AB'ye girmeyin diyen de var

Ekonomik strateji bilgesi Japon'un söylediklerine kulak verdiniz mi? Ben adını bile yeni öğrendim. The Economist'e göre dünyanın beş büyük yönetim uzmanından biriymiş, Dr. Kenichi Ohmae.

Ekonomik strateji bilgesi Japon'un söylediklerine kulak verdiniz mi? Ben adını bile yeni öğrendim. The Economist'e göre dünyanın beş büyük yönetim uzmanından biriymiş, Dr. Kenichi Ohmae.
«Zum» fotoğrafçılıkta mesafe ayarı demek, henüz sözlüklerimize girmemiş, ama kullanıyoruz. Kameralar ani bir hareketle konuyu çok yakından görmemizi sağladığında «Zum yaptı» diye ukalalık ediyoruz. Ama galiba bu kelime asıl, ani yükselişi ifade ediyor.
Bu anlamda Dr. Ohmae Türkiye ekonomisini bize zum yöntemiyle, kamerayı hızla yükselterek denebilir ki kuşbakışı göstermek istemiş.
– Türkiye AB'ye katılmaksızın da ayakta kalabilir, diyor.
Oysa biz, AB hayranları ve düşmanları diye, gene iki büyük dilime bölünmüş durumdayız; hani üzerimizden kağnı tekerleği geçip de bizi ayırmış gibi, teşbihi hatırlarsınız.
Bilge Japon, hele bir durun şöyle dedikten sonra devam ediyor:
– AB üyeliği Türkiye'nin girişimciliğine, rekabet avantajına ve diğer bölgelere eğilme gücüne zarar verir, diyor.
Bunları Perihan Çakıroğlu yazdı (Referans, 8 kasım); dün Radikal'de, Hürriyet'te, Dünya'da haberleri okudum; İstanbul'daki 13. Ulusal Kalite Kongresi'nde yaptığı konuşmayı Meral Tamer de özetledi ve yorumladı (Milliyet, 25 kasım).
AB'nin 17 aralıkta açıklanacak kararını «Tamam mı, devam mı?» oynar gibi bekliyoruz.
– Bizi istemezlerse bu da dünyanın sonu değil, diyenler var da, peki o zaman nasıl davranmamız gerekeceğinden söz eden yok. Uğursuzluk getirir diye mi susuyorlar dersiniz?
Bilge Japon, bizim yüksek sesle sormaktan korktuğumuz suali de cevaplandırmış. Başlıca kusurumuzu şöyle ifade ediyor:
– Türkiye'nin dezavantajı, merkezî olarak yönetilen büyük bir ülke olmasıdır, diyor.
ABD iki yüzyıl önce işe, aralarında anlaşamayan 13 eyalet halinde başladığı için başardı. Üç beş milyon nüfuslu ülkeler (Danimarka, Finlandiya, Hongkong) bu avantajdan faydalandı. Çin ve Hindistan, tek merkezden yönetilemeyecek kadar büyük olma şansına sahip. Son dediği de şu:
– Bölgesel yönetime geçin ve hedef daraltın!
Bulunduğumuz noktayı zum yaparak değerlendirecek siyasetçilere, partilere ve liderlere nasıl ihtiyacımız olduğunu görüyor musunuz?
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Ayşe Bilge)

  • Kısaltmanın sonuna gelen çekim eki kısaltılan kelimeye mi, kısaltmaya göre mi yazılmalıdır?
    – Kısaltmalara göre: TBMM'nde değil TBMM'-de; THY'nda değil, THY'-de; GS'ın değil, GS'nin.
    Adlar
  • Hilmi Yavaş, gazeteler Ukraynalı futbolcuların adlarını mesela Shevchenko diye yazdı (17 kasım). Oysa ansiklopedilerimizde Şevçenko diye yazılmıştır. (Örnek: Taras Şevçenko, Ukraynalı şair - Meydan Larousse'ta ve Britannica'da).
    Siz de Meksika'nın başkentini «Mexico City» diye yazdınız. Oysa Meksikalılar İspanyolca konuşur, «Mexico City» ise şehrin adının İngilizce yazılışıdır. Bizde «Mexico» veya «Meksiko» diye yazılması gerekir.
    – Ansiklopedilere baktım. Henüz Meksiko yazan yok. Başkentin adını çoğu Mexico diye yazmış; México yazan da (AnaBritannica) var. Bildiğiniz gibi bir adın Türkçe telaffuzuyla yazılması için kullanma sıklığının artması bekleniyor.
    Teşekkür ederim.
    Toroğlu kansere de değindi
    Erman Toroğlu çilek, hıyar ve tavuk eti bildirilerinden sonra, kanser bildirisini de yayımladı. Kanserin ilacı bulunmuş amma «Tedavi uzasın ve daha çok para kazanılsın diye, ABD hükûmeti insanların ölümüne göz yumuyor» muş (Star, 25 kasım). Kaynak da göstererek: «Kanser üzerine Stop diye bir kitap okumuştum» diyor. Mülakatı yapan Star'ın Spor Müdürü Aydın Bayram. Konu, tıp.
    Haydi hayırlısı!
  • Bu zatın «Ben tavuk eti yemem arkadaş» dediğini okurlarına davul zurna eşliğinde duyuran gazetelerimizin, BANVİT Genel Müdürü Ömer Görener'in basın toplantısını nasıl değerlendirdiğini de gördünüz mü?
    Söyleyeyim: Sabah (12), Cumhuriyet (13), Referans (16), Akşam (8), D. Tercüman (7) ve Star (9) toplantıyı okurlarına doğru dürüst aktaran gazetelerdi; sayfalarını da yazdım. Hürriyet (13) ile Yeni Şafak da (8) iyi kötü verdiler haberi. Diğerlerinde ara ki bulasın! Oralarda olmayanlardan biri de yazık ki Radikal'di.
  • Ustam Cihat Baban'ın ruhunu şad ettim. Çarşamba günkü Hürriyet'in 41'inci sayfasında ölüm ilanları vardı. Vefat eden birine dair beş ayrı ilan. Müteveffanın adı bu ilanlardan üçünde İhsan Torkut, diğer ikisinde İhsan Turgut'tu.
    Turgut Bey merhum nur içinde yatsın, ona saygısızlık etmeden söylemeye çalışacağım. Bu ilanlar Cihat Ağabey'in gazetesinde çıkmış olsaydı, yazı işleri müdürü ben değilim diye halime şükrederdim.
    – Oğlum sen bu ilanları önceden okumadın mı? (Okuyun, derdi her zaman.)
    – Soyadının farklı yazıldığını görmedin mi? Yakınlarının adları var, belli ki aynı kişidir vefat eden. Ailelerini arayıp sordunuz mu?
    Kimseyi kınamıyorum. Gazetler o zaman altı, bilemediniz sekiz sayfa çıkardı. Ve böyle ölüm ilanlarına kadar her satırının hesabını vermek gerekirdi.