Birand dün biraz farklıydı

Brüksel'de işlerin nasıl gittiğini Mehmet Ali Birand üzerinden takip ediyorum. Zekâsına ve gazeteci içgüdüsüne güvenirim.</br>Yıllardır hayatımda yeri olanların başında, gün boyu CNN Türk ekranında boy gösterenler geliyor. Onlarla yatıp, onlarla kalkıyorum.

Brüksel'de işlerin nasıl gittiğini Mehmet Ali Birand üzerinden takip ediyorum. Zekâsına ve gazeteci içgüdüsüne güvenirim.
Yıllardır hayatımda yeri olanların başında, gün boyu CNN Türk ekranında boy gösterenler geliyor. Onlarla yatıp, onlarla kalkıyorum.
Mehmet Ali, Türkiye'nin AB'ye, isteklerine çok yakın şartlarda kabul edileceğine inananların -ve bizi de buna inandırmakta fayda görenlerin- hep başında geldi.
Dün bir tereddüdü var gibiydi. Riskten söz etti. Açıklamalar olumlu, ama bunlar krizi ortadan kaldırmıyor ki, dedi. Gizli oylama kararının bize karşı olanların işini kolaylaştıracağını söyledi...
Hayırdır inşallah!
Alıntı

  • Deniz Gökçe: «Futbol keyif için oynanan bir oyun. Bu nedenle hayatî öneme (?) haiz değil. Kazanan daha ²erkek³ olmuyor. Daha ²has³ da olmuyor. Sadece bir oyunda kazanıyor. Ancak futbol konusundaki davranışlarımızın, hayatın diğer alanlarında, ölümcül öneme (? Israr ediyor! Bkz. Dil Yâresi) haiz alanlarda potansiyel davranışlarımız konusunda, ekonomi ve siyaset yorumlarımızın tarzı konusunda ciddî işaretler verdiği de bal gibi ortada» (Akşam, 14 aralık).
    Dil Yâresi
  • Köşekadılarımız arasında akademisyenler elbette var. Ama hem biliminsanı, hem köşekadısı, hem de spor yazarı olana az rastlanır. Deniz Gökçe bu «nadir»lerden biri.
    Fenerbahçe bu pazar Galatasaray karşısında çok kötüydü, nitekim yenildi. Ben eski Fenerlilerdenim. Biliminsanı-köşekadısı-spor yazarı ne demiştir diye merak ettim. Sonucu nasıl olup da doğru bildiğini anlatırken (yani ben-demedim-mi'ciler arasındaki yerini alırken) Türkçe hatası da işlemiş.
    Şöyle: ... hayatî öneme haiz değil, diyor; ... ölümcül öneme haiz olanlar da, diyor (Akşam, 14 aralık).
    Haiz («a» sesi uzun), «Elinde bulunduran, maliki, sahibi olan, taşıyan» demek. Bu sebeple bir «şeye haiz olmak» değil, bir «şeyi haiz olmak» denir.
    Yanlış yazan biliminsanıdır, bana inanmayabilir, örnekler vereyim: l ... hiçbir tesiri haiz olmaması demektir (Ziya Gökalp); ... teveccüh ve emniyetini haiz olması demektir (Halide Edip Adıvar); ... büyük bir temsil kudretini haizdir (Yahya Kemal Beyatlı).
    *
  • Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın, Yıldızlar Sınıfı 3 adlı destek sağlama programının sunucuları Okan Bayülgen ile Beyazıt Öztürk idiler (Kanal D, 12 aralık); televizyon dünyamızın parlak yıldızları. Bu pek de kolay olmayan programda gene çok başarılıydılar. Ama Beyaz'ın davetli futbolcularla konuşurken, hakem kelimesini hâkim vezninde «a» yı uzatarak «haakem» diye söylemekte ısrarını yadırgadım. Belli ki yaygın yanlış telaffuzla alay ediyordu. Ama biraz uzattı gibi geldi bana.
    Pengueni neden çok severiz?
    Ölümünden sonra en büyük vefayı rahmetli meslektaşımız Pako görüyor desem mübalağa olmaz sanırım.
    Dün Hürriyet'in son sayfasındaki haber, Pako'nun babası Bekir Coşkun'u düşündürdü bana. Kim bilir nasıl üzülmüştür, diye...
    «Penguenler tehlikede» diyordu haber. Yeni Zelandalı bir uzman söylemiş. Antarktika'da korkulan olur da, uydulardan görülen dev buzdağı beslenme alanlarını tarumar ederse, on binlerce penguen ölecekmiş.
    Ekranda penguenlerle karşılaşınca, küçük çocukları gördüğümde de olduğu gibi yüzüm güler, içim ısınır, bu yaratıklardan gözümü ayıramam.
    Bugüne kadar penguen sevmeyen birine rastlamadım. Nedir bu ilginin, bu sevginin sebebi diye de düşünürüm. Sadece paytak paytak yürümeleri mi?
    Evet, yürüme biçimi penguenin belli başlı özelliklerinden biri. Parmaklarına değil de tabanına basarak yürüyen tek kanatlı. Onları görür görmez insana benzetişimizin sebebi de bu olsa gerektir. Sonra beyaz gömlek-pantolon üzerine siyah ceket atay giymiş beylere benzer hali...
    Bir özelliği de soğuğa en dayanıklı canlılardan biri olması. Hani balıkadam kıyafetinde su ile sporcu arasında beden ısısını koruyan 38°'lik bir su tabakası bulunuyor ya! İşte penguenin o çok sık tüyleri arasında barınan hava tabakası da hayvanı donup ölmekten sakınıyor. Bu smokinli yaratıkların hemen hep sıfır derece civarında yaşadığını unutmayın.
    Kıyafet ve irilik ufaklık açısından dişi ile erkek arasında hiç fark yok. Yüzme, dalma, avcılık, soğuğa ve uzun mesafelere dayanıklılık açısından da cinsler arasında eşitlik var. Sosyal düzenleri ve aile hayatları gıpta edeceğimiz durumda, denebilir.
    Şu kadarını söyleyeyim: dişi penguen beslenme turuna çıktığında -ki saatler, günler sürebilir- yumurtaları ısıtan, haydi sıcak tutan diyelim, erkek oluyor. Leylekler gibi uzun yolculukların hepsinden eski yuvasına ve ayrıldığı eşine dönüyor erkek penguen. Birlikte çıkacakları beslenme yolculuklarında yavrularının barındığı kreşleri bile var; bakıcı, besleyici görevlilerin nöbet tuttuğu yavru toplulukları.
    Belgesellerde görürsünüz, anasının-babasının ayaklarına basmış, tüyler arasından böcül böcül etrafı seyreden, çocuk arabası gibi ayaklar üzerinde gezdirilen bebek-penguenleri.
    Çocuklarına anası kadar sahip erkekler mutlu toplumlarda bulunur. Aslolan ailedir.