Kıçınüstü düşüvermenin gerginliği

12yaşında bir kız gözümün önünde tesettüre girdi. Kapıcının büyük kızı. Geçen gün kapıcıya uğradım. Küçücük masada oturmuş tesettürlü küçücük bir kız gördüm.

12yaşında bir kız gözümün önünde tesettüre girdi. Kapıcının büyük kızı. Geçen gün kapıcıya uğradım. Küçücük masada oturmuş tesettürlü küçücük bir kız gördüm. Başında yemeniden bozma bir türban. Mahcup bakıyor. Epeydir bakışları mahcuplaşmıştı zaten. Ama hicap yalnızca gözlerindeydi. Sonra bir baktım, başında türban.
Annesine sordum, 'Ne iş?' Annesinin taktığı başörtüsü müdür türban mı, ben bugüne kadar çözemedim. Siyasi terziliğim biraz zayıftır. Ama kızının başındaki basbayağı türban. Yemeniden bozma, ama türban. Hatice dedi ki, "Kendi takmak istedi". "Bu yaz Kuran kursuna gitti de." "Böyle mi bundan sonra?" diye sordum. "Bilmem" dedi. "Kendi bilir." "Okula gidecek zaten, çıkarır yine."
Tekrar küçük kızın yüzüne baktım. Bana sanki bir şeyler söylüyor gözleriyle. Sanki 'Ben artık büyüdüm' diyor. Gözlerinde yalnızca mahcubiyet yok. Mahcup bir GURUR da var.
Sonra düşündüm, bir genç kızın GURURUNU kaybetmeden büyümesi kaça patlıyor?
Kanyon'da kaça patlıyor, Akmerkez'de kaça patlıyor, Beşiktaş Pazarı'nda kaça patlıyor? Bu ilk patlamanın artçı patlamaları kaça mal oluyor? Kuyruğuna teneke takmadan, adamakıllı, hakkıyla, 'Batılı, medeni, merkezi' bir arzı endam, zevkiyle, ihtirasıyla, kültürüyle, eğitimiyle kaça patlıyor?
Hemen söyleyeyim. İthal bir kültür olduğumuz için, Batı'dakinin iki-üç misline. Eğitim işin içine girerse 10 misline kadar çıkar. Bu kıza GURURUYLA büyümek bir yemeniye patlamış.
Bedelini ödeyebilirsen hakkıyla 'Batılı' görünürsün. Bedelini ödeyemezsen, sınıfını her ayrıntıda üzerinde taşırsın. Merkezin kötü bir taklidi olursun. Bir de şehirde büyümüşsen, tasarım denen, birden fazla siyasi sembolü bir araya getirip siyasi değilmiş gibi sunma sanatından biraz çakozluyorsan, hep ezik hissedersin kendini. Sınıfsal ezikliğini hayatın her alanında, her anında yaşarsın.
Türban yalnızca kadının saçını örtmüyor.
Hepimizin ayıbını da örtüyor.
Altı üstü, ötesi berisi olmayan kültürümüzün, kültürsüzlüğümüzün ayıbını örtüyor.
Batı'da fakir yok mu? Çok. Batı da fakirine çok şeyi çok görmüş ama GURURU çok görmemiş. Bırakmış isteyen kendi kültürünü yaratsın. Altkültür yaratsın. Kendilerine merkezin dışında bir GURUR yaratsın. Onlar da yaratmış. Müzik yaratmış, kılık kıyafet, edebiyat, hayat tarzı, değer sistemi, dil yaratmış. Üstelik bunu o kadar iyi yapmışlar ki zaman zaman, yukarısı aşağının kuyruğuna takılmış.
Ve/fakat siz ne yapmışsınız? Merkezde kültür diye bir nokta yaratmışsınız. Buna Atatürkçülük adını vermişsiniz. Bu bir nokta. Bir 'espas', bir mekân değil, yalnızca bir nokta. Ve sonra, o noktanın dışında hiçbir şeye tahammül edememişsiniz. Avrupa'ya tahammül edememişsiniz.
Solculuğa tahammül edememişsiniz. Halbuki bu sizin altkültürünüzdü.
Arabeske tahammül edememişsiniz. Buradan bile size bir altkültür çıkardı.
Heavy Metal'ciye, Punk'a, gay'lere, transseksüellere, piknikçilere, edebiyata, sinemaya, sanata, cinsel özgürlüğe tahammül edememişsiniz.
Öz olmayan Türkçeye, boz olmayan tarihe tahammül edememişsiniz.
Altınızda kimin aklına ne çıkış yolu geldiyse, tahammül edememişsiniz.
Kim sizin gururunuzu ödünç almadan kendine bir GURUR SİSTEMİ kurmaya çalışsa, tahammül edememişsiniz.
Dünyanın en büyük şairlerinden birine, Nobel ödülü alan bir yazara, tahammül edememişsiniz.
Altınız, üstünüz, sağınız solunuz bomboş kalmış. Ordunun üfürüğüyle kendinizi yerden yukarıda hissetmişsiniz. Ordunun üfürüğü yetmeyince kıçüstü oturmuşsunuz. Buna da şaşırıyorsunuz.
Hiçbir kültür yok altınızda. Lise müdürü, albay, subay hanımı tiplemesinden başka. Altınız bomboş.
Evet, türban siyasi bir simge, ama anlamadığınız, yalnızca İslami bir simge değil. Sizin bütün tahammülsüzlüklerinizin simgesi. Sizin zorla boş bıraktırdığınız alanları sessizce doldurma çabası.
Evet bizler AKP'yi destekledik. AKP'nin altı üstü olduğu için destekledik. Önünde bir yol olduğu için destekledik. AKP, Türkiye'yi arzuladığımız demokrasiye götürür mü? Bunu kestirmek zor. Ama kesin olan bir şey var. Sizin Türkiye'yi götüreceğiniz hiçbir yer yok. Çünkü altınızda hiçbir şey yok. Kibrinizden üstünüzde de bir şey yok. Yani hareket özürlüsünüz. Ayaklarınız ve kafanız yok.
Sizin siyasi sonunuzu hazırlayan, benimle kapıcımı size karşı ortak eden şeyi en insani haliyle söyleyeyim. 'İnsanların GURURUYLA oynamak'. İnsanların gururunu düzenlemek, denetlemek, merkezden karneyle gurur dağıtmak.
İşin özeti çok yıllar önce bir minibüsün arkasında gördüğüm bir cümlede gizli.
'BİZE HAYAT YOK BU YAŞAMDA'
Yaşam sizin olsun, ama artık hayat da bizim.
Gerilmeyin canlarım, bu böyle olsun siz istediniz.
Örevizyon+Kuğu Gölü+Dede Efendi+bir-iki tangoyla yine iyi yol yaptınız.