Yeni bir turizm kolu önerisi: 'Marjinal aydın' turizmi

Gel Avrupalı gel! Gel Malmölü emlak danışmanı gel!</br>Gel Parisli at kasabı gel! Gel Londralı metro kondüktörü gel! </br>Türkiye'ye gel. Gel de sana yıllardır hasret olduğun heyecanı yaşatalım.

Gel Avrupalı gel! Gel Malmölü emlak danışmanı gel!
Gel Parisli at kasabı gel! Gel Londralı metro kondüktörü gel!
Türkiye'ye gel. Gel de sana yıllardır hasret olduğun heyecanı yaşatalım. Gel seni vasatlığın ipsiz dipsiz kuyularından kurtaralım.
Gel seni karının gözünde trajik bir kahraman yapalım. Gel seni çocuğunun gözünde altından hiçbir zaman kalkamayacağı 'rol modeli' yapalım.
Gel seni 'marjinal aydın' yapalım, 'marjinal yazar' yapalım.
Biz de Avrupa'da yaşadık, biraz biliriz. Avrupa sıkıcıdır. Hayat üstüne gelmez. Devlet üstüne gelmez. Milletin hassasiyeti üstüne gelmez. Hiçbir şey üstüne gelmeyince, vasatlığınla baş başa kalırsın. Şahsi çabalarınla belki buna bir çözüm bulursun, belki bulamazsın.
Eğer bir çözüm bulamadıysan, gel. Bir-iki haftalık Türkiye seyahatiyle şirketimiz sana ömür boyu yaşayamayacağın kadar heyecan, hakaret, hayranlık, düşmanlık, sivrilik, başıbozukluk, hainlik, kahramanlık, beyhudelik ve 'memleket meselesi' olma hali vaat ediyor.
Avrupalı heyecanla sorar. 'Yani hiç vasat bir his yaşamayacağım öyle mi?'
Evet öyle, o kadar yaşamayacaksın ki, iki hafta sonra hayatındaki vasat ve biteviye her şeye koşarak döneceksin. Bir taşla iki kuş.
'Peki tamam' der Avrupalı. 'Önce bir sene biraz okuyup çalışayım, marjinal fikirlerin içine girmek de zordur, altına girmek de.'
Yok yok, o sizin orada öyle. Sen atla, hemen gel. Olduğun gibi gel. Ayrıca biz sana yardımcı olacağız zaten.
Biz sana bir-iki gündem maddesi vereceğiz, sen vasat bir demokrat, sıradan bir özgürlük yanlısı gibi konuş, yaz, kendini savun yeter. Gerisi gelir.
'Bu kadar mı?'
Bu kadar.
Şimdi biz sana bir Türk ismi ve bir-iki yazı ayarlayacağız.
Seni riski az bir noktadan başlatalım. Gerisini sen getir.
'Ne mesela?'
Mesela 'İstanbulluluk benim üstkimliğimdir, Türk kimliğim sonra gelir' de.
'Ich bin ein Berliner. Bu bana çok uyar. Ben de kendimi bir Alman'dan çok Berlinli hissederim zaten. Ama bunu desem ne olacak ki?'
Türkiye'yi bölmek istediğini söyleyecekler sana. Türk Türk'e, istese de istemese de örnektir.
Ve bu yüzden biri bir gün mutlaka soracak sana: 'Şimdi bir Kürt de, benim üstkimliğim Kürtlüktür, Türk kimliğim sonra gelir dese, ne olur bu memlektin hali?' Sen ne cevap vereceksin biliyor musun?
'Biliyorum.' 'Mesele bana sorulana cevap bulmak değil, 'soru'nun dışına çıkmaktır' diye cevap vermeyi düşünüyorum.
Enseye küçük bir tokat. Hak etti. Oğlum biz sana ne dedik, marjinal filozof falan okuma, yalnızca vasat bir demokrat ol yeter demedik mi? Sen gitmişsin, kendini tutamamış çalışmışsın. Böyle konuşursan bırak marjinalliği ufukta kaybolursun, kimse seninle ilgilenmez, meczup gözüyle bakarlar. Tatilin de, verdiğin para da heba olur.
Mesela 'Kimliğim gönlümle benim aramdadır kimse karışamaz' de. 'Laik ara nağmeleri' olan bir cevap olur. Ama içinde 'türban' kelimesi geçmediği için yeteri kadar laik olmaz, yırtamazsın, büyük heyecan yaşarsın.
Mesela 'Fener'in her Avrupa maçında, rakibi yabancı takımı tutuyorum. Çünkü zaman zaman Galatasaraylılık üstkimliğim oluyor, Türklük sonra geliyor. Demek ki olabiliyormuş' de.
Bak bu tartışma memleketi biraz oyalar, o arada sen de hem 'marjinal' olursun, hem de tatilini bitirip memleketine dönecek kadar vakit bulursun.
Avrupalı sorar. 'Peki düşünce özgürlüğü yok mu bu memlekette? 'İnsan hakları yok mu?' diyemez miyim?'
Onu deme. Çok basit, çok çiğ, hatta çok kırıcı olur. Açık açık, sade ve net ifadelerle özgürlükten bahsetmek burada 'Batı hayranlığı' olarak görülür, sonu 'oryantalizme' bile varabilir, aklın şaşar.
'Oryantalist ne demek?'
Burada yaşamış olduğunu sanıp aslında seyahatte olan, kendini iyi niyetli sanıp aslında kötü niyetli olan 'yabancı' demek. Bakarkör demek.
'Doğru, böyle yabancılar olabilir. Böyle Türkler de mi var hakikaten?'
Çok var. Biri Nobel ödülü bile aldı.
'Peki kim karar veriyor bu Türklerin 'oryantalist' olduğuna?'
Gerçek Türkler, buranın yerlileri.
Bak Avrupalı, görüyorum ki sen epey hevesli çıktın. Bu gidişle 'marjinal aydın'ı geçip, 'malum aydın' olma yolunda ilerliyorsun. O halde şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle:
Türk'ün Türkle ciddi ve derin bir görüş ayrılığı olmaz. Sempatisi, en kötü ihtimalle empatisi olur. Ola ki bir aykırılık olursa, o Türk diğer Türkler tarafından önce 'marjinal'leştirilir, sonra 'yabancı'laştırılır. Çünkü Türk'ün bütün mücadelesi 'yabancı'larladır.
Bu arada ne olur ne olmaz, vasiyetini hazırlamayı da unutma.