Başbakan kimlerle gitti Somali'ye, diye sorup öğrensenize

Bakanları ve görevlileri bilemezler. Ama heyetin iki üyesini kesinlikle hatırlayacaklardır.

Millet siyasetle ve siyasetçilerle ilgileniyor mu, sualine cevap aranırken, bir dost mecilisinde, sualler çeşitlenmeye başladı:
-Mesela milletvekilleri, haydi alanı daraltarak bakanlar, diyelim. Ses sanatçıları, televizyon ve film yıldızları, sporcular kadar tanınmakta mıdır?
Dinliyorum. Daha önce işittiğim veya kendi kendime sorup cevabını aradığım bir sual değil doğrusu. Bir gazeteci olarak konuyla, soruyla ilgilenmemek de mümkün değil.
Gazetelerin ilk sayfalarına genelde siyaset haberleri hükmeder. Bu alanın yıldızı –günümüzde- Başbakan Erdoğan’dır. Diğer parti liderleri, ileri gelenleri, yabancı devlet ve siyaset adamları da bazen boy gösterir ilk sayfalarda.
Onları suç ve ekonomi kahramanları takip eder. Cinayetler, çeşitli saldırılar, kadınlara şiddet... Ekonomi haberleri, iş dünyasının ileri gelenleri arkadan gelir...
Ülkeler içinde haşin meseleler, çatışmalar... Hükûmet değişmeleri. Önemli dış olaylar. Nadiren iç açıcı güzel haberler.
Ya güzel kadınlar, diyeceksiniz? Onlar çeşitli olaylar, yoksa icat edilmiş vesilelerle gazetenin bütün sayfalarına ve her gün serpiştirilmiş olur. Onlarsız gazete olmaz yani. Reklamlar da olamadığı gibi.
Toplantıdakilerden birinin –talihsizliğe bakın ki mecliste benden başka gazeteci yok ve günün nedense?- baş konusu da basın, televizyon ve (ben tek kelimeyle ifade edebilirim) internet dünyası.
Gençler de var aramızda. Ama meraklı bir hanım sualini bir yaşlıya, bendenize sormayı tercih etti:
-Hakkı Bey, dedi; Tayyip Erdoğan hükûmetindeki kaç bakanın adını hatırlıyorsunuz?
Düşünmeden cevap verdim:
-Belki iki-üç ad verebilirim size, hepsini hiçbir zaman hatırımda tutamamışımdır zaten.
Aynı hanım orta yaşlı veya genç, daha birkaç kişiye aynı suali sordu. (Onu da söylemeliyim ki aramızda milletvekili, hatta parti mensubu, yani siyasetçi yanıyla ön planda olan hemen hemen kimse yok. Toplantıda ben tertip dağınık, hatta siyasetle doğrudan hiç ilişkisi olmayanlar bir araya gelmişiz. Böyle olunca fazla gerilim ve kavga da olmuyor, bilirsiniz.)
Bakan sayısı ve adı bilme yarışmasında en başarılımız bir avukat oldu. Yedi bakan adı verdi maşallah. Onu alkışlamaktan da geri durmadık. Bakanların tam sayısını ben bilemiyorum.
Ama biri:
-En bilgilimiz de kabinenin üçte birini çıkaramadı zaten, dedi.
(Ben gazete yönetimlerindeyken yakınımda bir etajer kenarında filan asılı duran iki-üç listeden biri de hükûmet erkânı olurdu. Kabinedekilerin tam listesini, adlarıyla soyadlarıyla bir nefeste saymak, her babayiğidin harcı değildir yani... Onu da arada söyleyeyim.) 

