Proleter İtalya burjuva Avrupa'ya karşı

Bir zamanlar, İtalya'nın en sosyalist gazetesinin, en sosyalist bir yazarı vardı , proleterya, burjuvazi, sınıf savaşları derken, derdi bir türlü bitmezdi, çünkü bütün bu laflar asla onun istediği süratte, istediği yere gitmezdi.

Bir zamanlar, İtalya'nın en sosyalist gazetesinin, en sosyalist bir yazarı vardı , proleterya, burjuvazi, sınıf savaşları derken, derdi bir türlü bitmezdi, çünkü bütün bu laflar asla onun istediği süratte, istediği yere gitmezdi.
Kendine göre de haklıydı. Proleterya, üstadın yazdığı kadar enternasyonal değildi. Onun köylüsü, işçisi sersefil Amerika'lara göçerken, Avrupa'nın keyfi tıkırındaydı.
Bir gün yazdığı sayfaya dalgın dalgın bakarken, cümlelerin arasından 4 adet kelime sayfadaki diğer kelimelerden adeta ayrıldı, canlandı, uçtu ve masaya kondu. 4 adet kelime masanın üzerinde yan yana duruyordu: İtalya, Proleter, Avrupa, Burjuva.
Şaşkınlıkla olup biteni seyrederken, birden 'gerçeği' gördü. Proleter olan bir sınıf değil İtalya'nın tümüydü, burjuva ise Avrupa'ydı. (Tabii o zamanlar Avrupa'dan ne anlaşılıyorsa...)
Ertesi günkü yazısında, daha önce hiç yan yana gelmemiş kelimeleri bir araya getirerek, ilk defa sosyalist terimlerle ulusalcı bir mücadeleyi tanımladı:
"Proleter İtalya, burjuva Avrupa'ya karşı".
Mussolini için küçük, insanlık için büyük bir adım. Faşizm,
o gün İtalya'nın rahmine düştü, hem de sosyalist bir gazetede.
Sol şeritte teoriler, hizipler, bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar vardı. Halbuki sağ şeritte, inanılmaz sadelikte ve basitlikte, lokum gibi bir milliyetçilik duruyordu, Benito, aniden direksiyonu sol şeritten sağ şeride kırdı, sinyal bile yakmadan, o meşhur kolunu camdan çıkarıp bir işaret bile çakmadan.
Sağ şerit, sol şerit birbirine girdi, ama o nasılsa, aradan sıyrıldı. Aniden milliyetçi oldu demek zor, ilk görüşte aşk gibi, tabir caizse 'milliyetçici' oldu. İhtiyacı olan kudret onlarda mevcuttu, İtalya da aynı şeyleri Benito için hissetti.
Bir süre sonra kelimeler anlamını yitirdi, karşılıklı bir dans başladı, Benito'dan vücut çalımları, İtalya'dan inlemeler, Benito'dan sert reveranslar, İtalya'dan çığlıklar. Ve bu birliktelikten doğan şeyin
ismini koydular : Faşizm.
Faşizm başlangıçta öyle korkunç bir isim değildi, 'birlikçilik' demekti, ezilen İtalya'nın birlik olma arzusuydu. Sonra bütün İtalya, Benito'ya dört kelimede vahiy edilen savaşa davet edildi. Birlik, seferberliğe döndü, katılmayanlar hain ilan edildi. Derken, direksiyonu daha da sağa kırdıkça, Avrupa'nın bir ucundan bir ucuna, zincirleme kazalar meydana geldi.
Bugünlerde Benito'nun devrinin kesif kokusu var havada. 'Solcu' birileri kürsülerde dans ediyor, kolunu soldan sağa sallıyor "Miliyetçilikten korkmayın diyor, milliyetçilik bu toplumun harcıdır".
O halde söylüyorum, 'milliyetçilik'ten korkmuyoruz, en sağda, kendi şeridinde, kendi yolunda (belki de artık sizin solunuzda) gidenlerin milliyetçiliğinden bile korkmuyoruz, ama sizin milliyetçiliğinizden özellikle korkuyoruz, çünkü siz trafik kurallarına uymuyorsunuz, direksiyonu soldan sağa çevirip, onun bunun üsütüne sürüyorsunuz, insanların can emniyetini hiçe sayıyorsunuz.
'Harç'tan da korkmuyoruz, ama gelin görün ki sizin arzunuz, japon yapıştırıcı kıvamında bir şey. Birbirinden farklı bütün millliyetçilikleri siyam ikizleri gibi kafalarından birbirine yapıştırıp, tek vücut olmanın bile ötesinde, tek kafa olmayı arzuluyorsunuz.
Bütün milliyetçiliklerin tek bir milliyetçilik haline geldiği noktada, ya gerçekten göğüs göğüse cephede vatan uğruna savaştayızdır, ya da Benito'nun yolunda.
Faşizmi siyasi bilimciler nasıl tarif ederlerse etsinler (Tarihi tarihçilere bıraktık, siyaseti siyaset bilimcilere bırakmamak henüz suç değilken, bir iki laf edelim). Faşizm, birilerinin bir savaş, bir komplo tahayyül edip, herkesi bu savaşa davet etme halidir. Bu savaşı reddedenleri, ya da bundan daha önemli başka bir savaşın içinde olduğunu söyleyenleri 'hainleştirme' sanatıdır.
Irkçılığa gelince, faşizm zurnasının son deliğidir, zurnayı inletip durmazsanız, son delikten olsa olsa, bir iki küçük edepsiz şaka dökülür. O kadar.
Irkçıyız-değiliz, ırkız-değiliz, sertiz-yumuşağız papatya falının sona ermesi dileğiyle.
Beyhude bir not: 'Yalnızca biz, Türk soyu, ırkçı değiliz, olamayız' demek bile, en babasından ırkçı bir cümledir. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Anlayan Arap olsun.