Pazar kahvaltısına sahanda yumurta

Bütün Türkiye'ye tek elden hitap edebilen muktedir bir köşe abisi tadında, sahanda yumurta kıvamında bir yazı da ben yazmak istiyorum artık. Bilmem bilir misiniz?

Bütün Türkiye'ye tek elden hitap edebilen muktedir bir köşe abisi tadında, sahanda yumurta kıvamında bir yazı da ben yazmak istiyorum artık. Bilmem bilir misiniz? Bazı ünlü şefler, kendilerine yamak seçerken hevesli adayları 'sahanda yumurta sınavı'ndan geçirirlermiş.
Varsayımları da şöyleymiş, 'Sahanda yumurtayı mükemmel yapamayandan aşçı maşçı olmaz.'
Seçimlerden önce bir çift yumurta ben de kırsam iyi olur hani.
Bir balıkçı tezgâhının mermerinde buzlar üzerinde yatan bir sazan, yanındaki hamsiye sorar:
"Arkadaş çok merak ettim, epeydir burada yan yanayız, sen sağcı mısın, solcu musun?
Yani sağa doğru mu yüzmeyi seversin suda?
Yoksa sola doğru mu?"
Hamsi cevap verir: "Suda olsak söyleyebilirim de. Ama değiliz. Ve ben öncelikle suda yüzmeyi severim."
Sazan şaşkınlıkla gözlerini daha da açar: "Çok ilginç bir siyasi duruş."
"Yani bir siyasi görüşün yok, öyle mi?"
Hamsi cevap verir: "Benim şu anda siyasi görüşüm basit: Su yoksa, ne kadar kuyruk sallarsan salla, ne tarafa sallarsan salla, hiçbir yere gidemezsin. Ama çok merak ediyorsan şu anda sağa doğru çırpınıyorum."
Sazan rahatlamıştır: "Demek sağcısın."
Hamsi cevap verir: "Valla öyle istiyorsan öyle olsun, ama işin aslı, şu sağ tarafta aşağıda bir kova su duruyor da, bir umut, şuradan kayıverip içine düşebilir miyim diye debeleniyorum."
Sazan önce tereddüt eder, ama sonra dayanamaz konuşur: "Arkadaşım yanlış yapıyorsun. Suda değiliz, buz üstündeyiz ya. Sağa doğru gitmek istiyorsan, sola doğru çırpınacaksın. Buzda işler biraz değişiyor. Bir yerde okumuştum, buz üstünde mesela bir arabayı sağa doğru götürmek istiyorsan, direksiyonu sola doğru çevirmen gerekiyor. Sola doğru götürmek istiyorsan sağa. Kaygan zeminde anlayacağın işler biraz tersine."
Hamsi: "Suyu bu yüzden seviyorum ya işte. Suyun içinde böyle terslikler hiç olmuyor. Şimdi benim de kafam allak bullak oldu. Sonunda ben de merak ettim be kardeşim. Sen sağcı mısın, solcu mu?"
Sazan, "Ben laik, Cumhuriyetçi ve solcuyum."
Hamsi, "Nasıl yani?"
Sazan, "Yani, ben balıkçıyı sudan daha çok severim. Beni suda başka bir balık mideye indireceğine, bir insan mideye indirsin isterim. İnsanlara zaafım var. Özellikle bizim balıkçıya.
Bak o beni kimseye satmaz, kendi yer, görürüsün. Hiç olmazsa beni kimin yiyeceğini biliyorum. Ayrıca, suyun içinde hangi balığın nereye gideceği, nereden geleceği belli olmuyor. Burada öyle mi? Bak hepimiz omuz omuzayız."
Hamsi: "Valla kafamı iyice karıştırdın, ama ben yine de suyu istiyorum."
Sazan: "Senin durumun benden daha kötü. Benim insanlara zaafım var. Seninki daha da beter. Çünkü sen, kendini insan sanıyorsun. Balığın kendini bilmeme hali işte. Senin önceliklerin bir balığın öncelikleri değil. Rahat yaşamışsın bugüne kadar, besbelli."
Zor iş bu sahanda yumurta, pek kıvıramadım, ama bugün tatile çıkıyorum, hoşgörün artık.
Güneyde bir yerde, derisini yüzüp, kılıçığını ayıklayıp mideye indirmeden önce her balığa mutlaka sorucam, 'Ey balık, sağcı mısın, solcu mu?' Bana fark etmez de, belli ki onlar için pek önemli bu.