Hanım bir sualle gene bana döndü
Halimize, bilgisizliğimizin derecesine yani, kendimiz de gülerken, aynı muzır hanım gene bana döndü:
-Mesela size gelmiş geçmiş dışişleri bakanlarımızın adını sorsam, bir nefeste sayabilirsiniz acaba?
Hepsi yüzlerini bana dönmüş verebileceğim cevabı bekliyor. Tarih sıralamasını da ihmal etmemeye çalışarak başladım:
-Tevfik Rüştü Aras, Şükrü Kaya, Şükrü Saracoğlu, Necmettin Sadak, Hasan Saka, Numan Menemencioğlu, Turan Güneş, Fuat Köprülü, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Esat Işık, İhsan Sabri Çağlayangil, Feridun Cemal Erkin...
Hanım sormakta ısrarlı:
-Bugünkü dışişleri bakanımız?
-Ahmet Davutoğlu!
Tek tük alkışlayanlar oldu beni.
İlk suale geçer not alacak bir cevap verdim, demek ki. Mubassırımız sormaya devam ediyor.
-Bugünkü bakanlardan adını bildikleriniz?
-Ben yediyi de tutturamazdım.
-Yalnız dışişleri bakanları mı? Sorsak Cumhuriyet’in kuruluşundan beri hükûmetlerde yer alan bakanları, dışişlerinde olduğu gibi hatırlayabilir misiniz?
-Bilemiyorum, dedim.
-İmtihan hoşlarına gitmişti. Sormakta ısrar ettiler. Adını ezbere söyleyebildiğim bakan sayılarını not etmişler. Bana da bir liste verdiler. Maliye Bakanı (5 isim), Enerji ve Orman Bakanları (birer isim), Sağlık ve Sosyal Yardım (6 isim), Adalet (6 isim), Millî Eğitim (9 isim), Millî Savunma (8 isim), Bayındırlık (7 isim), Ulaştırma (Ben de şaştım 11 isim), Ticaret (4), Sanayi ve Teknoloji (7), Turizm ve Tanıtma (7), Orman ve Enerji-Tabii Kaynaklar Bakanı olarak da (birer kişi).
-Hafızandan şikâyet etme dediler.
Somali kafilesinde unutulmaz iki yolcu
Mesele orada değil. Mesele bence kamuoyunun, Türkiyemizde büyük çoğunluğun siyasetle ciddî şekilde ilgilenmemesi. Sesi ve tarzı sevilen, beğenilen, ihmal edilemeyecek kadar özlenen şarkıcılar yok ki siyaset sahnemizde, sololarını veya konserlerini zevkle, merakla, yeni şeyler öğrenerek, farklı tatlar alarak dinleyelim.
Hemen ekliyorum. Kusur sadece siyasette ve siyasetçilerde değil. Habercileri ve yorumcularıyla basın da yetersiz kalıyor. Haberde de, yorumda da. Satışlarda düşüş varsa bunu, televizyonun ve internet dünyasının daha ağır basmasıyla açıklama kolaylığına kaçmayın. Ve ana kuralı unutmayın:
-İlginin kaynağı bilgidir.
Bugün mesela sorun: «Başbakan, Somali’ye bir heyetle birlikte gitmiş. Kimleri götürdü yanında?»
Alacağınız cevap uzun boylu olmayacaktır:
-Aile yakınlarını ve bazı bakanları!
-Başka? Başka?
-Ajda Pekkan ile Nihat Doğan.

DİL YÂRESİ
TÜRKÇE DOSTLARINDAN 
*  Akın Akın. «11 ağustos tarihli yazınızda <becelleşmek> tabirini görünce şaşırdım. Ben <cidal> kökünden geldiğini düşündüğüm <cedelleşmek> olarak biliyordum, her ne kadar <cebelleşmek> diye kullanılsa da... Doğrusu hangisi Hakkı Ağabey? Aydınlatırmısınız.»
-Evet cebel Arapçada «1. Tartışma, münakaşa, ağız dalaşı» ve «2. Kavga» ve «3. Mantıkta <karşılıklı konuşma ve tartışma sanatı, diyalektik, eytişim> anlamında.»
Meydan Larousse’ta cedelleşmek şeklinde kullanıldığı iki örnek cümle var: Refik Halid Karay’ın ve Halide Edip Adıvar’ın eserlerinden alınmış.
Türkçe halk ağzında kelimenin becelleşmek, cebelleşmek, mecelleşmek şekillerinde de kullanıldığını Meydan Larousse kabul ediyor. Şevket Süreyya Aydemir mesela becelleşmek diyor. Mustafa Sepetçioğlu da öyle. Kemal Demiray becelleşmek’te karar kılmış. MEB sözlüğü her iki şekli de benimsemiş.
Günümüzde cedelleşmek’ten vazgeçilmiş ama mecelleşmek ile becelleşmek arasında bir tereddüt devam ediyor, denilebilir.
Ben çocukluğumdan beri evde öyle işittiğim için becelleşmek, diyorum. Kesin kararı gene zaman verecektir. 

* Onur Uzundağ. İngilizcedeki «euphemism» kelimesinin karşılığı «hüsnütabir»’dir diye biliyordum. «Hüsnütalil» var, ama o da bir olayın sebebi olduğundan daha güzel gösterme sanatı olarak açıklanıyor.
-Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca-Türkçe Lûgat’inin 392 ve 393. sayfalarına bakın lütfen. Hüsn kelimesiyle başlayan 53 birleşik kelime göreceksiniz: hüsn-i âdâb’dan başlayıp hüsn-i zann’a kadar.
Faydalanacağınızı umarım. Bunları hüsn ü aşk şeklinde yazılan bileşik deyişler takip ediyor.
Devellioğlu benzer durumlarda en iyi kaynaktır.