Ben de Gülsün Bilgehan'cıyım

CHP'ye yeni bir lider düşünülürken, adı anılan iki adaydan biri Haluk Koç. Bu ihtimal üzerinde durmuştuk (Radikal, 29 eylül).

CHP'ye yeni bir lider düşünülürken, adı anılan iki adaydan biri Haluk Koç. Bu ihtimal üzerinde durmuştuk (Radikal, 29 eylül).
Yavaş yavaş su yüzüne çıkmakta olan bir aday daha var, okuduklarıma göre onu eski il başkanları teklif etmekteymiş: Gülsün Bilgehan. Gazetelerde adı geçtikçe, İsmet İnönü'nün torunu olduğu hatırlatılıyor.
Bilmeyen olabilir, hemen hatırlatmakta fayda var. Gülsün (Mustafa) Bilgehan'ın genç kızlık soyadı Toker'dir. Bence İsmet Paşa kadar önemli bir referans. Ben, Gülsün'den söz ederken bilmeyenlere onu:
– Gazeteci Metin Toker ile İsmet Paşa'nın kızı Özden Toker'in kızları, diye tanıtırım.
Son seçime kadar CHP milletvekiliydi. AB'deki temsilcilerimizin çok nitelikli ve başarılı örneklerinden biri olduğu söyleniyordu. Nitekim CHP'nin seçicileri onu son seçimde aday göstermediler. (Nitekim bağlacının anlamını bilmiyor değilim. Bizde kalitenin prim yapmadığını bildiğim için, nitekim kelimesini, «Ee nitelikliyse, ona da milletvekili adaylığı teklif etmezler!» anlamında kullandım.)
Paşa ile tanışma şerefine ermişlerdenim. Metin, cânım arkadaşlarımdan biriydi; eşi Özden hayran olduğum kadınlardandır. Gülsün'le birkaç kere, aileler düzeyinde buluştuk. Zaman zaman telefonda konuşsak da, ben onu daha çok uzaktan takip edebiliyorum; kamuya mal olmuş biri olarak.
– Kolay kolay insan beğenmezsin. Peki Gülsün Bilgehan'da liderlik ışığı görüyor musun, diye sormak geldi içinizden, değil mi?
O yanını bilmiyorum. Ben onu hep değer verdiğim ve çok sevdiğim arkadaşımın kızı olarak gördüm. Nasıl bir ailede büyüdüğünü hepimiz biliyoruz. İnsanın kişiliğinde ailesinin nasıl bir yeri ve tesiri olduğuna dair düşüncemi de siz bilirsiniz. Mevhibe Hanım'a ve Pembe Köşk'e dair kitaplarını okudum.
Paşa ve Metin çevrelerini, bütün diğer niteliklerinden önce ve fazla, zekâ ve bilgileriyle etkileyen insanlardı. Gülsün çok iyi yetişmiş bir genç kadın. Kocası Mustafa, benim ölçülerimle çok değerli ve sevgili bir insan. CHP'li arkadaşlarının onu, liderleri olarak partinin başında görmek isteyişlerini de göz önünde bulundurarak, ben de Gülsün Bilgehan'ın başkanlığına talibim.
Burada ilan ediyorum.
Dil Yâresi

  • Ben Cemil Çiçek'i, Türkçe konusundaki hassasiyeti sebebiyle ayrıca severim. Devlet adamına yaraşır üslubu, kolay kolay ambale olmayan kararlılığı da ayrı meziyetlerdir. Dahası var, ki hükûmet sözcüsü seçilmesini çok isabetli bulduğumu yazarken, vaktiyle üzerinde durmuştum.
    Muzip bir yanı da var. Onca iş arasında, bana laf atacak vakti de buluyor:
    – «Anayasa'yı rölantiye aldık» dediğim açıklamada, ben murdar dedim, bazı gazetelerde mundar yazılmış. Yani yanlış benden çıkmadı, haberin olsun, diyor.
    Ben o haberi Hürriyet'te okumuştum dün. Bir daha baktım. Murdar doğru yazılmıştı. Halk dilinde mundar'a dönüşmüştür bu Farsça'dan alınmış kelime. Anlamını bu vesileyle hatırlayalım isterseniz: «1. Kirli, pis, iğrenç. 2. Boy aptesi almamış kimse. (Dinimizce gereklidir ya!) 3. Gene dinimizce yenmesi yasaklanmış (hayvan).
    Hürriyet'in o haberinde başka bir imla kusuru var, yazmadan geçmeyeyim. Fransızca ralenti kelimesini biz rölanti yazar ve okuruz. Bu kelime haberin başlığında «rolanti», metninde «rölinti» yazılmıştı.
    Bakan çifte pasaportluysa
    Bizim dışımızda olup bitenlerin yol açtığı sualler birikir zihnimizde. Sayısı çok artar ve cevapsız kalırsa, ufkumuzu karartabilecek suallerdir. Güncel bir örnek vereyim:
    – Yeni devlet bakanı Mehmet Şimşek, ilaveten İngiliz vatandaşlığına da kabul edilmiş. İşim icabı gerekti, diyor. Çift vatandaşlık diye bir durum da var, hepimiz biliyoruz.
    Tek yaptığımız nedir? Köşeyazılarında sormak:
    – Ya ettiği Kraliçeye bağlılık yemini ile Türkiye'deki bakanlık görevi arasında, birinden birini tercih etmesini gerektiren bir aykırılık, zıtlık, uyuşmazlık olursa?
    Mehmet Y. Yılmaz bunu sormakla kalmayarak, okuru zihninde belirecek suali de cevaplıyor:
    – «En doğru tutum, Şimşek'in İngiliz vatandaşlığından ayrılma başvurusu yapması ve İngiliz pasaportunu iade etmesidir» (Hürriyet, 10 ekim).
    Ben okur olarak da, gazeteci olarak da farklı düşünüyorum: Mehmet Şimşek'in ne yapması gerektiği konusunda fikir yürütmeden önce, bu durum hakkında bilgi edinmemiz ve okurumuza önce bunu aktarmamız gerekir, diyorum.
    Aklıma gelen sualler:
  • Mevzuatımızda, bir bakanın TC vatandaşlığı yanında ikinci bir vatandaşlık edinmesini engelleyen bir hüküm var mı?
  • Çifte pasaportluluk, başka ülkelerin hukuk düzeninde sakıncalı görülmüş müdür?
  • Tahsisen İngiltere'nin kendine özgü yönetim kuralları açısından, çifte pasaportlu bir bakan hoş karşılanmakta mıdır?
  • Başbakan ve AKP ileri gelenleri, Mehmet Şimşek'e bakanlık teklif ederken, bu Türk vatandaşının aynı zamanda Kraliçe hazretlerinin tebaasından olduğunu bilmekte miydiler?
    Bence gazetecinin asıl görevi, okurunu, bu konuda bir karara varabilmesi için bilgilendirmektir; yukarıdakilere benzer suallerin cevaplarını çalışıp öğrenerek... Daha sonra kendi fikrini de söylemesinde bir sakınca yok.