Zor yazı

PKK ve Kürt meselesi hakkında yazmak çok zordur. Bir taraftan da çok kolaydır. Karşınızda çoktan seçmeli üç-beş madde vardır. Hatta bir de son madde vardır. 'Yukardakilerin hepsi' maddesi.

PKK ve Kürt meselesi hakkında yazmak çok zordur. Bir taraftan da çok kolaydır. Karşınızda çoktan seçmeli üç-beş madde vardır. Hatta bir de son madde vardır. 'Yukardakilerin hepsi' maddesi.
Kanlı terör örgütü PKK bütünüyle dış güçlerin kuklasıdır A,
Bu yüzden Irak'a girin, bir taşla iki kuş vurun ve mümkünse bir daha hiç çıkmayın B,
Daha çok demokrasi ve AB Kürt sorununu ve PKK meselesini çözer C,
Kürt sorunu bölgesel bir azgelişmişlik sorunudur D,
Yukardakilerin hepsi E.
PKK terörü tırmandırıp kan dökmeye başladığı zaman, Türkiye bir garip hamleyle aslında E şıkkını seçer.
Aklın yerini yine tiryakisi olduğumuz olağanüstü vücut kimyası almıştır. Böyle günlerde köşe yazılarında, siyasi analizlerde, aklın almadığı bir yöntemle yukardakilerin hepsinin garip bir kokteyl yapılabildiğine bile şahit olabiliriz. Ortalık durulunca yine herkes kendi şıkkına geçer.
Ben şık olmayan bir deneme yapmak istiyorum.
Önc,e her yana yayılmış, çok tehlikeli ama bir o kadar da ayan beyan bir yalandan bahsetmek gerekir. Dünyada terörle mücadelede yüzde 100 başarılı hiçbir yöntem yoktur. Bir düğmeye bastığın, bir tetiği çektiğin ya da bir kanunu değiştirdiğin zaman terörün kökünü kazıyacağın külliyen yalandır.
Bu basit gerçeği insanlardan saklamak, insanlarda büyük beklentiler yaratmak, siyasetin içine mayın döşemektir. Bu basit gerçek niye böyle bir titizlikle saklanır, bunu anlamak mümkün değildir.
Ben kendi adıma demokrasiyi, arzuladığım ve hakkım olduğuna inandığım için istiyorum. Yoksa demokrasinin, mesela, PKK ya da Kürt sorununu şak diye halledeceğini düşündüğümden değil.
Demokrasi ve özgürlük benim için bir ilaç değil, daha ziyade 'su'dur. Tabii rejimimin bir parçasıdır, yoksa hastalıklarımın ilacı değil. Demokrasiyi her derde deva bir ilaç gibi sunmaktan daha tehlikeli bir şey yoktur. Ama bunu yapmamak da demokrasinin 'su' kadar öncelikli bir talep olmasını engellemez. Hiçbir zaman da engellememeli.
Memleketimde ise demokrasi ya ilaçtır, ya vitamin. Duruşunuza göre değişir.
IRA terörü uzun yıllar Türkiye'den çok daha 'demokratik' bir ortamda varlığını sürdürmüştür. Hem de Amerika'nın maddi, hatta zaman zaman Holywood'un manevi desteğiyle.
Birlikte askerlik yaptığımız bir Kürt, benim ve benim gibi İstanbulluların Kürt meselesine ne kadar yabancı olduğumu resmetmek için şöyle söylemişti. "Şu üzerindeki asker kıyafetiyle bir Kürt köyüne gir, ama yanına kimseyi alma, silahın da olmasın üstünde, herkesi köyün meydanına toplayıp herkese soyun de, herkes soyunur. İşte bu kadar korkarlar bizim orada askerden." Bu sözleri işittiğim zaman 1993 yılıydı. Durum hakikaten tasvir ettiği gibi miydi, değil miydi? Eğer öyleyse, o günden bugüne ne değişti?
Bilmiyorum. Bilemiyoruz. Bilemem. Bilmem için anlatmaları, konuşmaları lazım.
Hatırladığım, bana bu sözü söyleyenin bir PKK sempatizanı olmadığıydı. Kafama dank eden, iki dünyanın hafızasının birbirinden farklı olduğuydu. Hafızanın farklı olduğu durumlarda havsalanın çok farklı yerlere gidebileceğini de Türk'e bir türlü zorunlu olmayan bir dersten, felsefeden biliyorum.
İstanbullu istiyordu ki, PKK yılanı yok olsun. Oralı da diyordu ki, "Sen buranın iklimini biliyor musun? Buranın iklimi çok farklıdır. Burada bir değil, bin tür yılan vardır. Sana yılan, masallardaki yılandır. Buralarda yılan hayatın bir parçasıdır. Çocuklar bile yılanın her türüne alışkındır."
İstanbullu ısrarla soruyor. "Sen önce söyle, yılan yılan mıdır?"
Oralı cevap veriyor. "Yılana yılan bile desem, bizim için yılanla sizin için yılan aynı şey değil. Anlamları ve zehri aynı olabilir ama burada duruşu, burada hikâyesi çok farklı"
"İyisi mi ben sana önce bizim oranın iklimini anlatayım."
İstanbullu ısrar ediyor. "Hayır, sen bana yılanı anlat."
Ortak hafızaya sahip bir milletin bölünmesini engellemek için demokrasi bir ilaç olabilir. Ama şu veya bu nedenle hafızası ve havsalası birbirinden ayrı düşmüş iki halkı birbirine bağlamak için demokrasiden bile fazlası gerekir. Niyet gerekir. Niyet yoksa kısmet yoktur.
Terörün tanımı mutlaktır. Çünkü mutlak olmazsa, tanımlanamaz. PKK bir terör örgütüdür. Dahası, oğlumun kafasına bir gün dayayabileceği silahla bizzat beni terörize eden bir örgüttür. PKK benim için bir korku kaynağıdır.
Ama benim için bir korku kaynağı daha var. Bugün mesela PKK, bitmenin, kurumanın eşiğinde olsa, bunu Türkiye'de fark edebilecek, fark etmek isteyecek bir göz neredeyse yoktur. Ne orada, ne burada. Olsa, kimin peşinden cadı kazanına giriliyor, birileri düşünür.
Büyüklüğü ve gücü öldürdüklerinin sayısıyla ölçülürse, bu olsa olsa terör örgütünün işine gelir.
PKK'nın işine gelen bir milletiz. Üstelik, ne kadar zayıflarlarsa, o kadar işine gelen bir milletiz.