AB'ye gidişi kim durduracak?

Param yok. Olsaydı da borsada oynamaya kalksaydım, ekrana çıktığında -ki hemen hiç eksik olmaz- Yiğit Bulut'tan gözümü ayırmaz, tavsiyelerini dinlemezlik etmezdim.

Param yok. Olsaydı da borsada oynamaya kalksaydım, ekrana çıktığında -ki hemen hiç eksik olmaz- Yiğit Bulut'tan gözümü ayırmaz, tavsiyelerini dinlemezlik etmezdim. (CNN Türk'ün önemli ekonomi yorumcularından biri ve Radikal'in yazarıdır.)
Dünkü yazısında gene tereddütsüz bir tavsiyesi vardı: Biz «2007'de AB hayalini bırakalım!» 2007'de çok soracağımız bir sual var, diyor:
– AB ile hangi noktadayız?
Özetlersem dediklerini:

  • «Hâlâ müzakere edilmiş ve Türkiye'nin AB standartlarına uyduğuna dair onaylanmış tek başlık yok.»
  • «Askıya alınan başlıkların çok büyük önemi var. Bunları çıkardığınızda Chirac'ın dediği imtiyazlı üye durumuna düşeriz.»
  • «Hangi başlık açılırsa açılsın, Türkler, Rum tarafını Kıbrıs olarak tanımadıkça hiçbir başlık kapanmayacak.»
  • «Üç yıllık sürede en azından ilerleme yok. Bana göre Türkiye'nin gerçek AB süreci de yok. Hiçbir zaman olmadı. Ve asla olmayacak.»
  • «Avrupa Türkiye'den her istediğini alıyor ve karşılığında hiçbir şey vermeden bizi uyuşturuyor.»
  • «Artık bir detayı anlamalıyız: Bu topraklar Avrupa'nın bir parçası olamaz.»
    Daha ne desin a efendim? Demek bu konuda en küçük bir ümit ışığı görmüyor.
    Gelin görün ki, başka bir habere göre de (Milliyet, 4 ocak) Türkiye durmadan Batı'ya, yani Avrupa'ya doğru ilerliyor.
    TÜBİTAK-Kültür Üniversitesi-Harita Genel Komutanlığı ve Tapu Kadastro Genel Mürürlüğü'nün ortak çalışmalarıyla ve kesinlikle belirlenmiş ki, «Anadolu bütünüyle ve her yıl Batı'ya doğru 2 santim kaymaktadır. Prof. Kamil Eren söylemiş:
  • «1998-2006 arasında belirlenen kayma tam 16 santim; bunun 12 santimini son altı yılda kat etmişiz.»
  • «Bu çalışma sonu gerçekleşen proje sayesinde, depremin en az bir hafta önceden tahmin edilmesi de mümkün olacak.»
  • «Bu amaçla Türkiye'de 150 GPS noktası kurulacak.» (Uydudan takip sistemidir, sanıyorum.)
  • (Bu da benim bir anladığım). Ve gene bu sayede Türkiye'nin kadastrosu tamamlanabilecek.
    Demek ki AB konusunda her şeyden önce ekonomi ve jeoloji uzmanlarımızın aralarında anlaşması gerekiyor.
    TELAYNAK
  • RTÜK sınırlamalar getire dursun, televizyonda kadın-erkek «ilişkilerini irdeleme» işi Hülya Avşar ile Erman Toroğlu'na emanet edilmiş. Aliyülâlâ! Bundan iyisi düşünülemezdi.
    Konuk olarak son programda Cüneyt Arkın, Güzide Duran, Berdan Mardini ve Zeynep Tunuslu'yu ağırlamışlar. Bekaretin telef edildiği yer ve zaman, anne olan kadınların popolarının ne kadarını gösterebileceği vb. hassas konularda anlaşmazlıklar olmuş programda.
    Bence konuk çağırmak yanlış, hatta riskli. Bunun yerine devamlı kadroyu biraz genişletebilirler. Mesela Reha Muhtar'ın, İbrahim Tatlıses'in, Bülent Ersoy'un, Haydar Dümen veya Zekeriya Beyaz adlı uzmanlardan birinin ilavesiyle (Ne bileyim, uzun boylu düşünmedim, ilk aklıma gelenleri söylüyorum)... kadro tam kıvamını bulabilir.
    «Beynelmilel»i görmelisiniz
    Meral Okay, Beynelmilel adlı filmin iki başrol oyuncusundan biri değildi. Başrollerde, Cezmi Baskın'ın alçakgönüllü bir şakaya dönüştürüp söylediği gibi, o ve kızı yaşındaki sevimli çocuk-kadın Özgü Namal var.
    Meral Okay, İkinci Bahar'ın Kasap Melahat'i, Yeditepe İstanbul'un Havva'sı, Asmalı Konak'ın bir anlamda yaratıcısı ve şimdi Beynelmilel'in de şarkıcı Semra'sı. Oyuncu olarak... Tamam da Meral bana bundan çoğuymuş gibi geliyor. Onun bulunduğu yerde, baştan beri dikkatimi çeker, takım oyunu daha iyi oynanıyor. Birlikte bir şey üretiyorsanız, bu güzel kadın size uğur getiriyor da diyebilirim. (Benim dostum. İnsan olarak da tanıdığım Türk kadınının az bulunur tipik örneklerinden biridir.)
    Beynelmilel'in yazarı ve yönetmenlerinden biri Sırrı Süreyya Önder. Asıl yönetmen Muharrem Gülmez. Önemli rollerdeki diğer iki oyuncuyu da ben bu vesileyle tanıdım: Umut Kurt ile (devrimci delikanlı Haydar rolünde), Nazmi Kırık.
    Adıyamanlı GEVENDE'leri tanıyoruz. O yörede düğün-derneklerde çalan saz heyetleri, demekmiş. 12 Eylül dalgası onları şehir bandosuna dönüştürüyor. Asker kafası bu, mahalli komutan «Böyle başıbozuk olmaz, bunlara üniforma gibi bir şeyler giydirin» diyor. Şehrin kurtuluş bayramındaki törenlerde düşmanı temsil edeceklere giydirilen Fransız üniformalarını çıkarıyorlar: lejyon askerinin kıyafeti. Eğlenceliydi!
    İnsanı ilgilendiren yanlarıyla da güzel film. Baba Nazmi ile kızı Özgü'nün ilişkileri mesela. Gevendeler arası dayanışma. Pavyon şarkıcısı rollerinde Meral ile (gerçekte 58 kasetli) Dilber Ay.
    Filmin bir yeniliği, 12 Eylül askerî müdahalesini ti'ye alarak eleştirmesi. (Türk sinemasının geldiği noktada, hamdolsun artık yadırganacak bir tavır alış değil.) Eleştirilen askerî yönetimden ibaret de değil; ve bence bunun burası daha önemli.
    Beynelmilel, 12 Eylül dönemine karşı takındıkları «naif» tavırla, o dönemin devrimcilerini de alaya alıyor.
    Bununla da kalmıyor film. Bence Beynelmilel'in çok önemli bir üçüncü yönü daha var.
    Askerî idareye karşı çıkmayan, destek vererek devrimci karşı çıkışı şekillendirmeyen halkı da, alabildiğine eleştiriyor, Beynelmilel adlı bu, mutlaka görülmesi gereken güzel film.
    Adının niye Beynelmilel konulduğunu da seyredince öğrenirsiniz. Burada yazıp sizi o keyiften mahrum etmeyeyim.