Bir Evren eksikti kargaşada

Son günlerde aklınızdan şöyle bir sual geçti mi, diye soracağım:</br>&#8211; Kuzey Irak Kürtlerinin son durumları ve Barzani'nin son söyledikleri hakkında, acaba Kenan Evren ne düşünüyor?

Son günlerde aklınızdan şöyle bir sual geçti mi, diye soracağım:
– Kuzey Irak Kürtlerinin son durumları ve Barzani'nin son söyledikleri hakkında, acaba Kenan Evren ne düşünüyor?
Barzani'nin dediğini hatırlayalım isterseniz: «PKK'yı desteklediğimiz doğru değil. Sayın Büyükanıt bölgedeki zorlukları iyi bilir. Askerî alanda PKK ile karşı karşıya gelmemizi beklememeli. Sorunları, yanlış anlamaları çözmenin en iyi yolu diyalogdur. Dostluk elimizi uzatıyoruz. Karşılık veren olursa memnuniyet duyarız» diyor.
Bu arada, Kerkük'ün bir Kürt kenti olduğunu bir daha tekrarladıktan sonra, şu tavsiyede bulunmaktan da geri durmuyor:
– İran ve Türkiye, Kürtlerin bağımsız devlete sahip olma hakkı bulunduğu fikrine alışmalıdır (Radikal, 27 şubat).
Doğrusu aklımdan geçmedi değil: açıklama meyanında adı geçtiği için, Büyükanıt Paşa, Barzani'ye doğrudan cevap vermeye kalkar mı, diye... Ne de olsa Paşa, bu konuda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den hayli farklı düşündüğünü açıklamış bulunuyor.
Ama cevabın, neredeyse Barzani'yi doğrular bir üslupta, Kenan Evren'den geleceği aklımın köşesinden geçmemişti.
Evet, Yedinci'nin Iraklı Kürt lidere cevap vereceği tuttu.
Sabah'tan Elif Koralp sormuş, o da söylemiş:
– Adamların parlamentosu var mı, var. Liderleri Talabani cumhurbaşkanı seçildi mi, seçildi. Barzani de onların başına geçti mi, geçti. Biz istediğimiz kadar diyelim, orada bir Kürt devleti kuruldu.
Evren'in canı sıkkın aslında. «Vaktiyle bunlara kırmızı pasaport verdik. Hep yumuşak davranıldı. Ben bunlara taraftar değildim o zaman» diyor.
Ve sanırım, Büyükanıt fikir beyan etmeden şunu da söylemekte gecikmemek istiyor:
– Abdullah Gül'ün «Düşmanımızla bile konuşmalıyız» sözüne katılıyorum.
Bitmedi, ilave ediyor:
– Bu bölge valilikleri belki de eyalet olur diye düşünmüştük. Bundan korkmamak lazım. Diyorlar ki, Kürtler bağımsızlığını ilan eder. Edemez! Aynı haklar tanınırsa niye ayrılmaya kalksınlar? Kürtlere kardeş muamelesi yapmalıyız.
(Demek yapmadığımızı düşünüyormuş. Gene de, hatırlar mısınız «Kürt diye bir şey yoktur. Onlar dağ Türküdür. Bu, karda yürürken postallarından çıkan kart kurt seslerinden oluşmuş bir addır, kavramdır» diye vaktiyle bizi oyalamaya, uyutmaya çalışırdı.)
Ve Yedinci'nin ağzından çıkan, şu hüküm fıkrası:
– Kaç senesi var bilmiyorum, ama Türkiye ileride eyalet sistemine geçebilir.
İnsanın yüksek sesle:
– Başka bir diyeceği olan var mı, diye haykırası geliyor.
Bu ne laubaliliktir, Allah aşkına!
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Suna Çöğmen)

  • Elif Şafak, Baba ve Piç adlı romanında «Hayat iç içeliklerden ibarettir ve tesadüf ile tevafuk aynı şey değildir» diyor. İnternete baktım tevafuk da tesadüf anlamına geliyor. Bilgi rica ediyorum.
    – Tesadüf «rastlantı» demek. Tevafuk ise «uyma, uygun gelme, denk düşme» anlamında daha eski bir kelime.
    Tarım arazisi bölünmeyecek
    Yıllar önce Muğla-Milas'taki bir çiftlikte üç beş gece kalmıştık. Rahmetli Fahri Tanman'ın misafiriydik. 23 000 dekarında pamuk üretilen büyük bir tarım işletmesidir. Çiftliğin sınırları içinde kalmış olan köyde de pamuk ekiliyordu. Verim dönümde 30 kilo; çiftliğin ekim alanında 200 kiloydu.
    Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Milliyet'ten Orhan Tekeoğlu ile Serkan Arman'a, bence çok önemli bir yenilik hakkında bilgi vermiş. Medenî Kanun'da değişiklik yapılarak, tarım arazilerinin parçalanması önlenecekmiş.
    Ekber evlat kuralı vardı eskiden. Hak veya mülk sahibinin ölümünde, mirastan büyük payı (hükümranlık hakkını veya tarım işletmesini) en büyük evladın alması ve diğer mirasçıların haklarını onun ödemesi esasına dayanırdı.
    Bizde tarım arazisi 10 dekardan daha çok küçültülemez ölçütü, nihayet 20 dekara çıkarılabilmişti. Aynı ölçüt AB'de 175, ABD'de 1 000 dekarmış. Varın bizdeki ufalanmayı tasavvura çalışın.
    Medenî Kanun'un miras hükümleri değiştirilerek, Türkiye'de de, tarım arazisinin miras yoluyla intikalinde Almanya'da uygulanan sistem benimsenecekmiş: ekilip biçilen arazi bütünü, bir büyük işletme halinde bölünmeden, küçülmeden muhafaza edilecek. Miras hakkı sahipleri arasında topraklar değil, işletmenin hisseleri bölüştürülecek.
    Bakanın dediğine göre İngiltere'de eski usul ekber evlat uygulaması devam etmekteymiş.
    Bizde tarımın büyük sorunu birim başına verim düşüklüğüdür. Toprak reformu diye tutturulan yıllarda, biz küçük bir grup, hayır tarım reformu diye inat ederdik. O da «Verimi artırmak» şartıyla...
    Bu karar o hedefe doğru nihayet harekete geçme işaretidir. Bir takipçisi de ben olurum.
    Alıntı
  • Emin Çölaşan: «Bu ülkede kimsenin Kürtlerle en ufak bir sorunu bile yok. Kürtler, öteki kökenlerden gelenlerimiz gibi, bu ülkenin eşit insanlarıdır.
    «Fakat bazı ayırımları iyi yapmak, kafalarda iyi oluşturmak gerekir. Örneğin dindarlara saygılıyız, ama dincilere, din baronlarına, din tüccarlarına karşıyız.
    «Aynı biçimde Kürtlere saygılıyız, Kürtçülere karşıyız» (Hürriyet, 28 şubat).