Ben Kemal Derviş'i dinledim

Suriye sınır boyuna yerleştirilen mayınlardan nasıl kurtulacağımız konuşuluyor. Hep olduğu gibi gene işe tartışarak başladık. Erdoğan’ı, Baykal’ı, Bahçeli’yi «sıdk u sadakat» ile (inanarak, güvenerek) dinliyoruz, ama zihnimiz çok karışık.
Birinin hizmettir dediğine, diğeri ihanettir, diyor. Anlamadan bir süre dinledikten sonra, çaresizlikten hep yapageldiğimiz gibi meseleyi düşünmemeye başlıyoruz. İtiraf ederim ki ben ciddiyetle, zevat-ı muhteremin asıl maksadı da bu galiba diye düşünüyorum bazen: zihnimizi iyice karıştırarak usanmamızı ve meseleyle ilgilenmez hale gelmemizi istiyorlar. O zaman bildiklerince hareket edip, düğümü, gündemi değiştirerek sözüm ona çözmüş olacaklar.
Dünkü Radikal’de dikkatinizi çekti mi? Yozgat dolaylarında görülen uzun isimli hastalığa («Kırım Kongo Kanamalı Ateşi» hastalığı) bir kurban daha vermişiz;
Ankara Üniversitesi’nden Prof. Zafer Karaer’in tavsiyesi eklenmişti habere:
– Bana sorsalar, beş yıl hiçbir şey yapmayalım, derdim. Ekosistemi kendi haline bırakalım. Çünkü döngü devam ettikçe hayat normale dönecektir, diyor muhterem hocamız.
Bence keneleri rahat bırakmak yetmez. Rahat bırakmayıp hastalıkla mücadele etmeye, yakalananları tedaviye çalışanları da cezalandıralım. Keneleri kendi haline bırakmayıp tedirgin ve başımıza bela etmelerinin ardında bir derin devlet dümeni var mı diye de araştıralım.
Mayın meselesinde Meclis’e verilen tasarı geri çekilmiş bile. Şimdi sıra, bu işi İsrailli şirketlere vermeye çalışanların derin devletle bağlantısı var mı, yok mu?.. İhmal etmeden işin o tarafını da araştırmalıyız.
*
Şirin Payzın dün, küresel ekonomi krizi ve bununla mücadele konusunu Kemal Derviş’e danışıyordu (CNN Türk). Kısa süren konuşmayı dün aralıklarla iki kere daha yayımladılar. İyi ettiler. Can kulağıyla dinledim. Çok dinlediğim ve okuduğum halde pek bir şey bilmediğimi de bu vesileyle öğrenmiş oldum.

* Çok belirsizlik var, kesin tahminler yapmak doğru değil.   
* Dünya elli yıl var ki bu boyutta küresel bir kriz yaşamamıştı.      
* ABD önlem almakta, tek ülke olduğu için AB’den daha başarılıydı: maliye ve para politikaları konusunda, yeni yönetimden de güç alarak gerekli tedbirleri daha çabuk alabildiler. 
* Küreselleşmeyle içli dışlı olan ülkeler daha çok hissetti krizi. 
* Biz de cari işlemleri dengede tutmalı ve ihracata çok önem vermeliyiz. 
* Bizim bankalarımız ABD’lilerin hatasına düşmediler, bu iyi oldu.

*
Neredeyse olanı biteni ben de anlayacağım. Şirin Payzın pek akıllıca sualler sorduğundan mı? O da var. Ama asıl sebep benim, Derviş’in bilgisine ve bize doğruyu söylediğine sahiden inanmam.
Anlata biliyor muyum?

Çevirmenlerin şikâyeti var
Bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde Çeviri Derneği’nin (UNESCO’ya bağlı, Uluslararası Çevirmenler Federasyonu’nun üyesidir.) semineri var. (51 ülkenin çeviri derneklerinden oluşan bir federasyondur.)
Yayımcılara, çevirmenlere karşı açılmış kovuşturmalardan şikâyetçiyiz. «Asıl okurlara karşı, demektir bu!»diyenler haklı.
Seminer bugün ve yarın sürecek. Rektör Prof. Özçaldıran, Kültür Bakanı Günay, onur konuğu Yaşar Kemal, çeviri Derneği Başkanı Hasan Anamur da orada olacaklar.
Seminerde ana hatlarıyla Türk ve dünya edebiyatı konuşulacak. Sel Yayımcılık’ın üç kitabı hakkında (Apollinaire ve Ben Mila’dan iki eser ile Görgülü ve Bilgili Bir Burjuva Kadınının Mektupları adlı kitap) müstehcen neşriyat gerekçesiyle açılmış davalar da söz konusu edilecekmiş.
Artık nasıl ilgilenirseniz: seminere veya duruşmalara mı gidersiniz, yoksa kitaplara mı göz atarsınız, orasını size bırakıyorum!

Dil Yâresi
* Radikal’de dünkü resimaltı metinlerinin tamamını okudum.
1. «Mike Tyson’ın kızı henüz dört yaşındaydı.» (s.2) Hangi anlamıyla, henüz? Dört yaşına yeni mi girmiş? Hâlâ dört yaşında mıymış? Henüz kelimesi orada olmasa, cümlenin anlamında ne değişirdi?
2. «Kabir Tambar’a ödülünü Güler Sabancı takdim etti.» (s.3) Takdim, «(Bir şeyi) Kendinden büyük ve üstün bir kimseye verme, sunma» demek. Tambar, Vermont Üniversitesi’nde öğretim üyesiymiş. Güler Hanım’ın bu beye Uluslararası Araştırma Ödülü’nü vermeyip de takdim etmesinin nasıl bir sebebi olabilir? Güler Hanım ödülü niçin vermemiş de «takdim etmiştir» ben anlayamadım.
3. «Galatasaray’ın stadının yer aldığı Seyrantepe’deki inşaat yaklaşık bir aydır faaliyette değil». (s.5) «...ın» ekini tekrarlamak neden; Galatasaray Stadı demekte bir sakınca mı var? «Faaliyette değil», çalışır veya çalışılır halde değil anlamında söylenmiş. Çalışma halinde, işler halde olana faal denir; «İnşaat faal değil» demek yetmez miydi?
4. «Başbakan daha önce zor ikna edilmişti.» (s.5) Ben olsam «zor» yerine «güçlükle» demeyi tercih ederdim.
5. «Krediye imzayı bugün Demiray atacak.» ne demektir? Bir başkası imzalamaktan kaçınmış, ama Genel Müdür Yardımcısı Aykut Demiray uygun bulmuş imzalayacak, anlamında bir deyiş midir bu? Kısaca «Kredi anlaşmasını Demiray imzalayacak» denemez miydi?
6. «Bursa’nın <en modern> sağlık kuruluşlarından Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi’nde sekiz can alan yangınla ilgili uzmanlar incelemeyi sürdürüyor.» (s.8) «En» zarfına gerek yok, «modern» demek yeterdi. Ve «yangınla ilgili uzmanlar» ifadesi. Bir konuda uzman olanın, o konuyla ilgili olduğunu ayrıca belirtmek gerekir mi?
7. «Yarbay Ecevit dün tutuklanarak cezaevine yollandı.» (s.11) Tutuklanarak evine  gönderilmez, cezaevine konur. Cezaevine götürmek için de tutuklama kararının alınmış olması gerekir. Yani bu cümlede iki fiile gerek yok. «Tutuklandı» veya «Cezaevine yollandı» demek yeterliydi.
Bence resimaltları gazetenin en çok okunan metinleridir. Bunların da dikkatle, özenle yazılması, aceleye getirilmemesi gerekir.