Profesyonel miyiz? Amatör mü?

Her Türk asker doğardı. Derken geliştik. </br>Şimdi bazılarımız asker doğuyor bazılarımız Genelkurmay Başkanı.

Her Türk asker doğardı. Derken geliştik.
Şimdi bazılarımız asker doğuyor bazılarımız Genelkurmay Başkanı. Yakında daha da gelişip hepimiz Genelkurmay Başkanı doğunca, işte o zaman amatör ordudan vazgeçip tam profesyonel bir ordu kurma zamanıdır. Amerika öyle yapmadı mı? Fransa öyle yapmadı mı?
Profesyonel ordunun en hoş yanlarından biri, olan bitenin toplumun vicdanından ve vicdansızlığından uzak tutulmasıdır. Profesyonel bir ordun yoksa 'Batı'nın yeni mezalimine' ortak olamazsın. Batı'ya ortak olamazsın. Kimilerinin deyimiyle Batı'nın yeni 'militer hümanizmine' ortak olamazsın.
Batı önce dini devletten ayırmıştır. Dini devletten ayırınca dinden boşalan yeri (transandantal olmayan) dünyevi bir hümanizmayla doldurmuştur. Bu pozitif hümanizma daha sonraları miliyetçiliği öldürmeye başlayıp devletleri hantal hale getirince de, gelsin profesyonel ordular. Dini devletten ayırdık, artık hümanizmi de devletten ayıralım. İnsani hiçbir şey kalmasın. En azından dış politikada. Ya da AB gibi, hümanizmi dışlayıcı bir kimlik olarak kullanalım. (Hümanizmden bihaber olan her şeye müstahaktır.)
Vietnam'la Irak'ı karşılaştırmak işte bu yüzden külliyen yanlıştır. Ve dahası bu karşılaştırma yepyeni bir gerçeği gizlemektedir. Profesyonel orduların ne demek olduğu gerçeğini. Amatör ordulara köşelerinden başkumandanlık yapanlara bu gerçeği en azından hatırlatmak zorundayım. Orantısız savaşlar devrinde yaşıyoruz. Ve orantısız savaşları amatör ordularla yapmanın sonu Vietnam olur. Bir gün her bedelin ödenemeyeceği aniden hatırlanır. Halbuki profesyonel ordu öyle midir? Amerika, Vietnam'dan başı önünde tırsıp ayrılır. Geriye Rambo kalır. Ama şimdi Amerika, Irak'tan ilelebet çıkmasa, ne olur sanıyorsunuz? Hiçbir şey. Bütün maliyet para. İnsani maliyeti sıfır Amerika'ya. Ölen Amerikan askerleri iş kazasıdır. Aileleri için de son kertede böyledir. Ölen Iraklıların ise zaten hepsi 'terörist'.
İşte Batı'nın yeni vicdanı budur. Profesyonel ordular, 'global' ordulardır. Amatör ordular, milletlerin, yani kontrolsüz, geri kalmış kimliklerin orduları.
Eğer Türk ordusu profesyonel bir ordu olsaydı, Amerika, Türkiye'nin Irak'a girmesine hiçbir zaman karşı çıkmazdı, hatta sonuna kadar desteklerdi. Avrupa için de aynı şey geçerli. Batı'nın korkusu Türkiye'nin Irak'a amatör bir orduyla girmesidir. Halbuki profesyonel bir orduyla girseydi, 'global' bir orduyla girmiş sayılırdı. O takdirde, milletlerin vicdanı veya vicdansızlığı hesaba katılmadan her şey kapalı kapılar ardında çok kolay kontrol edilirdi.
Şu anda Amerika'nın ve Avrupa'nın Türkiye'ye yarım gönüllü desteğinin arkasında bu zihniyet vardır. Amatör orduyla giriyorsunuz, biz profesyonellerin işine karışıyorsunuz, bari işi 'profesyonelce' halledin.
Irak harekâtı, Türkiye'nin demokrasi ve hümanizm üzerinden değil, ama militarizm üzerinden Batı'ya kabul edilip edilmeyeceğinin bir imtihanıdır.
Türk ordusunun bir an önce 'profesyonelleşmesini' savunanlar, bu gerçeği ya açık açık gören ya da sezen kişilerdir. Tercih, iki ucu boklu bir değnektir. Eski militarizm mi? Yeni militarizm mi? Yeni militarizmde ordular ülkenin iç siyasetinde eskisinden çok daha az söz sahibi olmalarına rağmen, dış siyasetinde görünenden çok daha fazla söz sahibidirler. Zaten bu yeni yapılanmada bazı şeyler öyle kolay kolay görünmez. Medya profesyonel ordularla amatörlerle ilgilendiği gibi ilgilenmez. Rahat bırakır.
Türk ordusunun profesyonelleşmesi, demokrasi ve hümanizm üzerinden bir türlü Batı'ya eklemlenemeyen Türkiye'yi, en iyi becerdiği şey, 'militarizm' üzerinden Batı'ya davet etmektir.
Kimileri tarafından bu bir komplo olarak görülür. Ama daveti yapanların kafasında bu hakiki bir davettir. Büyük masaya davet. Öyle milliyetçilikle falan uğraşmadan dünyayı paylaşmaya davet.
Temiz ellerle katliama davet.
Türkiye bu işi Batılı dostlarının kıvamında ve tadında hallederse, Amerika ve Avrupa bize karşı olmayacaktır. Yok, kimilerinin çok hoşuna gittiği gibi babadan kalma usullerle halletmeye kalkarsak, karşımızda herkesi bulacağız. Büyük ikilem budur.
Peki ya ikisine de karşı olanlar? Teröre karşı savaşta orantısız güç kullanılmasın diyenler. Dünyadaki mezalimin neredeyse hepsi terör ve ona karşı kullanılan orantısız güçten kaynaklanıyor diyenler.
Bu kişiler dünyanın her yerinde marjinal oğlu marjinaldir. Bu kişiler memleketimde birer mikrop olarak telakki edilir. Batı'da ise olsa olsa Batı'nın ekşiyen sütünü yoğurt yapmaya yarayan 'faydalı bakterilerdir.'
Batı, toplumunun yalnızca etinden sütünden değil 'marjinal bokundan' bile faydalanmayı bilir.
Batı demokrasisi aynı zamanda 'hınzır bir kavimcilik' olmasaydı, kimin işine yarardı?
Bütün dünyanın işine yarardı. Hatta çoktan yaramıştı bile.