Türkiye farkı

Ahmedinecad &quot;İran'da homoseksüel yoktur.&quot; dedi. Bunu Amerika'nın en ünlü üniversitelerinden birinin anfisinde söyledi.</br>Salon kahkahaya boğuldu.

Ahmedinecad "İran'da homoseksüel yoktur." dedi. Bunu Amerika'nın en ünlü üniversitelerinden birinin anfisinde söyledi.
Salon kahkahaya boğuldu. Ahmedinecad'a sorulan soru İran'daki homoseksüel haklarıyla ilgiliydi.
O da bu sözlere 'Homoseksüel yok ki hakkı olsun' manasında bir cevap verdi.
Bu cümlede kimsenin üstünde durmadığı ilginç bir şey var. Bu cevap Ahmedinecad'ın 'İnsan Hakları Beyannamesi'nin reddi değildir. Tam tersine kabulüdür. Yani Ahmedinecad homoseksüellerin haklarına karşı değil. Memleketinde homoseksüel olsa gayet tabii ki hakları olacak. Ama gelin görün ki yok.
Ahmedinecad, Batı'ya doğru ya da yanlış sadece enformasyon verebiliyor, bir görüş arz edemiyor.
Burada son derece absürd olan, büyük bir boyun eğişle büyük bir karşı çıkışın aynı üç kelimede iç içe, alt alta, üst üste hercümerç olmasıdır.
Ahmedinecad, Batı'yla yüz yüze geldiğinde Lut kavminden, Ortadoks Müslümanlığın homoseksüelliğe nasıl baktığından bahsetmeyi seçmiyor. Bunun yerine İran'da homoseksüel yoktur diyor. Bu, Batı söylemine tam teslimiyetle, tam karşı çıkışın ezik bir bileşimidir. İddialı eziklik insanları güldürür. Hem de çok güldürür.
Bu durumu 'takiye'yle karıştırmamak lazım. Ahmedinecad takiye yapıyor olsaydı. 'Evet homoseksüel vardır. Onlar da gayet tabii insandır. Onları da Allah yaratmıştır' gibi sonu bir yere varmayan cevap verirdi. Takiye yapan inandırıcı olmaya çalışır.
Kimileri bu olayda Ahmedinecad'a gülenlerin saygısız olduğunu, onu hem misafir edip hem de aşağıladıklarını söyledi. Burada kendini
aşağılayan, tam bir teslimiyetle tam bir karşı çıkışı beş yaşında bir çocuk gibi aynı bünyede barındırmayı başaran Ahmedinecad'dır. Aniden beş yaşında bir çocuk gibi konuşun bakalım herkes gülmüyor mu? Hele bir cumhurbaşkanıysanız.
İnternette Ahmedinecad'ın bu çıkışını 'helal olsun' diye karşılayan birçok insana rastladım. Burada mesele bu insanların neye taraftar olduğu değil. Ahmedinecad homoseksüeller üzerine hakikaten ne düşündüğünü söyleyebilseydi, birileri için kahraman olabilirdi. Bunu anlarım. Ama bu haliyle takdirin ciddi bir tedaviye ihtiyacı var. Çünkü bu insanlar, çaresizliği ve ezikliği kahramanlık telakki edebilmektedirler. Önümüzdeki yüzyılı kana bulayacak hastalık, işte bu hastalık ve bu hastalığın siyasetidir.
Trajikomik olanı kahramanlaştırma kabiliyeti. Sürekli daha çok karton kahramanlar yaratma becerisi. Ve medya sayesinde bu beceriyi her gün daha da geliştirme imkânı.
Şimdi bir de bize bakın. Kürt yoktur. Varsa bile yoktur çünkü üst kimliği Türk'tür. Alevi yoktur. Varsa bile yoktur, çünkü mezhep değildir. 'Ermeni soykırımı vardır' diyen yoktur. Varsa bile yoktur, çünkü bizden değildir. Türkiye'nin üniter bir devlet olmasına karşı olan yoktur. Varsa bile yoktur, çünkü haindir.
Ahmedinecad'ın İslam adına yaptığı trajikomik 'yokluk' siyasetini biz de milliyetçilik adına aynı tatta ve kıvamda yapabiliyoruz. Fakat İran kadar bile olamıyoruz. İran Cumhuriyeti'nin başında en azından İslam kelimesi var. Acaba anayasada Türkiye Cumhuriyeti'nin başına mesela 'milliyetçi' ibaresi koysak, herkes daha rahat etmez mi? Herkes hanyayı konyayı daha rahat hazmetmez mi? Her şey yerli yerine oturmaz mı?
Milliyetçi Türkiye Cumhuriyeti. Nasıl duruyor? Aslında istediğimiz bu değil mi? Değişmez, değiştirelemez, değişmesi tartışılamaz ne varsa varsa bunları kaldırıp ismimizin başına koymak.
Böyle olsa, 'varlık' ve 'seçenek' üzerinde değil 'yokluk' ve 'seçeneksizlik' üzerinde duran siyasetimiz Ahmedinecad'ınki gibi daha ateşli taraftarlar toplamaz mı? Hem o zaman, kimse mesela İkinci Milliyetçi Cumhuriyet falan da kurmaya kalkmaz.
Bunu engelleyen bir şey var mı? Siyaset tartışıyoruz diye sabah akşam tartıştığımız bu değil mi? Ama o zaman İran'a bakıp ne kadar da gelişmişiz diyemeyiz. Çünkü biz milletçe takiyeciyiz. Çünkü hâlâ inandırıcı olmaya çalışıyoruz. İran ise inandırıcı olmaktan vazgeçmiş. Çok büyük bir fark. Korumak lazım.