Türkiye'ye nasıl bir sol gerekiyor?

Memleketimde böyle sorulara cevap aramak çaplı ve oturaklı kişilerin hakkı ve ödevidir.

Memleketimde böyle sorulara cevap aramak çaplı ve oturaklı kişilerin hakkı ve ödevidir.
1 Nisan'ı bekleyemedim, yeni yılın hayrına belki hoş görülür diye sokuyorum elimi taşın altına.
Konunun derinliğinden, köşenin sığlığından şikâyet etmeyeceğim. Benim ilmime cihanın bu küçük köşesinde yer yok diye ter ter tepinmeyeceğim..
Bakın ne kadar sığ bir düşüncem var.
Türkiye'de kabul edersiniz ki bugüne kadar temelinde kimlik siyaseti yapıldı. Kimlik siyaseti Türkiye'ye has bir şey değil. Dünyanın her yanında var. Ama bizimki kadar kapalı kimlikler dünyanın çok az yerinde var. Yalnızca bacasından girişi olan kimlikler bizim spesiyalitemiz. Açık siyasetler Türkiye'de askeri darbelerden bile daha seyrek görülen bir şey. Bu yüzden her ortaya çıktıklarında fena sarsıyorlar memleketi.
Hadi Menderes'i saymayalım. Çünkü onunki açıktan ziyade açılışın bizzat kendisiydi. Daha sonra Özal. Şimdi de Tayyip Erdoğan kimliklerini açmayı başardılar. Bu arada Ecevit'in de hakkını yememek lazım. Soldan kapıyı aralamayı bir kez olsun o başardı.
Türkiye'de kimlik işi zordur. Biri çıkar, Türksün ama Türklükten haberin yok der. Türklük sokakta, dağda insan avlıyor. Hadi buyur. Vazgeçersin.
Gerçek Türk olamazsın. Biri çıkar harama bulaştığını, kelama sataştığını söyler. Müslüman olamazsın. Marksistim dersin. Dediğin anda revizyonist, işbirlikçi, komprador vesaire olursun, büyük bir skolastiğe gömülürsün ve 87'ye bölünürsün.
Senin kendine ne dediğin önemli değildir. Diğerlerinin sana ne dediği önemlidir. Mahalle baskısı bu mudur yoksa? Halbuki açık siyaset senin kendine ne dediğin üzerinden yapılır. Hadi bırakalım dar kimlikleri. Buyurun kendinize en genişinden bir solcu deyin hele. Sonra, vay halinize. Bir tek kendine sağcı diyenlerden hesap sormaz yandaşları. Böyle sağcılık olmaz diye bir şey mesela ömrümde duymadım bu memlekette. Diğer siyasetler büyük meşakkatle bütün enerjilerini 'kimlik düzenlemeye' harcarken, bu dertten mustarip olmayan sağ, kazandığı enerji ve vakitle zaman zaman vizyonumsu bir şeyler üretebildi. Nadiren de olsa bir gelecek duygusu yaratabildi.
Sonra da herkes saçını başını yolar, bu millet özünde sağcıdır diye. Hayır, bu millet özünde açıklık taraftarı. Açıklık zaman zaman sağın şiarı olduysa, bu, bu milletin suçu değil. Her millet açıklık taraftarıdır. Kapalı kimliklerle baş edebilecek vakte ancak siyasetçiler sahiptir. Vatandaş baş edemez. Vatandaş açık siyaset ister. Bütün akşamlarını kim sağcıdır kim solcudur diye sizinle münazaralaşarak geçirmelerini beklemiyorsunuz herhalde. Bekliyorsanız, hepsine maaş bağlamanız lazım.
Halbuki geniş anlamıyla solculuk basittir.
Refahı ve iktidarı paylaşma talebidir. Bu arzunun altrüistik veya isyankâr bir nedeni de olabilir, 'Herkes müreffeh olmadan ben kendi refahımı doğru dürüst yaşayamam' gibi bencilce bir nedeni de. Öyle çok sınıfsal bir tercih de değildir. Daha ziyade vicdani bir tercihtir.
Türkiye'de açık bir sol siyaset niye mümkün değildir? Solculuk açık değil koyu bir şeydir. Ondan mı?
Yoksa önü, kapısı açık olursa, solculuğun edebiyatı berheva olur, solculuk derin bir ihtisas alanı olmaktan çıkar. Ondan mı? Yoksa yeni liderlere de açık olur. Ondan mı? Bu 'yoksa'ları uzatmayacağım. Çünkü ben kendini bilmez, yazı bitmeden solun meselesini halletmek iddiasındayım.
Demokratlık, hadi onda da anlaşamıyorsan, yüzde 100 tavizsiz bir anti-cuntacılık.
Ekonomik büyüme endekslerine karşı İnsani Gelişme Endeksi. İlla AB yolunda olmasa bile AB müktesebatı konusunda hızla ilerleme. Ve unutmadan, hukukun üstünlüğü ve askeri olmayan bir Anayasa. Ve bağımsız bir yargı. Ve vatandaşın hesap sorabileceği bir asker ve polis. Ermenistan'a kapıları acilen açmak. Kuzey Irak'la kapıları hiçbir zaman ama hiçbir zaman kapamamak. Kürt meselesi konusunda Kürtlere, Kıbrıs meselesi konusunda Kıbrıslılara kulak vermek. Ve son olarak, anti-globalist kahramanlık şiirlerini Kuvayı Milliye gözyaşları dökmeden dinleyebilmek.
İşte sana geniş zemin, işte sana Açık Sol.
Eyvah, bunların hepsini neredeyse AKP kaptı kapacak. Yoksa yine sağa mı kaydım ne?
Bu açıklık zor iş. Zaman kaybedersen zemin de altından kayıveriyor. Bir İnsani Gelişme Endeksi kaldı geriye. Başlamak için İnsani Gelişme Endeksi yeter mi sana ey Sol?
İnsanlara iyi geliyor da. Benden söylemesi.
2008 Türkiye'ye muhalefet getirsin. Adı 'Açık Sol' olamıyorsa, 'Açık Muhalefet' olsun.
Yeter ki 'korku'suz olsun. Bir de bu işi allahaşkına reklamcı eskilerine bırakmayın.
Ele güne bizi de kendinizi de rezil etmeyin.
Siz ölümsüzler ismini koyun, biz faniler tanıtırız.