35 dakikada 350 metre yol

Direksiyonda değilseniz trafik keşmekeşini daha çok hissediyorsunuz; etrafa daha rahat bakabildiğiniz için herhalde...</br>Akmerkez'den Ulus'a giden Zincirlikuyu Caddesi'ndeki ilk ışıktan sağa saptık.

Direksiyonda değilseniz trafik keşmekeşini daha çok hissediyorsunuz; etrafa daha rahat bakabildiğiniz için herhalde...
Akmerkez'den Ulus'a giden Zincirlikuyu Caddesi'ndeki ilk ışıktan sağa saptık. İki sokak aşağıda çocukları alıp, yeniden aynı caddeye çıkacağız. 350 metrelik bir «U» virajı, saniyesi saniyesine 35 dakika sürdü.
Daha ışıktan saparken tıkanıklığı gördüğüm için saat tuttum: 11.30'da saptık ve Zincirlikuyu Caddesi'ne 12.05'te ulaşabildik. Geçen cumartesi günü.
«U» yolunun sonuna doğru, Hakkı Şehithan Sokak'ta yola cephesi geniş bir berber dükkânı var. Berber olur mu, «kuaför»; adı da Frenkçe zaten, TRİO.
Bir apartmanın zemin katında. Arka bahçeyi otopark olarak kullandıkları belli. Ama önlerindeki kaldırım boyunca da arabalar park etmiş.
Müşteri bir bey çıktı berberden. Müessesemizin kâhyası koştu arabının kapısını açtı. Yardımcısı da yola çıkıp, sayın müşterinin arabasına yol vermemiz gerektiğini bize bir el işaretiyle hatırlattı.
Bekledik. Yanından geçerken arka camı açıp kâhyaya sordum:
– Park yeri mi burası, diye?
Hayretle yüzüme baktı bir süre. Sahici bir hayretle... Böyle bir suali hiç beklemediği belli. Sonra Allah'ı var, saygılı bir tavırla:
– Allah Allah!.. dedi, yürüdü.
*
Kalemi elime, Meclis İçişleri Alt Komisyonu'nda kesin şeklini alan yeni Karayolları Trafik Kanunu'ndan söz etmek üzere almıştım. Kırmızı ışık yanarken geçme suçunu beş kere işleyen bir yıl trafikten men edilecek ve ehliyeti geri verilirken, sürücü, ruh sağlığı muayenesinden geçirilecek ...miş.
Yalnız maddî zarara yol açmış trafik kazalarında hasar tespiti ve kusur değerlendirme işlemleri sigorta kuruluşları tarafından yerine getirilecek ...miş.
Taşıt yolundan karşıya geçen yayalar da cezalandırılacak ...mış. Hapis cezaları para cezasına çevrilemeyecek ...miş. Hurdaya ayrılan araçlar trafikte kullanılamayacak ... mış.
Temenni, diyorum. Yeni trafik kanununda bu türden yenilikler var. Sözümü, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a sorarak bağlayayım.
– Bu 35 dakikalık ve 350 metrelik «U» dönüşü rezaletini (trafik yasaklarına riayetsizlik cümbüşünü) eskiliklerden kurtarmadıkça yenilik mümkün müdür Müdür Bey?
Dil Yâresi

  • «Gizem'in de annesi Semra Hanım gibi»ymiş. Muhabir Özlem Uçar öyle diyor. Ve ilave ediyor: «Gizem Özdilli, annesi onaylamadığı için ABD'de tanıştığı İtalyan sevgilisi Francesco ile ayrılmak zorunda kaldığını söyledi» (Akşam, 27 aralık).
    – «Francesco ile» ayrılınmaz, «Francesco'dan» ayrılınır.
    Haberde, «Eskiden Ata gibi muhlis biri değildim» deniyor. Dizgi hatası olmalı. Demek istenen («uysal» anlamında) munis'tir sanırım. Muhlis, anlamı «Dostluğu, inancı, içten, gönülden olan»; Halis muhlis («Hiç katışıksız») anlamında hâlâ söylenir. Ama biz bu kelimeyi daha çok erkek adı olarak biliriz.
    İnsanoğlu bir tuhaftır
    On beş yıl var ki Doğan Grubu mensubuyum. Grubun ileri gelenlerinden biri, daha ilk yıllardaydı bana, benden bir şikâyetini söyledi:
    – Çok alıngansın be hoca!
    – Alınganlardan da numuneler olsun aramızda, dedim. Öbürlerinden çok var etrafınızda.
    Dinozorlar, diyen var. Dil zaptiyesi diyenler oluyor. Arada, Ay sonunda bir maaş daha almak için koridorlarda ayağını sürüyen ihtiyarlar'dan söz eden bile çıkıyor. Benden başka bir üstüne alan yok mu, diye sormam gerekmez mi kendime? Sormuyorum!
    Doğrusunu isterseniz, alınganlık da etmiyorum. Söyleyenlerden çok, sineye çekip susanlara duyduğum öfkenin etkisiyle konuşuyorum. Gazetecilik anlayışıma ve alışkanlıklarıma verin! Haksızlığa, saygısızlığa, muhatap kendisi olduğu zaman bile susabilen gazeteciden başkasına ne hayır gelir, diye özetleyebileceğim, tedavülden kalkmış meslekî bir tepki.
    Bu sefer bana saygısızlık (ve haksızlık) eden bir Radikal yazarı (Yıldırım Türker); bir diğer Radikal yazarını savunurken, bana da haddimi bildirmek istiyor.
    İtidalimi kaybettiğimi, ikinci kez (öncesi de var aslında) mahmisinden amip diye bahsettiğimi; kimsenin rahatsız olmamasına şaştığını; yaşlı adamın mı dokunulmazlığı var, yoksa genç mi korunmaya değer bulunmuyor, bunu anlayamadığını, söylüyor. «Tehlikeli bir insanlık hali»nden söz ediyor. (Aslında bir saygısızlık var hikâyenin çıkış noktasında da, yoğun kelam etmeye meraklı zemindaşın sanırım bundan haberi yok.)
    «Ona bahşedilen bu dokunulmazlık, bir emeklilik ikramiyesi olarak sunuluyorsa, ayıptır. Öyle bir niyeti görülmüyor» dedikten sonra, benim nezaketsizliğimden, kendi gönül zenginliğinden filan söz ediyor.
    Pazar günü Radikal-İki'de yer alan bu yazıdan, okuyanlar ne anlar? Bu suale cevap sayılabilecek bir yazı, internette Hasan Özsan'ın kaleminden çıkmış (IV. Kuvvet Medya, 27 aralık):
    «Yazının içerdiği anlamdan Bence, mahmisinin saygısızlığından bîhaber zemindaş, haddini tecavüz eğilimine yenik düşmüş ve miktarını aşmış.