ABD'de çalışan, derin devlet uzmanı bir Türk'ün «sınır ötesi»ne dair düşünceleri

Konuya, okurlarım adına beni bir güzel eleştiren, haklı olarak biraz da azarlayan Rıza Pazarcı'ya teşekkür ederek girmeliyim.

Konuya, okurlarım adına beni bir güzel eleştiren, haklı olarak biraz da azarlayan Rıza Pazarcı'ya teşekkür ederek girmeliyim.
– «Biz sizinle yaşıtız, diyor Rıza Bey. Yazılarınızda, bilgisayar gibi, internet gibi yeniliklere ayak uyduramadığınızı hep söylüyorsunuz da, memleketimizde sizin gibi teknoloji özürlü birçok dede daha bulunabileceğini neden düşünmüyorsunuz? Torunlarınıza sevgiler. Bende de torunlar var, yakın dostlarım. Sizi okuyalı, kıymetlerini daha iyi bilir oldum.
Dün Cihannüma'da Emrullah Uslu'nun Yeni Şafak'ta yayımlanan «Türkiye-PKK-ABD ve terör» konulu uzun ve bence öğretici, aydınlatıcı yazısından söz ettim. Size özetlemek isterdim, ama o kadar yerim yok. 23 ekim tarihli Yeni Şafak'ı bulup okuyun, dedim. Rıza Bey, bir gün önceki gazeteyi bayiinde bulamamış. Bilgisayar teknolojisiyle de arası, benim gibi hiç iyi değilmiş.
– «Belli ki, benim de, cevabını çok merak ettiğim suallere bazı önemli cevaplar verilmiş o yazıda, diyor. Radikal ile birlikte her gün üç gazetede haberleri, yorumları uzun uzun okuduğum halde işin içinden çıkamıyorum. Siz, yol gösteren var diyor, ama ne dediğini yazmıyorsunuz.»
Hemen o konuya geçelim öyleyse. Adı geçen yazıdan öğrendiklerimi aktarmaya ve Cihannüma'ya sığdırmaya çalışarak kendimi size affettirmeye çalışayım.
*

