Türkiye'de Tanrı var mı?

Dostoyevski'nin 'Tanrı sorunsalı' enteresan bir sorunsaldır. Basitliği yüzünden enteresandır. 'Tanrı yoksa her şey ama her şey mübahtır.'

Dostoyevski'nin 'Tanrı sorunsalı' enteresan bir sorunsaldır. Basitliği yüzünden enteresandır. 'Tanrı yoksa her şey ama her şey mübahtır.'
Aslında Dostoyevski, ahlakı ve Tanrı'yı bir ve aynı şey olarak görür, ortaya attığı sorunsalın basitliği bundandır. Tanrı yoksa ahlak da yoktur. En azından ahlaka gerek yoktur.
Ama Dostoyevski'nin kafa kurcalayan, bazen de insanı baştan çıkaran meselesi burada bitmez. Çünkü, daha da enteresan olan bu önermenin tersidir. Ahlâk yoksa, Tanrı da yoktur.
İşte bu noktada Dostoyevski'nin basitliği insan denen garibanın taşımakta güçlük çekeceği bir karmaşaya kavuşur. 'Küçük bir çocuğa işkence edilen bir dünyada Tanrı yoktur' diye isyan eden Dostoyevski, zaman zaman da 'Tanrı'nın olduğu bir dünyada küçük bir çocuğa işkence edilmemeli' diye düşünür. Yani 'insanlık hali'ne şahit olmanın getirdiği şüpheyle, inancın mahsulü şevk arasında bocalar durur.
Dostoyevski'nin teolojisi bir anlamda 'ateist' bir teolojidir. Kutsal kitaplar üzerinden ilerlemez. Dostoyevski'nin dünyasında 'Niye?' diye soran kişi inançlıdır, ahlaki bir meselesi vardır. 'Niye olmasın?' diye soran kişi inançsızdır ve onun için her şey mübahtır. Dostoyevski'yi büyük yapan da belki budur. İnançlı bir Hıristiyan olmasına rağmen, Tanrı'yı kendi inancı, kendi kitabı üzerinden değil, evrensel kavramlar üzerinden tartışmış olmasıdır.
Batı, Tanrı üzerinden yüzyıllarca ahlakı tartışmıştır, Uzakdoğu ahlakı, 'her şey üzerinden' binlerce yıl tartışmıştır. Biz ise medeniyetlerin daha ziyade çarpışarak büyük bir kaza yaptığı ortamda ahlakı yalnızca bir lise dersi olarak biliriz ve gökten yurdumuzun üzerine düşmesini bekleriz. Ne yazık ki kitaplar gökten iniyor ama ahlak gökten inmiyor. Ahlak beşeridir ve üzerinde durulmazsa şaşabilir.
Bugün memleketimize baktığınızda kaç kişi bulabilirsiniz, hangi kesimden olursa olsun, 'Niye?' sorusunu soran. Memleketimizde gittikçe 'Niye olmasın?' sorusu büyük bir hırsla 'Niye?' sorusunun yerini almaktadır.
Irak'a girelim mi?
Burada 'Niye' sorusuna cevap vermek deveye hendek atlatmaya benzer.
Ama Türkiye 'Niye olmasın'ı sever.
Amerika girmiş, PKK orada, ordumuz büyük, halkımız huzursuz, 'E, Niye olmasın?' Valla meseleyi böyle koyarsanız, girelim o zaman.
'Niye olmasın'cılar cesurdur, 'Niye'ciler korkak. 'Niye olmasın'cılar süratlidir, 'Niye'ciler hantal. 'Niye olmasın'cılar kahramandır, 'Niye'ciler teslimiyetçi ve vatan haini. 'Niye olmasın'cılar külyutmazdır, 'Niye'ciler şaşkın ve saf. 'Niye olmasın'cılar gerçekçidir, 'reel'dir, 'Niye'cilerin aklı bir karış havada. 'Niye olmasın'cılar mütevazı ve halkçıdır, 'Niye'ciler mağrur ve entel.
Halbuki ahlakı tartışmayı başarabilmiş toplumlarda bunun cevabı basittir. 'Niye'cilerin bir 'ahlak meselesi' vardır. 'Niye olmasın'cıların, şu veya bu nedenle yoktur. O kadar.
İşin en garibi, 'Niye'cilere Türkiye'de bugünlerde 'liberal' deniyor. 'Niye olmasın'cılara ise canı ne isterse, milliyetçi, bağımsızlık yanlısı, Cumhuriyetçi, demokrat, hatta liberal, duruma göre, ne gerekirse.
Demokrasilerde asker vesayeti olmaz dersin. Binbir renkte 'Niye olmasın?' cevabı alırsın. Birey ölçeğinde de durum aynıdır. 'Devrimci' bir yönetmen 'değme faşist' bir film yönetir. 'Niye?' diye sorarsın. Cevap basittir. 'Niye olmasın?'
Bu 'Niye olmasın' meşrebi o raddeye varmıştır ki, artık memleketimizde bunu temsil eden bir siyasi parti bile vardır. Adını da hızlı hareket etme kabiliyetinden almış olsa gerek, o parti, evet bildiniz, 'Genç Parti'dir.
Türkiye'nin zaafının kendi zaaflarıyla örtüştüğünü keşfeden Cem Uzan, Türkiye'nin partisini, 'Niye olmasın' partisini kurmuş ve bir çırpıda son sürat büyütmüştür. Bu muammaya kısa bir süre şaşıran Türkiye, sonra cevabını hemen bulmuş ve rahatlamıştır: 'Niye olmasın?'
Genç Parti programı küçük küçük ilan edilebilir kıvamdadır. Çünkü Türkiye'nin bütün 'Niye olmasın'larını eksiksiz sıralamaktadır. Yarın Meclis'e girerse ve bu partiyle birileri koalisyona giderse, işte o koalisyonun adı da 'Niye olmasın' koalisyonu olacaktır.
Evet, Türkiye 'Olmazlar' demokrasisinden, 'Niye olmasın' demokrasisine geçmeyi başarmıştır. Belki bir gün, öyle kendiliğinden 'Niye' demokrasisine de geçiverecektir.
Di mi? Niye olmasın?
Not: Bu arada Oyakbank, 'PKK yardakçısı' Hollandalılara satılmış. Niye olmasın?
Hollandalılar niye PKK yardakçısı? Niye olmasın?
Ordunun bankası niye var? Niye olmasın?