«Asmalı Konak» okul oldu

Çarşamba akşamı 19.30'da Bebek vapur iskelesinde buluştuk. Altı gazeteciyiz. Motörle Beykoz'a, Alev Alatlı'nın küçük bir tepenin üzerindeki evine gidiyoruz.

Çarşamba akşamı 19.30'da Bebek vapur iskelesinde buluştuk. Altı gazeteciyiz. Motörle Beykoz'a, Alev Alatlı'nın küçük bir tepenin üzerindeki evine gidiyoruz. Evin güzel ve geniş bahçesinde kurulmuş 10-12 büyük masanın çoğu dolmuştu.
Ben ki bu davete, tanışma fırsatı bulamadığım ev sahibesiyle (Benim için daha çok usta bir romancı olan Alev Alatlı'yla) kaçırılmaz buluşma imkânı diye katılmışım. Bizden önce gelmiş onca insanı görünce, biraz bozuldum doğrusu.
Ama, Or'da Kimse Var mı? dizisini oluşturan dört romanından, Kemal Tahir tarzının dişi temsilcisi izlenimi edindiğim, kültürü sebebiyle de merak ettiğim Alev Hanım'la tanışmayı başka sefere erteleyerek, bu güzel akşam yemeğinin ana temasına ben de katıldım.
«Alatlı nerelerde, ne yapıyor, niye böyle görünmez oldu?» sualinin cevabıydı konuşulan.
Öğrendim ki Alatlı, Kapadokya'da yerel bir vakıf meslek yüksekokulu kurmuştur. «Hiç kimse, evine ekmek götüremeyen, götüremediği için aşağılanan, çaresiz bir genç erkek kadar öfkeli olamaz» düşüncesinden yola çıkmış. Hele bizim gibi erkeğin geleneksel rolünün tedarik olduğu bir toplumda. (Burada, şu tedarik kelimesinin yerindeliğine, güzelliğine bakar mısınız! «Edinme, araştırıp bulma, bulundurma, elde etme» demektir.)
Kurulan İlke Eğitim ve Sağlık Vakfı'nın amacı, gençlerin dünyayı olduğu gibi ve doğru değerlendirmelerine yardımcı olmak. Bundan hemen sonra, göç veren Kapadokya'yı, eğitilmiş gençleri yörede tutmayı başararak, göç alır duruma getirmek. Bu meyanda gençleri iş ve meslek sahibi kılmak.
2005 eğitim yılında faaliyete geçen okul, bu yıl 12 programda öğrenim sağlıyor: 1. Sivil hava ulaştırma işletmeciliği, 2. Turizm rehberliği, 3. Turizm ve otel işletmeciliği, 4. Atçılık işletmeciliği. (Kapadokya adı Persçe katpatuka'dan geliyormuş; «Güzel Atlar Ülkesi» demekmiş anlamı.)
Programları sayıyorduk: 5. Aşçılık (Nefis yemekleri ve Rusya'da birinci olmalarını sağlayan tatlıyı hazırlayanlar, aşçılık öğretmeni ile öğrencileri de oradaydı), 6. Bilgisayar teknolojileri ve programlama, 7. El sanatları, 8. Şarap üretim teknolojisi ve bağcılık (Bu dersin öğretmeni gencecik hanım da oradaydı. Ondan bir şeyler öğrenme fırsatı bulamadım yazık ki!), 9. At antrenörlüğü, 10. Organik tarım, 11. Restorasyon, 12. Bankacılık ve sigortacılık.
Çok şey var, size de anlatmak istediğim: l Mesela okul binalarının tarihî konaklardan seçilip restore edilmiş olması. (Asmalı Konak dizisinin çekildiği bina da bunlar arasında) l Okul 12 ay açık. Öğrenciler yatılı. l Almanya, Rusya, Ukrayna, Japonya ve elbette kardeş Türk üniversiteleriyle işbirliği. Dikey geçiş imkânları. Kapadokya'da ve o ülkelerde düzenlenen forumlar. l Başta Nevşehir Valisi, (Belediye Reisi Hasan Ünver de yemekteydi, bizim masada olduğu için biliyorum) ve Mustafapaşa, Avanos, Gülşehir belediye başkanları, oda başkanları, bölge eşrafı ve sivil toplum örgütleri... hepsi İlke Eğitim ve Sağlık Vakfı'nı destekliyorlar. l Bunlara, ilgili oldukları programlara el veren büyük özel sektör kuruluşları da katılıyor.
Not. Ben de emrinizdeyim Alev Alatlı Hanımefendi Dostum! Yeter ki sizler beni devamlı bilgilendirin.
Anket nedir, öğrenmeliyiz!
Konda seçim araştırmasına ölçüsüz (kimi de görgüsüz) tepki verenlerin ikinci bir hedef tahtası durumuna gelmeleri yetmezmiş gibi, talihsiz insanlarımız dört gün sonra, bu defa TÜİK'in saldırısına uğradı. (TÜİK, Türkiye İstatistik Kurumu.)
Anketle, AB ülkelerinde de yapıldığı gibi, Türklerin dakikası dakikasına «Bir günü nasıl geçirdikleri» araştırılmış. Tepenizi attıracak sonuçlar da var. Ben sizin soğukkanlılığınızı kaybetmeyeceğinizden, Güngör Mengi'nin («Tarhan Erdem ya sayı bilmiyor, ya dayak yememiş»), Necati Doğru'nun («Hormonlu anketler»), Bekir Coşkun'un («Erdemli tarhana yoklamalar»), Şakir Süter'in («Komik duruma düşüyor»), Mustafa Mutlu'nun («Akıl almaz tahminler»), Hikmet Çetinkaya'nın («Soros'un çocukları...») düştükleri duruma düşmeyeceğinizden eminim.
Size iki örnek vereyim:

  • TÜİK der ki, «Türk erkekleri 8 saat 27 dakika, kadınları 8 saat 32 dakika uyuyor». Bizim evlerde benim bildiğim, erkeklerin çoğunun daha çok uyuduğudur.
  • Evet, nihayet bu bir ortalama sonuçtur amma, her gün spora erkekler 7, kadınlar 4 dakika ayırmaktaymış. Babaannen, annen, eşin, kızların, torunun spora günde kaç dakika ayırıyor, diye sorsalar, ne cevap verebilirim ki?
    Haber Radikal'de de vardı, okumuşsunuzdur. Biz, anketler ve bu yoldan elde edilen bilgiler hakkında biraz çalışalım, bir şeyler öğrenelim. Yoksa bu yüzden, daha çoook kavgalar ederiz.
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Barış Ertin)
  • Devrim ne güzel bir kelimedir Türkçe'mizde. (Okulda hocalarımdan bana, «Bu kelime devrilmek fiilinden mi geliyor?» diye takılanlar olurdu.) Anlamı, kapsamı bir yana, söylenişi bile bir incelik, bir güzellik, bir bilgelik barındırır.
    16 temmuz gecesi Show Tv'de Hoşçakal Yarın adlı film yayımlandı. Deniz Gezmiş'lerin idamını anlatan film. Bütün devrim ve devrimci sözleri biplendi. Hiç hatırlamıyorum, bu kelimeler ne zaman yasaklandı?
    Meydanlarda yağlı urganların sallandığı bu günlerin sonunda, sevgi, barış, eşitlik, kardeşlik gibi kelimelerin de sansürlenmesinden korkulur. Devrim'in ilericiliğinin bize unutturulması gibi, bu kelimelerin anlamlarının da çocuklarımıza unutturulmasından endişe ederim.