Altı ile bayraklı afiş gitmemiş

Roma'da, Temsilciler Meclisi Başkanı Fausto Bertinotti, «7000 yıllık Tarih, Türkiye» sergisinin açılışı vesilesiyle bir araya geldiği Cumhurbaşkanımıza kinayeli laf etmiş...

Roma'da, Temsilciler Meclisi Başkanı Fausto Bertinotti, «7000 yıllık Tarih, Türkiye» sergisinin açılışı vesilesiyle bir araya geldiği Cumhurbaşkanımıza kinayeli laf etmiş:
– Bizim Meclis Dışişleri Komisyonu'nun geçen ay kabul ettiği bir önergede, Türkiye'de Kürt kökenli yurttaşların kültür ve yönetim alanlarında azınlık haklarından faydalandırılması gereği üzerinde durulmuştu, demiş.
Ve Sezer'den cevabını almış:
– Türkiye açısından azınlık kavramı Lozan Antlaşması'nda ve Anayasa'da tanımlanmıştır. Bu demektir ki Türkiye'de Kürt kökenli yurttaşlar bir azınlık olarak görülmez, tam tersine çoğunluğun içinde değerlendirilirler.
Aynı konuyu Türkiye'de de tartışanlar var. İktidarın ve muhalefetin başta gelen temsilcileri.
Baykal, bayraklı bilbordun hesabını sormuştu Erdoğan'a. AKP lideri fazla sert cevaplar verdi:
– Böyle bir ayırım yaparak (daha doğrusu galiba AKP'nin büyük bir yanlışının adını koyarak) bölücülük yaptığınızın farkında mısınız, diye sordu.
– Zavallılar, şuursuzlar, nasipsizler! Bayrak sevgisi noktasında bizimle yarışamazlar (gibi laflar).
Dün, Fikret Bila ile konuşan Deniz Baykal'a kulak verdim.
– O hakkımızda dava açacakmış, diyordu. Ben onu mahkemeye vermeyeceğim. Kendisine istirahat tavsiye ediyorum. Dinlensin! Müsekkin de alsın!
Başbakanın, suçüstü yakalanmış olmanın telaşı içinde saldırganlaştığını söylüyor. Yer bulamamışlar, diyor; Diyarbakır'da bilbord asacak duvar bulamamak laf mıdır?
Bir dediği de şu:
– Cumhurbaşkanlığı ihtimalinin elinin altından kaydığını hissettiği içindir ki üslûbu iyice bozuldu.
*
Bu afişlerin bazı illerde kullanılmadığı anlaşılıyor. Baykal kesin olarak üç ilin adını verdi: Diyarbakır, Hakkâri ve Tunceli
Erdoğan, afiş asıldı diye Doğu'daki 11 ilin adını saydı: Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Erzurum, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Van. (Yukarıdaki üç ilin adı yok.)
Afişleri hazırlatan Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, «61 ilden yalnız Diyarbakır'a göndermedik, dedi ve gönderdik diye 5 il adı da o verdi: Bayburt, Erzincan, Gaziantep, Malatya, Kilis.
Baykal'ın adını saydıkları dışında galiba üç il daha var : Batman, Iğdır, Şırnak. Yani 25 ilden 19'una afişler gitmiş de, kalan 6'sına gönderilmemiş, denebilir.
Bakalım, öğreneceğiz.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Mithat Egeli)

  • TDK sözlüğünde kaporta maddesinin 1 numaralı karşılığı yanlış yazılmış, sizi de yanıltmış olmalı. ( 1 numaralı tarif şöyle: «Otomobilde kaput veya ön kapak.») Kaporta tüm arabayı örten kısımdır, yalnız motoru örten bölüm kaput'tur, sözlüğün kaput maddesinde düzeltilmiş.
    – Teşekkür ederim.

    (Ferşat Ballı)
  • «Bu iş bana vız gelir»in bir mantığı var. Ama «Vız gelir tırıs gider» derken, arı sesi ile atın ağır yürüyüşü arasında mantıklı bir bağlantı kuramıyorum. Deyimin anlamı ve mantığı hakkında bana yardımcı olursanız, sevinirim.
    – Bir bildiğim yok. Daha önce bu suali sormuş da değilim kendime. Gelin birlikte düşünelim.
    Vız! arılardan gelen ürkütücü bir tehdit olmalıdır. Bu tehdidi o kadar önemsemediğimizi belirtmekten hoşlanıyoruz galiba: Vız gelir, «Önemsemez, umurunda olmaz» anlamında söylenir.
    Binicilik terimi olarak atın ağır yürüyüşüne adeta, denir; tırıs, kısa adımlarla hızlı gidişin adıdır. Tırıs gitmek, «Koşarcasına yürümek» demek.
    Vız gelir ('de sesi, o gürültüyü umursamamak), tırıs gider ('de fazla sürmez, telaşa değmez, anlamları var); vız gelip tırıs gitmek, (O kimseye, o şeye) «Hiç aldırış etmemek, umursamamak, önem vermemek» anlamında söylenir.

    (Birim Gönülşen)
  • Ana Haberler'in iç spikeri, «tap» pekiştirme sesinin eklendiği taze sıfatını «tapataze» diye söyledi (atv, 6 ocak). Doğrusu «taptaze» değil midir?
    – Evet! Tapa, İtalyanca tappo'dan alınmış, yaygın deyişle tıpa'dır. Top mermisinin atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlığa da tapa denir.
    Dizideki Menderes'in şapkası
    Kurtuluş Savaşı'nı anlatan bir dizi seyretmiştik. Hani, Mustafa Kemal Paşa'yı Rutkay Aziz'in, İsmet Paşa'yı Savaş Dinçel'in oynadıkları... O dizinin iki sahnesinde kayınbabam Operatör Murat Bey görünmüştü (Prof. Cankat). Onu canlandıran oyuncu rahmetli oldu, Erdoğan Dikmen (Bir Demet Tiyatro'da Mükremin'in babası Burhan Çıtır rolünden hatırlayacaksınız.)
    Gülseren Hanım ekrandaki babasını seyrederken, ben de onu seyretmiştim. Pek bir itirazı olmadı. Daha çok İnebolu'ya giden vapurun bir yolcusu, Mustafa Kemal'in yarasını tedavi eden hekim olarak, babacığının da hatırlanmış ve anılmış olmasından memnundu. Öyle hatırlıyorum.
    Aydın Menderes'in durumu farklı. O, babası konusunda hepimizden daha duyarlı ve daha titiz olmakta yerden göğe kadar haklıdır. Hatırla Sevgili dizisindeki Adnan Menderes'ten hiç memnun değil: «Yakışıklılığından, nezaketinden, zarafetinden, güleryüzünden» eser yok, diyor. «Çizgili elbise giyer diye birinden duymuşlar anlaşılan, role çıkardıkları kişiye çizgileri adeta tebeşirle çizilmiş acayip bir elbise giydirmişler» diyor. «Menderes'e benzemeyen bir kişiyi ne diye seyredeyim» diye, dile getiriyor itirazını (Hürriyet, 11 ocak).
    Haberde yer alan fotoğrafta Adnan Menderes'in başına tas gibi geçirilmiş fötr şapkayı gördüm. Ee, Aydın Bey haksızlık etmiş, denemez doğrusu!