Arap dünyasında rejim değişikliğinin, Türkiye için ayrı anlamı var

Asırlar sürmüş Türk-Arap yakınlığının diktatörlerden arınması, coğrafyamızı genişleten bir bereket kaynağı da olabilir.

Bayram arefesinde birbirinden önemli haberlerle çıktı son iki günün gazeteleri. Türkiye açısından en önemlisi eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in orduyu ağır suçlamalarla azarlamasıydı. Ustanın, çıraklarının işlerini çok kötü yaptıkları için öfkelenip, ağzına geleni söylemesiydi de denebilir. Yıkıcı olmamak şartıyla içe dönük eleştiri elbette faydalı ve faziletli bir davranıştır.
Heyecan uyandıran hadiseyi haberciler takımımız size hemen ulaştırdılar. Bence yorumcuların bu «çokça» önemli konuda daha dikkatli ve basiretli olmaya özen göstermeleri gerekecektir.
Kısası, ben hadisenin hemen üzerine gitmekten yana değilim. Haberci dikkatle ve günü gününe işini yapsın, net ve aydınlık bir noktaya gelinsin, durum açıklığa kavuştuğunda biz yorumcular da, ancak o zaman ne diyeceksek, diyelim.
Bence çok çok önemli bir başka haberle de bütün dünya çalkalanıyor. Bizde de öyle, diyebiliriz. Libya’da varılan noktaya dair haberleri, Koşaner Paşa haberinden daha öne almış olanlar, bence haksız değillerdi.
Saddam Hüseyin’den (Irak), Hüsnü Mübarek’ten (Mısır) sonra, Arap dünyasında Muammer Kaddafi de (Libya) alaşağı edildi. Kim kaldı? (Suriye’de Esed).
Türkiye’de elle tutulur hale gelmiş olan ekonomik gelişme, bana kalırsa Arap-Müslüman dünya ile iş ortaklığı alanında Türkiye için yeni ve ayrı bir anlam kazanmış durumda. Besbelli ki, her konuda ilişkilerimiz artacak ve gelişecek. Ve demokratik Türkiye için, aynı sistemi benimsemiş din kardeşi eski yakınlarıyla ilişkiler, bugünle kıyaslanamayacak boyutlara ulaşacak.
Kaddafi devrildi sonunda diye üzülecek biri herhalde çıkmaz aramızdan. Dökülen kana yanar, ama bunun bedeli olarak Libya’da da çağın çizgisinde bir siyasî yapı gerçekleşince, elbette seviniriz. 

Daha çok Arap filmleri seyrettiğimiz yıllar
Araplarla yeniden yakınlaşmak bana, taraflar için gerçek faydalar sağlayacak bir gelişme ihtimali olarak görünüyor. Dış siyasette Cumhuriyet boyunca noksan kalmış, sanki ortak tarihimizin hatıraları altında ezilmiş ilişkiler söz konusudur. Bağdat Paktı gibi, beklenen sonucu verememiş girişimlere rağmen.
Erken hayal kurmanın sakıncaları malum. Ben her şeye rağmen Türkiye’nin bu tarihî gelişmelerin yol açacağı imkânları gereğince değerlendirmesi gerektiği düşüncesindeyim.
En hafifinden alalım.
İkinci Dünya Savaşı başlayıp da Batı ile bağlantımız kesildiğinde –ben dokuz, on yaşlarındaydım- sinemalarımızda, Avrupa ve Amerika kaynaklı yabancı filmlerin yerini Arap ve Hint filmleri almıştı. Başta Mısır filmleri olmak üzere.
Benim neslim için Yusuf Vehbi, Enver Vecdi, Abdulvahhap, Ümmü Gülsüm... Türkiye’de de gösterilen Mısır filmleri sayesinde tanıdığımız oyuncular ve şarkıcılardır. 1950-51 yılbaşında Tarsus Vapuru’yla Akdeniz’deki bir gezimizde, İskenderiye’den Kahire’ye de geçmiştik. Ben fırsatı değerlendirmiş, Türkiye’de de ciddî sayıda seyircisi olan Enver Vecdi’yle kendi işyerinde bir mülakât bile yapmıştım.
Son yıllarda Türk televizyon dizilerinin ve bunlarda rol alan oyuncularımızın Ortadoğu’da gördüğü rağbet, bana vaktiyle seyrettiğimiz Mısır filmlerini hatırlattı. Adlarını hâlâ unutmadıklarım var: Şeyh Ahmet, Aşkın Gözyaşları, Hurmalar Altında Cemile gibi...
Vaktiyle hanımlarımızın giyim eşyası alışverişi için Beyrut’a taşınmaları gibi, günümüzde Arap gruplarına rastlamadan Kapalıçarşı’dan da geçemiyorsunuz.
Türkiye, otomobil dahil ihraç potansiyeli olan bir ülke haline geldi. Çağdaş toplumlar statüsüne yaklaşacak, Arap ülkeleri ile Türkiye arasında ticarî, kültürel ve turistik, hatta sportif ilişkiler hızla gelişecektir. Diktatörlük tahakkümünden kurtulacak Araplar ile dünya çapında belli bir noktaya gelmiş Türkiye arasında işbirliği karşılıklı berekete yol açacaktır, diye düşünürüm. 

