Haftaym oldu. Kaleler değişti. Maç her şeye rağmen devam ediyor

İkinci yarıda 'Özgürlük ve Demokrasi Anıtı' tarafındaki kaleye CHP, 'Laiklik ve Cumhuriyet Meydanı' tarafındaki kaleye ise AKP geçti.

İkinci yarıda 'Özgürlük ve Demokrasi Anıtı' tarafındaki kaleye CHP, 'Laiklik ve Cumhuriyet Meydanı' tarafındaki kaleye ise AKP geçti. Büyük derbinin ikinci yarısında stadın üzerinden Amerikan savaş uçakları geçiyor, aşağıya bildiriler atıyorlar. Bildiride şu cümleler var, 'Irak bizimdir, bizim kalacak'. Türk semaları Amerikan uçaklarına yabancı değil, ama nedense bu kez tam stadyumun üzerinden geçmeyi tercih ettiler.
Aşağıdaki okuyacağınız 'siyasi ayak oyunu' analizi, içinde her ne kadar 'futbol'u barındırsa da, bu oyunu izlemekten kadınlar da en az erkekler kadar zevk alacaktır. Çünkü 'siyasi ayak oyunu'nun futboldan farkı, hiçbir kuralının olmamasıdır.
'O zaman niye bir hakem var?' diye sorarsanız, cevabı basit, Federasyon'u temsilen.
Hadi hayırlı seyirler.
Hakem Necdet Sezer, 21 pare top atışıyla ikinci yarıyı başlatıyor. AKP'nin 10 numarası Tayyip, topu kapıyor, sağ açıkta çizgi üzerinden ilerliyor ve müthiş ortasını yapıyor: 'Asker isterse Irak'a gireriz tabii'.
Bu orta demokrasi kalesinde büyük tehlike yaratıyor. 10 numara Deniz ve ekibinin rüzgâra karşı olan demokrasi tarafındaki kalede ne kadar 'zayıf oynadığı' düşünülürse, bu ortanın gol olması lazım.
Ama o ne? Deniz, aniden sağdan sola doğru kayıyor, boyunun beş misli zıplayarak, Tayyip'in bu ortasını kafayla kesiyor, defansın son adamı Bülent'i şık bir haraketle geçerek, cumhuriyet kalesine şutunu çakıyor: "Tayyip" diyor Deniz, "sana soruyorum bu ülkeyi hükümet mi yönetiyor, yoksa asker mi?"
Bu müthiş şut ikinci yarıda Abdullah'ın koruduğu cumhuriyet kalesine tam köşeden giriyor. Golden sonra yapılan başlama vuruşunda, sahneye AKP'nin ikinci yarıda oyuna aldığı 'Sivas'lı milletvekili Selami Uzun çıkıyor. Demokrasi kalesine karşı oynamakta çok tecrübeli bir gelenekten geliyor. Selami topu alıp, fırtına gibi demokrasi kalesine doğru iniyor.
Ve müthiş şutunu patlatıyor: Polise Süper Yetki yasa taslağını Meclis Adalet Komisyonu'ndan geçiriyor.
Demokrasi ağlarını delecek bu şutu CHP'nin ikinci yarıda oyuna aldığı 'Artvin'li CHP milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu, kalenin içerisinden çıkarıyor. Topu kaptığı gibi karşı kaleye kadar tek başına ilerliyor ve kaleci Abdullah'ı da geçip cumhuriyet kalesine golünü atıyor.
Yüksel golünü şunları söyleyerek atıyor: 'Meclis Adalet Komisyonu'nun Polis Yasası görüşmesinin sonucunu ilan ediyorum: Polis Devleti-1 Hukuk Devleti-0'
Bütün bu oyunda bağımsız olan tek şey Federasyon, yani namı diğer Genelkurmay.
Ve tabii ki, Federasyon Türk ve istediği takımı şampiyon yapmak istiyor.
CHP'nin de 100. yılı falan da değil, ama neyse.
İlk yarıda AKP'nin cumhuriyet kalesine yaptığı bütün gol girişimlerini sahaya yabancı madde atarak kesen seyirci, ikinci yarıda CHP'nin cumhuriyet kalesine yaptığı hiçbir atağı kesmiyor. Hakem, bu duruma seyirci kalıyor.
Ey ahali! Federasyon'un, yani Genelkurmay'ın tam bağımsız varlığı dışında hiçbir kuralı olmayan bir oyun oynanıyor. Türkiye'de demokratlar için artık tek bir siyasi gündem, tek bir siyasi soru var: 'Bu oyunun içinde misin, dışında mısın?'
AKP merkeze yaklaşmalı, bir merkez partisi olmalı diyenler, bayram edebilir. AKP'nin merkeze kayması, hatta merkezdeki çukuru derinleştirmesi topu topu bir ay aldı. CHP'nin 'demokrasi takıyye'sine geçmesi de yine bir ay.
Türkiye'de siyaseti tanımlayan en önemli şey, siyasetin merkezinde olanların 'demokrasiye ihtiyaç' duymamasıdır. AKP'nin demokrasiye ihtiyaç duyanlardan, duymayan merkez safına geçmesi göz açıp kapatıncaya kadar oldu. Ve Türkiye'de hakikatte var olan tek takıyye, 'mezhebi faşist, görünüşte demokrat' takıyyesi safını da hemen CHP doldurdu.
Resimdeki ucuz demokrat boyanın sahte renkleri Genelkurmay'ın soğuk sularıyla akınca, takke düştü, büyük kel göründü. Bu dazlak kafada olsa olsa birkaç 'demokrat' tel var. Sırf daha şık görünsün diye bu üç-beş teli de polise kazıtıp ortalıkta öyle caka satmak isteyeceklerdir.
Elveda AKP. Bir daha 'demokrasiye ihtiyaç' duyarsan sakın beni arama. İlla ararsan, mesaj makineme Meclis'e sunduğun Polis Yasası'nı madde madde kaydettim, önce onu dinleyip ardından mesaj bırakabilecek yüzün olursa, mesajını dinlerim. Unutmadan, yalnızca yasa değil, 'parmak izi' üzerine 'avuç içi izi' alma önerisi de mesaj makinemde kayıtlı.
Kafamızı boka batırıp onun da izini alın bari de, nerede yaşadığımızı bilelim.
Demokratlar artık yaklaşmakta olan 'seçeneksizlikte' tamamıyla bağımsızdır, bir o kadar da yalnız.
Zaten artık demokrat da demiyorlar, 'steril demokrat' diyorlar.
Bu oyunda ben, 'steril' olmakta bir sakınca görmüyorum. Evde küçük çocuğumuz var.
Biz neyse de, bari ona bir şey bulaşmasın.