ANAP kilit parti durumunda

Dün Ankara'da milletvekil-lerimiz hemen bütün bir günü parmak hesabı yaparak geçirdiler. Ertesi gün Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu vardı.

Dün Ankara'da milletvekillerimiz hemen bütün bir günü parmak hesabı yaparak geçirdiler. Ertesi gün Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu vardı. Ne halde olacaklarını gözünüzün önünde canlandırabilir misiniz? En azından çok eğlenceliydi. Ben görür gibi oldum.
Nasıl mı?
CNN Türk'te seyrettim. Yavuz Oğhan, gene Meclis bahçesinde karşısına iki milletvekilini almış; AKP'den Faruk Çelik ile CHP'den Ali Topuz'u... Önlerinde bir kara tahta, bir gün sonraki oylamayla yeni Cumhurbaşkanımız seçilebilir mi, seçilemez mi sualine cevap arıyorlar. Tablolar, cetveller de göreceksiniz gazetelerde.

  • Anayasa hükmüne göre 1. (27 nisan) ve 2. (2 mayıs) seçim turlarında kesin sonuç alınması için bir aday lehinde 367 oyun kullanılmış olması gerekiyor.
  • TBMM'de milletvekili sayısı 550'dir. 8 boş koltuk var, kalan 542 kişidir. Bağımsız mv (milletvekili) sayısı 11. Demek ki 531 partili mv'miz var Meclis'te. Dağılımı şöyle: 353 (AKP)+151 (CHP) + 20 (ANAP), 11 (Bağımsız), 4 (DYP)+3 (ve üç partiden birer milletvekili, SHP'li, HYP'li, GP'li)=542. Bu sayıdan 1 düşersek (Meclis Başkanı oy kullanamadığı için) kalır (inşallah hastalanan filan da olmazsa) 541 milletvekili. Yani bugün herhangi bir adayın 542 oy alması ihtimali yok.
    Hesap durumu budur ve Cumhurbaşkanı'nın seçilebilmesi için alması gereken asgari oy sayısı da (tam sayının üçte ikisi olan) 367'dir.
    367'den çıkarın 353'ü! Ne kaldı? 14 mü? İşte bu, Abdullah Gül'ün ilk turda seçilmesi için AKP oylarına ilaveten alması gereken oy sayısıdır.
    14 oy noksanı var, dedik.
    Gazeteci arkadaşlarımıza kalırsa, bugünkü seçimde AKP oylarına bağımsızlar ile partisince serbest bırakılacak veya grup kararına aldırmayacak milletvekillerinden 4 ila 10 oy daha katılabilir. AKP'lilerle birlikte eder 357 veya en çok 363 oy.
    Kaç noksan kalır? 4 oy! İşin ciddiyeti bir yana bayağı heyecanlı bir yarış, gibi gelir bana.
    Bu arada dikkat ettiniz herhalde. Erkan Mumcu'nun ANAP grubu 20 mevcutlu. Ne eder efendim 20+353 ? 373 mü? Doğrudur! Kazanmak için gerekli oy 367 değil miydi? Demek AKP+ANAP işbirliğinin 6 oy da cabası var.
    Bence bugün çözüm sağlanabilirse, bu ancak AKP+ANAP işbirliğiyle mümkündür. CHP, toplantı yeter sayısı tartışmasına bugün girmeyecektir sanırım. Doğrusu ben Erkan Mumcu'nun da, bugün AKP'ye ilk turda el verecek kadar «hayırhah» olmasını pek beklemiyorum.
    Seyretmelisiniz. En azından heyecanlı bir yarış olacağa benzer. Bakarsınız kendiliğinden bir jüri heyeti de oluşur.
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Ferşat Ballı)
  • Hilmi Yavuz bir yazısında «Otomobil'in yanlış bir giriş yapması»ndan söz ediyor (Zaman, mektubun tarihi 18 nisan).
    – «Bayram münasebetiyle benzinimiz bitiş yaptı» diyen Bursalı pompacıyı yazmıştım bir zaman. Dilde yanlışların yayılma gücüyle baş etmek kolay değil.
    Şafak Âyini'ne katılabilmek
    Radikal'de güzel fotoğraflar görüyorum. Kolay heyecanlanmayan, sağduyu ağırlıklı haberciliği tamamlayan fotoğraflar...
    Gelibolu Yarımadası'nın Anzak Koyu'nda çekilmiş ve gazetenizin 2. sayfasında büyükçe verilmiş Reuters'in «Şafak Âyini» adlı fotoğrafına baktınız mı?
    Anzak Çıkarması'nın 92'nci yıldönümüymüş. Anzakların torunlarından on bine yakın Avustralyalı ve Yeni Zelandalı, bu yıl da üşenmemiş, dedelerinin ruhu şad olsun için Gelibolu'ya gelmiş, orada her yıl tekrarlanan törene katılmışlar.
    Allahtan ki geliyorlar. Yoksa biz her yıl o gün orada bir tören yapmaktan, çok zaman önce vazgeçmiş olurduk. Sarıkamış'ta on binlercesi donarak ölen askerlerimizi anma törenleri de yenidir. Büyüklerinize sorun bakın, daha önceleri yapılmış böyle bir tören hatırlıyorlar mı?
    Dünyanın öbür ucundan kalkıp gelenler arasında, Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters ile Avusturya Savunma Bakanı Brendan Nelson da varmış. Her iki ülkeden askerler de var gelen kafilelerde, genelkurmay başrahipleri de... Ben uzaktan, bizim hac kafilelerinden daha bir düzenli heyetlerin, kıtalar aşarak 92 yıldır her nisan Gelibolu'ya geldikleri, bu seyahati bir dinî ibadet gibi her yıl tekrarladıkları izlenimini alıyorum.
    2 500 izci ve 4 000 genç ziyaretçi, Mustafa Kemal'in 57'nci Alay efradıyla birlikte katettiği 8,5 kilometrelik Bigalı Köyü-Cankbayır yolunu, onlar gibi kafileler halinde yürüyerek geçiyorlarmış. Bizim izcilerimiz de katılıyormuş bu muhteşem kafileye.
    Ve Atatürk'ün 73 yıl öteden bugünlere kadar gelen sesi onlara hâlâ «Gözyaşlarınızı dindiriniz, diye sesleniyor. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içinde rahat uykuları devam edecek.»
    Aynı haberden, Melbourne'da ve Sydney'de yapılan törenlere bizim orada yaşayan insanlarımızın da katıldığını öğreniyoruz. DHA'dan Ersan Küçükkuru törene katılmış Çanakkaleli muhariplerin, varsa aralarında gazilerin de fotoğraflarını çekmiş.
    Kıtalar aşıp, üç nesil önceki dedelerini ziyarete gelmiş insanlar. Gelibolu'da, şafağın alaca karanlığında, binlercesi yanyana plastik koltuklara oturmuş, yüzlerini denize dönmüş, yaşarken görmedikleri dedelerini anıyorlar.
    Orada bir sandalyeye de ben ilişmiş olabilmeyi çok isterdim. Ölenlere saygıyla! Kendi tarihime ve vefa duygusuna beslediğim, giderek arttığını hissettiğim bir hasretle!