Diktatörler düzeni komşuluğa da engeldi
Merak ederim bu bakımdan Kahire’de, Trablus’ta, Tunus’ta, Cezayir’de, Amman’da, Şam’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta muhabirler edinmeye, gerekirse büro kurmaya hangi gazetemiz ve televizyon kanalımız öncülük edecek, diye? Bu merkezlerde büro şefi olarak çalışacak nitelikte gazetecilerimiz yoktur da zannetmeyin.
Arap ülkelerinde, Türkiye’ye gelirse itibar görecek pek çok sanatçı olduğundan da eminim. Ben yıllar önce, bir yılbaşı gecesini, Beyrut’ta rıhtıma yanaşmış Tarsus’ta geçirecek yolcularımız için eğlence prodüktörlüğü rolünü üstlenmiştim. Gemide gösteriye razı ettiğim Beyrut’un ünlü şarkıcıları, dansçıları, komedyenleriyle yolcularımız o yılbaşı, unutamayacakları bir gece geçirdiler.
Lafı uzatıp, delillerle takviye etmeye çalışacağıma, şöyle diyeyim:
Demokratik yapıya dönüşebilen Arap ülkeleri, Türkiye için, halktan halka yeni ilişkiler yanında, kültür ve alışveriş açısından da hayat alanımızı genişletecek ve zenginleştirecektir. İktidarda, bu açıdan eski dostlarla yeniden buluşmayı kolaylaştıracak bir siyasî kadro bulunuşunu da bu çerçevede değerlendirmeliyiz.
Özetlersek, kendi iç meselelerimizle uğraşır, hataları belirleyip düzeltmeye elbette gayret ederken, bir taraftan da geleceğin Türkiye’sini düşünmekten geri durmayalım, demek istiyorum. Çok yakınımızda, vaktiyle hayatı aynı sınırlar içinde paylaştığımız ve dindaş olduğumuz toplumlarda önemli gelişmeler gerçekleşiyor. Üstelik söz konusu, Türkiye’nin lider durumunda olduğu, dünyanın önemli bir bölgesidir.
Gelişmeleri, dizi film seyreder gibi takip etmeyelim, demeye çalışıyorum.

DİL YÂRESİ

TÜRKÇE DOSTLARINDAN 
* Ahmet Esentürk. «Yıllardır yazanların, söyleyenlerin yanlışlarını yüzlerine vurup onları utandırmaya ve hataları düzeltmeye çalışırsınız. Ben de bu imlâ hatalarından rahatsız ve şikâyetçiyim. Kılavuzlara bak diyenlere, onlar da birbirini tutmuyor diyorum. Acaba bir imlâ hataları kılavuzu yapılamaz mı?»
-Mevcut imlâ kılavuzlarının yanında bir tuhaf olur, gibi geliyor bana. Ama benden önce aynı işi –elbette büyük vukuf farkıyla- yıllarca yapmış olan Şiar Yalçın üstadın Doğru Türkçe adlı çok faydalı kitabında «Başlıca yanlışlar» başlığı altında verilmiş (kendisi ayrıca bellibaşlı diye tasrih etmiş) bir liste var.
Bu kısacık yere sığabilecek kadarını aktarayım size.
yanlış doğru
adele adale
afaroz aforoz
aktrist aktris
amaliyat ameliyat
anastezi anestezi
anbar ambar (gm)*
anber amber (gm)
aparitif aperitif
arazöz arozöz
bujiteri bijuteri
caket, jaket ceket (ama
jaketatay)
cansiperane cansiparane
cips çips (patates
kızartması)
cimnastik jimnastik
candarma jandarma
Demokles Damokles
dedektif detektif
dinazor dinozor
excaty, vb. ecstasy
espritüel spritüel
filim film
fasit fâsit (fâsit
daire)
fesat (halk d.) fesât (mide
fesâdı)
gâzap, gazâp,
gâzâp gazap, gazab
greyfurt,
greyfrut greypfrut
hîbe hibe
hâkem hakem
İslav Slav (Yahya Kemal vezin zaruretiyle Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden, demiş olsa da.)
* Galat-ı meşhur. («Dilde çok yaygın olan ve herkes tarafından kullanılan yanlış.»)