Aklıselimde buluşabilmek

Paylaştığımız bir duygu bu. Gencecik çocuklarımız öldürülüyor ve canımız yanıyor. Bireyler olarak benzer hallerde ölçüsüz tepkiler verebiliriz.

Paylaştığımız bir duygu bu. Gencecik çocuklarımız öldürülüyor ve canımız yanıyor. Bireyler olarak benzer hallerde ölçüsüz tepkiler verebiliriz. Toplum olarak buna hakkımız yok. Devlet sorumluluğu taşıyanların, çok haklı olduğumuz durumlar da dahil bu duygulara karşı durmak gibi, hayli güç, ilave bir görevleri daha var.
Devlet Bahçeli'nin, okulun bahçesinde kavga kışkırtan haylazların muzır heyecanıyla «Vur! Vur!» diye tezahürat yapmasını, ben yadırgıyorum. Deniz Baykal'ın dün, iktidarı, harekete geçmekte çekingen davranıyor diye kınamaya çalışmakta nasıl zorlandığı, grup toplantısındaki tutukluğundan, cümle kurarken duraklamasından anlaşılıyordu.
Başbakan'ın, daha sonra Cumhurbaşkanı'nın, Genelkurmay'ın da katılımıyla yaptıkları toplantılarda, kısa ifadesiyle, Meclis'in verdiği yetkinin gerektiği an nasıl kullanılacağına dair çalışıldı. Dün hükûmetin gündemi de, sınır ötesi müdahale konusuydu. Bu son toplantıda gelinen nokta hakkında, Başbakan Yardımcısı ve Hükûmet Sözcüsü Cemil Çiçek açıklamada bulundu, gazetecilerin suallerini cevaplandırdı. Bu arada, size söyleyemeyeceğim şeyler de var demekten geri durmadı. Bence tavrı inandırıcı ve güven vericiydi. Daha sorumlu mevkide bulunmasına rağmen, muhalefet liderlerinden daha selim ve daha makul konuştuğunu teslim etmeliyiz.
Ana cümlelerinden biri şuydu: «Tedbirlerin niteliği ve zamanı konusunda tüm kurumlar mutabakat halindedir.» Yani ihtimallere ve alınacak tedbirlere, sivil-asker olarak farklı gözle bakmıyoruz, diyordu.
Altı çizilmesi gereken bir cümlesi de şuydu: «Tezkereyi dolapta dursun diye çıkarmadık.» Çıktı diye hemen harekete geçmeyeceklerini de ifade etmiş oluyordu.
*
PKK terörüyle Türkiye 1984'ten beri meşgul. Bu açıdan yazık ki, tecrübesiz bir ülke olduğumuzu söyleyemeyiz. Evlatlarımızın kanı ve canı bahasına edinilmiş pahalı bir tecrübedir.
İmparatorluk, kurtuluş savaşı, neredeyse sıfırdan başlayarak yeniden kuruluş tecrübelerinin sahibi olan bir milletin hükûmetidir karar mevkiindeki.
Siyasetçinin, hele hele devlet adamının makbulü, asıl tansiyonun yükseldiği zamanlarda aklın sesini her şeyden ve herkesten üstün kılabilendir.
Ben muhalefet olsam, şu günlerde karar toplantılarında yer alabilmenin yolunu arardım; iktidarın zaaflarını değil.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Erol Taş)

  • Size «lakayt» ve «lakayıt» yazımlarından hangisinin doğru olduğunu sormak istedim. TDK «lakayıt»ı doğru kabul ederken, Ömer Asım Aksoy'un «lakayt»ı önerdiğini biliyoruz.
    – Öyle bir durum ki, ön planda yer alan bu iki imla kılavuzundan birini veya öbürünü tercih edeni, bu seçimi sebebiyle kınayamayız. Böylesine tuhaf bir durumdur bizimki: imla konusunda hâlâ bir uzlaşmaya varamamış olmamız.
    Ben, Aksoy gibi, lakayt, lakaydî ve lakaytlık diyorum ve yazıyorum. Şu doğrudur bu yanlış, diyebilecek kararlılıkta -yazık ki- değiliz. Çünkü tek imla kılavuzumuz yok.
    Bizim tıklayıcılara dair
    Bildiğim kadarıyla fikr-i takip («Başladığı işin peşini bırakmama kararlılığı») iş dünyasında aranan bir niteliktir. Gazetecilikte bunun bir benzeri vardı, haber kovalama derdik.
    Vardı, dedim çünkü günümüzde yok denecek kadar azaldı.
    Son bir örnek size. Radikal'de 17 ekim günü çıkan bir haber. Polonya'da bu yılbaşı bir Kadınlar Partisi kurulmuş. Afişlerinin fotoğrafını ben de inceledim. Anadan doğma çıplak yedi güzel kız, ellerinde bir pankartla («Kadınlar Partisi» yazılı) poz vermişler. Yalnız güzel değil, hanımlar aynı zamanda partinin milletvekili adayları. Seçimin tarihi 21 ekim'di. Bugün 23 ekim. Polonyalı (çıplak) kadınlar ne kadar oy almış seçimde diye, siz bir habere rastladınız mı? Demek ki bize ikram edilen haber değil, çıplak kadınların fotoğrafıymış.
  • İnternette, bir google anketi (Sabah, 19 ekim). 2004'ten bu yana hangi kelimeler daha çok tıklanmış? (Tıklamak fiilinin bu anlamına TDK'nın Türkçe Sözlük'ünde yer verildi.)
    İlgi duyacağınız cevaplar var. Terör kelimesinin en çok tıklandığı ülke Pakistan'mış. Çılgın şarkıcı Britney Spears'la en çok Meksikalılar, botoks ile Avustralyalılar ilgiliymiş. Seks kelimesinin en çok tıklandığı ülkeyi merak eder misiniz? Mısır!
    Peki bu son listede Türkiye'nin adı var mıymış? Olmaz olur mu? Dördüncü sıradaymışız.
    Demek ki anket sonuçları arasında Türk tıklayıcıların sayıları da var.
    Ama bizden biri çıkıp da, bakalım bizimkiler başka neleri tıklamış, sualinin cevabını arama ihtiyacı duy-ma-mış. Haber kovalamaktan vazgeçmiş gazetecilerden maksadım bu!
    KOMEDYA
  • Yalçın Anıl'ın mektubu, 2 ekim tarihli. «Bugünkü Hürriyet'in Kelebek ekinde, birinci sayfada, kırmızı fon üzerinde şu cümle vardı, diyor: «1927 Gürün doğumlu Hasan Hüseyin Korkmazgil, Ahmet Kaya'nın şiirlerinden bestelediği şarkılarıyla ünlendi.»
    Hangi birini düzelteyim bilmem ki: 1. Hasan Hüseyin besteci değil. 2. Ahmet Kaya şair değil. 3. Hasan Hüseyin zaten ünlüdür, Ahmet Kaya, böyle olduğu için şiirlerini besteliyor. Yoksa, Ahmet Kaya'nın besteleri sayesinde ünlenmiyor Hasan Hüseyin.
    Yorumunuzu merak ederim.
    – Ne diyebilirim?