Görüşlerinize hazırım komutanım!

Başı-sonu-ortası belli bir yazı vardı elimde. </br>Sağı-solu-ortası belli bir memlekette üç kuruşluk olsun bir ömrü olurdu bu yazının.

Başı-sonu-ortası belli bir yazı vardı elimde.
Sağı-solu-ortası belli bir memlekette üç kuruşluk olsun bir ömrü olurdu bu yazının.
Ama gelin görün ki, daha 'return'e basıp yazıyı göndermeden, gözlerimin önünde tarih oluverdi, çöpe gitti yazım. Gündeme 'Yeni Türkiye Tablosu'yla ressam Evren Paşa oturdu, 'netekim'.
1. Cihan Harbi siperlerinde cigaralarımıza yumulmuş, bekliyorduk. Savaştan kaçan, düşmanla işbirliği yapan 'vatan hainlerinin' ördek gibi avlandığı sakin bir seferberlik günüydü. Hepimizi altüst ettin paşam.
Paşam "Kürtlerle kardeş olmalıyız diyor", derken patlatıyor, "kaç senesi var bilmem ama, nasılsa Türkiye'de eyalet sistemine geçilecek bir gün".
Bu memleket hakikaten garip bir coğrafya, gün battığı yerden doğabiliyor.
Bundan bir süre evvel emekli orgeneral Çetin Doğan, (ki kendisi Genelkurmay Başkanlığı'nın en önemli adayıydı) Kuzey Irak'ta Kürt devletini desteklediğini söylemişti. Dahası, "Kuzey Irak'taki bir Kürt Devleti'nin bölgedeki laikliğin en önemli teminatı" olduğunu da eklemişti sözlerine.
Sağ olun paşalarım, sizler olmasanız ne yapacağız? Bunları ben söylesem, bırakın medya generallerini, onlar için zaten küçücük bir lokmayım,
ilelebet 'Cumhuriyet' okuru ve amatör jeopolitik uzmanı babam bile, beni hangi 'vatan hainliği' kontenjanına aday göstereceğini şaşırırdı.
Hayat kurtardınız. Şimdi dostluğunuza sığınarak size birkaç
'stratejik/taktik' sorum var?
Çizdiğiniz 'düşüncenin yeni sınırları', diğer 'milliyetçiler' tarafından da 'milliyetçilik' sınırları içinde kabul edilmekte midir?
Yoksa, 'düşüncenin yeni sınırları' itilaflı mıdır? İtilafsızsa, 'eski düşünce sınırlarındaki' mayınlar temizlenmiş midir? Eğer hâlâ temizlenmemişse, elinizde 'eski düşünce sınırındaki' 'vatan
hainliği mayın haritası' mevcut mudur?
Bizimle paylaşabilir misiniz?
Yoksa, özel bir harekât çerçevesinde yalnızca sizin geçebildiğiniz sınırlar mıdır bunlar? Yani bir tür 'düşünce sınırı ötesi operasyonu' mudur?
Geçtiğiniz yere bizler ne zaman geçebiliriz?
Yoksa henüz bulunduğunuz düşünsel noktada güvenliği sağlayamadınız mı? Bu 'düşünce harekâtını' önceden planladınız mı? Yoksa sıcak takipte
misiniz? Oralar nasıl? Oralarda buralarda hiç görülmemiş bambaşka düşünceler de var mı?
'Macera turizmi' konsepti içinde , sizin kontrolünüz altında ve her yere girip çıkmamak kaydıyla tabii, oralara 'düşünce seyahatleri' tertipleyebilir miyiz?
"Yeni açılan düşünce sınırı kapısından" sorun yaşamadan geçmek için öngördüğünüz bir vize sistemi var mıdır? Varsa, 'sade demokratlara' da vize verir misiniz? Yoksa bir 'milliyetçi'nin referansı mı gerekir? Böyle bir durumda babamın referansı yeterli midir?
İlk defa 'sınır ötesi düşünme pasaportu' alma ihtimaliyle karşı karşıya kalmanın heyecanıyla soruyorum. Ermeni meselesi, Kıbrıs meselesi zemininde de 'düşünce sınırlarını' geçme ihtimali olacak mıdır? Olacaksa, 'Ermeni meselesinde düşünce sınırı ötesinde, bir ömür harcamadan bir hafta' adlı
seyahat kitabımı ve sırt çantamı hazırlıyayım mı?
Bir de son bir maruzatım var? Şahsi bir konu. Şimdi benim iki yaşında bir oğlum var.
Serbest düşünceli, sivil refleksleri olan biri olarak yetişmesini istiyorum. Hatta, ileride bu memlekette gündemi belirleyen büyük siyasi bir düşünür olmasını arzu ediyorum, için için.
Babalık hali işte...
Orgeneral, general emeklilerine bakıyorum, yalnız siz değil, Avrupa Birliği yerine Rusya-İran-Türkiye birliğini savunanlardan, sıkı Avrupa Birlikçilerine, sizin gibi liberal darbecilerden, en koyu 'milliyetçi'lere, çok renkli, geniş, demokrat bir siyasi yelpaze görüyorum. Sivil kesime bakıyorum; 'Harp Daire Başkanı' genel yayın yönetmenleri, 'emir subayı' köşe yazarları, 'Genelkurmay Başkanı' emekli hakemler, 'Ulubatlı Hasan burcunda' dönme divalar, askere selam dururken heyecandan sağını solunu karıştıran siyasetçiler.
Bizim oğlanı Harp Okulu'na versem diyorum, büyüyüp orgenerallikten emekli olunca sizler gibi özgür, sivil ve bağımsız düşünen az kişiden biri
olmaz mı? Karımı ve arkadaşlarımı ikna edemiyorum da, sizden teyit bekliyorum.
Bir de son olarak, artık Diyarbakır'a da bir heykeliniz yakışmaz mı? Buradan Diyarbakır Belediye Başkanı'na sesleniyorum!..
Duymuyor. Henüz sizin 'düşünce güvenliği' sağlayamadığınız bir alanda kaybolmuş diyorlar.
Gökhan Özgün, Artvin! Görüşlerinize hazırım komutanım!