Biz de kavganın içindeyiz

Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu aralarında anlaştılar. DYP ile ANAP tek parti haline dönüştü ve adı (Yeni) Demokrat Parti oldu.

Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu aralarında anlaştılar. DYP ile ANAP tek parti haline dönüştü ve adı (Yeni) Demokrat Parti oldu.
Şaşalar gibi olduk biz de; «Maşallah bu ne hız böyle!» diye biraz da yadırgadık bu birleşmeyi. Tedirginliğimiz nedendir, diye düşündünüz mü?
Düşündüğümü söyleyeyim:
– Ne konuda olursa olsun aramızda kolay kolay anlaşamadığımız için.
Bakın CHP ile DSP'nin hâlâ anlaşamamalarını daha bir hoşgörüyle karşılıyoruz. Çünkü beklediğimiz sonuç daha çok budur: yani anlaşmazlık.
Yarım ağızla söylemiyorum. Siz de ciddîye alıp, evet hep bildiğiniz bu kötü huyumuz üzerinde (Geçici bir alışkanlık değil artık bu), önemle durun lütfen!
Ekranlardaki şarkıcıları, jüri üyeleri ile yarışmacıları, durmadan birbirleriyle didiştikleri için ayıplıyoruz. Ne tarafa baksak bir anlaşmazlıkla, ağız dalaşıyla, kavgayla karşılaşıyoruz.
Seyrettiklerimizi kınamakla kalmayalım. Evimizde, televizyonumuzun karşısında ailece seyrettiğimiz kavgalara, bir anlamda seyirciler olarak biz de katılıyoruz, bunu dikkate almak lazım.
Nasıl mı katılıyoruz?
Hayır, hayır! O programa telefonla bağlanarak değil elbette. İçinde kavga çıkan programları daha çok seyrederek.
Ne oluyor o zaman?
Televizyon kanalları bu tür programlara, yerli yersiz kavga çıkararak reytingleri patlatacak «kimesneleri» çağırıyor.
– Ne demiş Sezen Aksu tam olarak Fuat Güner'e? Oray Eğin niye karışmış o tartışmaya?
– Reha Muhtar, Nazlı Ilıcak'la kapıştıkları programdan sahiden ayrılmış mı?
– Kuzum ben öğrenemedim, Tatlıses, Bülent Ersoy'un «Ben kimseyi öldürün emri vermedim» sözüne ne cevap vermiş?
(Bunları yazarken CNN Türk'teki Uluslararası Basın Enstitüsü'nün 56. Kongresi'nden canlı yayında Başbakan Tayyip Erdoğan ile bizim Altan Öymen arasında bir çatışma patladı patlayacak... Kulağım biraz da orada. Tayyip Bey'e pek güvenemem, ama Allahtan ki Altan, zaman zaman asap bozacak kadar temkinli ve serin kanlıdır.)
Sağlık ve mutluluğunuza dua ederim. Bu arada kavgalarımızdan geri kalmayalım, alışkanlıklarımızi aman inkâr etmeyelim!
Ama gerektiğinde anlaşmayı da bilsek, hiç fena olmayacak. (Zeki Sezer ile Rahşan Hanım'a da, bu vesileyle sevgiler, selamlar, diyorum.)
Dil Yâresi

  • Eurovision'da Kenan Doğulu'nun dördüncülüğü haberinin başlığı: «Eline sağlık Kenan!» (Akşam, 14 mayıs).
    Deyimler Sözlüğü, «Yaptığın işe teşekkür ederim; sağ ol» diye tarif ediyorsa da, bu iyi dilek sözünün doğru anlamı şudur: «Elle güzel bir iş yapana, yaptığı işten ötürü söylenen övgü sözü.» (Büyük Larousse).
    Başlığı bana sorsalar «Kenan, sesine bereket!» deyin, derdim.

    Türkçe dostlarından (Ayşenur Akbaş)
  • «Eski Belediye Başkanı» gibi «Eski Fen İşleri Müdür Vekili»denir mi?
    – «Belediye Başkanı» da, «Fen İşleri Müdür Vekili» de ad tamlamalarıdır. Tamlamalarda kelime arasına kelime sokulmaz.
    Pek de acı söylemeyen dost
    Andrew Mango'yu ben Londra'da tanıdım. BBC Türkçe Yayınlar Şefi'ydi. Orhan Boran'ın da BBC'de çalıştığı yıllardı, sanırım 1958. Ne desem böyle oluyor, gene neredeyse elli yıl öncesinden söz ediyorum.
    Mango Türkiyelidir, herhalde bilirsiniz İstanbul doğumlu. Türkçe'yle kalmaz Türkiye'yi de iyi bilir. Londra'da geçse de ömrü, bizim buralarda olup biteni daima takip etmiştir. Farsça bilir, Arapça bilir. 1986'da emekli olduktan sonra, Türkiye'yle ilgili araştırmalarına devam etti. Londra'da oturur. Türkiye'ye sık sık gelir. Yazıları, kitapları var Türkiye üstüne. En önemlisi Atatürk biyografisidir: Atatürk, Modern Türkiye'nin Kurucusu (2000). Türkçe'ye de çevrildi, bilirsiniz.
    Derya Sazak'ın onunla yaptığı bir mülakatı hatırlıyorum (Milliyet, 12 nisan 2004). Maddesiyle, mânâsıyla Türkiye üzerine bildikleriyle, söyledikleriyle asla bir yabancı değil; besbelli ki bizden biridir Andrew Mango.
    Gene İstanbul'daymış. (Çok da iyi bilir bu şehri) Candan Pektaş konuşmuş onunla (Radikal, 15 mayıs), ilgiyle okudum söylediklerini. Önemli tanımlamalar, değerlendirmeler yapmıştı.
  • «Şartlar başka olsaydı, Abdullah Gül çok iyi bir cumhurbaşkanı adayı olabilirdi» diyor. (Kadir kıymet bilme tavsiyesidir bu. İyi yetişmiş çok adamımız yok, ama biz adam harcarken de çok cömert davranıyoruz.)
  • « Cumhuriyet mitingleri, diyor; bir tür kültür çatışması ve Türkiye'ye özgü de değil. Avrupa'da da tamamen halledilmiş bir mesele sayılmaz.» (Mitingler, üzerinde durup düşünmemiz gereken hadisedir. Biz daha çok, o meydanda kaç kişi vardı? Türkân Saylan'ı niye konuşturmadılar? Zülfü Livaneli ille sahneye çıkıp türkü çığıracağım, diye niye yırtınıyor?.. türü suallerle meşgulüz.)
  • «Ordu Türkiye'de yalnız laikliği savunmuyor. Ordu 71, 80 ve hatta 27 Mayıs 60'ta iç savaşa ve büyük çapta çatışmalara mani olmuştur» diyor Mango. (Ben olsam Candan'ın yerinde, sorardım: «Müdahaleye gerek olduğu kararını da askerin almasını doğru mu buluyorsunuz, diye?)
  • «Laiklik tehlikede değil. Bütün mesele laikliğin demokrasi içinde korunabilmesinde.» (Aynı sual akla gelir: Korunamadığına kim karar verecek?)
  • «Basının bu dönemdeki tutumu yapıcı olmuştur. Muhalefet biraz daha yapıcı olsa daha başarılı sayılırdı.» (Bu konuda Mango, insaflı davranmış gibi geldi bana. Arada, «Bu kutuplaşma size milyonlarca dolara maloldu» diyor ki, yerinde bir uyarısı da budur.)