  • PKK, evet taban desteğini kaybediyor ve gelecek yerel seçimleri de kaybetmekten korktuğu için şiddet sarmalını yeniden harekete geçirdi açıklaması doğru, ama eksik. DTP çizgisi 2004 yerel seçiminde de oy kaybetmişti,
    hatırlayacaksınız. 6 belediyeyi AKP'ye kaptırdılar. Ama yorumcular başlayan bu süreci ancak 22 temmuz seçimlerinden sonra fark ettiler. 22 temmuz'dan sonra iki ay neden beklediler? Belli ki geleceğe dönük bir stratejidir bu.
  • Artan şiddet daha çok, PKK içindeki oluşumlarla ilgilidir.
    Ağustosun başında Kandil Kampı'nda bir intihar saldırısı girişimi oldu. Ve üst düzey dört PKK liderinin öldüğü duyuruldu. 17 ağustosta Fırat Haber Ajansı Abdullah Öcalan'ın PKK'ya ateşkes çağrısında bulunduğu haberini verdi. 4 eylülde Celal Talabani adına danışmanı Kamran Karadaghi, «Kürt liderleri, PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığının sona ermesinden, en az Türkler kadar memnun olacaktır» diye beyanat verdi.
    7 eylülde bizzat Talabani konuştu: «PKK'yı kendi topraklarımızda istemiyoruz.» Bu açıklamayı ABD'den habersiz yapmış olması düşünülemez. Bu sırada, her fırsatı Türkiye'ye kabadayılık gösterisine dönüştürmeye pek meraklı olan Barzanî susuyordu. O da ABD'nin sözünden çıkmaz. İngiliz Daily Telegraph gazetesi 10 eylülde ABD'li yetkililerin PKK'lılarla görüştüğünü yazdı. Kerkük referandumunun 2008 mayısına ertelendiği bu sırada açıklandı.
  • PKK'nın sivilleri de hedef alan şiddeti tırmandırma stratejisi, bu gelişmelerden bağımsız olamaz. Bu arada ABD-İran gerginliği artmaktadır. PKK'nın İran kolu PJAK'ın lideri ağustosta Washington'a giderek ABD'den silah ve lojistik destek istedi. O günlerde ABD başkentinin kulislerinde konuşulan şuydu: Bush yönetimi, PKK'yı İran'a karşı kullanma stratejisi doğrultusunda, bir yandan Türkiye'yi oyalarken, bir yandan da PKK ve PJAK'ı iknaya çalışmaktadır.
  • Yaygın kanaatin aksine ABD, PKK'yı Türkiye'ye karşı desteklemiyor. ABD'nin amacı, PKK içindeki Amerikan düşmanlarını tasfiye ederek, bu örgütü de İran'a karşı kullanabilmektir. Washington, ABD düşmanı PKK liderlerini Türkiye'ye teslim edecek ve örgütü keyfince kullanacaktır.
    PKK'lı ABD düşmanları Washington'u, Öcalan'ı Türkiye'ye teslim etmekle suçlayanlardır. PKK içindeki bir üçüncü ülkenin (Artık hangisiyse!) istihbarat elemanları da o cephenin yardımcısı. Türkiye'de şiddeti artırma stratejisi bu sonuncu cephenin eseridir.
  • Bu cephenin hedefi de şu: Şiddeti tırmandırıp Türkiye'yi Kuzey Irak'a çekerek ve ABD ile de karşı karşıya getirerek, Washington'un hesaplarını bozmak.
    Stratejinin ikinci bir hedefi daha var. Barzanî ve Talabani, ABD ile yakınlaşmaları sayesinde Kürt liderliği çekişmesinde Öcalan ile aralarındaki farkı, kendi lehlerine hayli büyüttüler. ABD bu durumdan memnun değil. Aslına bakansanız Türkiye ile karşı karşıya getirerek onlara hadlerini bildirmeyi de istiyor. Son günlerde Barzanî, o pek sevdiği şahin çıkışlardan uzak duruyor, Talabani PKK'ya Kuzey Irak'ı terk et demeye başladıysa, bilin ki sebep, ABD'nin niyetini fark etmiş olmalarıdır.
  • ABD, Kuzey Irak'a girecek Türk askerinden İran'a karşı da faydalanmayı düşünmektedir. Türkiye'de sınır ötesi harekâta karşı çıkanların da gerekçeleri var: Belirsizlik ve kararsızlıktan endişe edenler. OHAL uygulamasının yeniden başlatılmasından ürkenler. Sınırın iki tarafında işi olanlar.
    Bir başka grup AB'ye giriş sürecinin tehlikeye düşmesinden çekinmektedir. Operasyon bahanesiyle cuntacı bir kanadın harekete geçmesi ihtimalıni düşünenler de yok değildir.
    AKP iktidarı bu kaygıları giderici güvenceler verememiştir. Liberaller, basın-yayın imkânlarını kullanarak sınır ötesi harekâta karşı çıkmaktalar. Bu tereddütler AKP'nin yalnızlaşması ve oturmaya başlayan siyasî dengenin yeniden bozulması sonucunu da doğurabilir. «Yapılabilirse, operasyon ihtimalini diplomatik bir araç olarak kullanıp, PKK liderlerinin teslimini sağlamak bence en stratajik kazanç olacaktır» diyor, bir ABD üniversitesinde çalışan ve bence terör konusunun tecrübeli bir uzmanı olan Emrullah Uslu Bey.
    Siyasetçilerimiz ve meslektaşım köşekadıları alınmasınlar lütfen! Hayır, işte gerçeklerin ifadesi ve tavsiyelerin en «fâidelisi» demiyorum. Haddimi bilirim. Ama ben, Kuzey Irak meselemizi düşünmeme yardımcı olması açısından, okuyageldiklerim arasında en çok bu yazıdan faydalandım.