve 'uzlaşma'. Herhangi bir 'tartışma' ve 'uzlaşma' zemini varsa 'yeterli demokrasi' de var oluyor. Bundan fazlasını talep ettiğinizde, 'halkın önceliklerini' reddetmiş oluyorsunuz. İyi bir günde 'süper demokrat', kötü bir günde 'vatan haini' tenekesi kuyruğunuza takılı dönüp duruyorsunuz.
Demokrasi bir uzlaşma rejimi midir?
Cevabı koskoca bir 'HAYIR'dır bu sorunun.
Demokrasilerde 'demokrasi' ve dolayısıyla hukuk üzerinde uzlaşırsın, geriye kalan hiçbir konuda uzlaşmaya mecbur edilemezsin, uzlaşamamaktan sorumlu tutulamazsın, uzlaşmaya gerek duymadan varolabilirsin. Demokrasi, uzlaşmama, uzlaşmadan yaşarken kanun önünde eşit olma hakkıdır.
Uzlaşma mecburiyeti değildir.
Tabii eğer 'demokrasi' üzerinde uzlaşmışsan.
Ama eğer öncelikle geriye kalan her şey üzerinde uzlaşmaya mecbur edilirsen ve demokrasi üzerinde uzlaşmaya sıra en son gelirse, her şey üzerine uzlaştıktan sonra 'geriye kalan' 'cari demokrasi' üzerinde de uzlaşmak zorunda kalıverirsin.
Sonra 'siyasi dış borçlanma'yla 'cari demokrasi açığı'nı kapatmaya çalışırsın.
Avrupa müktesebatı misali.
Ya da oturur yepyeni bir anayasa yazarsın.
Sivil bir anayasa.
AK Parti seçim beyannamesinin ilk bölümünü bu 'yeni anayasa' önerisine ayırmış.
Diğer partiler de aynı şeyi yapsaydı, nasıl ama, 'süper steril' olurdu değil mi?
Gerçekten tartışmamız gereken tek şeyi tartışır, gerçekten uzlaşmamız gereken tek şeyde uzlaşırdık.
O yüzden boşuna umutlanmayın, olmaz.