Bizi bir kışkırtan yok mu?

Dün gazetelerimizin birinci sayfalarına yansıyan, aşırı dozda bir kamuoyu tepkisiydi. Sık rastlanır bir durum olmadığı için, Cihannüma arşivinde yer alsın istiyorum.

Dün gazetelerimizin birinci sayfalarına yansıyan, aşırı dozda bir kamuoyu tepkisiydi. Sık rastlanır bir durum olmadığı için, Cihannüma arşivinde yer alsın istiyorum. 22 gazete var önümde. Hepsini bir arada göremeyecek okurlarımın da bu durumdan haberi olsun, diye düşündüm.
Bakalım, hepsinin manşetini sıralamaya yerimiz yetecek mi?

  • Irak'a harekât dahil her ihtimal masada (Radikal).
  • Kalbimizdeki kahramanlar (Hürriyet).
  • Yüreğimiz yandı (Sabah).
  • Türkiye'ye ateş düştü (Milliyet).
  • Durdurun artık bu gözyaşlarını (Vatan).
  • 70 milyon evlatlarına ağlıyor (Akşam).
  • Sözün bittiği nokta (Cumhuriyet).
  • Sözün bittiği yerdeyiz (Star ve Bugün).
  • Türkiye ağlıyor (Tercüman).
  • Vatan size minnettar (Posta).
  • Teröre karşı kararlılık zirvesi (Zaman).
  • Şehitlerin arkasında son fotoğraf: «Vatan bize emanet!» (Yeni Şafak).
  • Artık yeter: Analar ağlamasın! (Millî Gazete).
  • Sorumlu hesap vermeli (Vakit).
  • Barış çabaları gene kanda boğuluyor (Birgün).
  • Bu acıya başlık atamadık. Sen at Erdoğan! (Ortadoğu).
  • Tehlikeli tırmanış (Evrensel).
  • Sizin de yüreğiniz böyle yanıyor mu? (Sözcü). Ekonomi gazetelerinde haber manşette değildi.
  • İş dünyasından tepki yağdı: «Terör kalkınmayı vurmasın!» (Dünya).
  • Ağıtların dili farklı, acısı aynı (Referans).
  • 22'inci gazetemin gündemi her zamanki gibi sadece spor (Fanatik).
    Bir gün önce Başbakan Erdoğan'ın başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu toplantısından sonra, hükûmet sözcüsü Cemil Çiçek, «Aslında sözün bittiği konuyu konuşuyoruz» demişti. Dün dört saat kadar süren, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplantısından sonra, «Sınır ötesi operasyon olacak mı, Meclis'ten yetki istenecek mi?» suallerine gene Çiçek şu cevabı verdi:
    – «Terör örgütünün komşu bir ülkedeki mevcudiyetini sona erdirmeye yönelik olarak önümüzdeki süreçte, gerektiğinde sınır ötesi operasyon dahil olmak üzere hukukî, ekonomik ve siyasî her türlü tedbirin alınması, terör ve teröristlerle etkili yöntemlerle kararlı bir şekilde mücadeleye devam edilmesi konusunda görevli kurum ve kuruluşlara gerekli emir ve talimat verilmiştir.»
    Cemil Çiçek'in suallere «Evet, gerektiği zaman sınır ötesi operasyon da yapılacak» diye kısaca cevap vermeyişinden anladık ki, o kararın ihtiyaç halinde ayrıca alınması konusunda anlaşılmıştır. Yoksa ciheti askeriyeye, «Kararımız karar, siz uygun gördüğünüz zaman operasyonu başlatabilirsiniz!» denmiş değil.
    *
    İki günde on beş kurban verdik. Ailelerinden şehit unvanıyla yetinmelerini bekleyemeyiz. Kaldı ki toplum olarak da bağrımıza bir ateş düşüyor, ki tarifi kolay değil. Gideni geri almak istercesine, şehit tabutlarına sımsıkı sarılmış analar, babalar, kadınlar, evlatlar seyrede ede hepimiz topluca bir isyanın eşiğine geldik dayandık.
    «Meclis'e giren Bizim Kürtler, bu defa, barışı birlikte kucaklamaya hazır» ümidinin kırılır gibi olması da canımızı yakıyor.
    Bütün bunlar, zihnimden şu tereddüdü silip atmaya yetmedi, yetmiyor:
    – Bu son kışkırtmaların, bizi sınır ötesi harekâta zorlayan bir kötü niyetle işbirliği etmediğinden emin miyiz? Barışa doğru birlikte davranışımızdan endişe eden bir merkezden veya merkezlerden söz ediyorum.
    İçim hiç rahat değil.
    Engin Ardıç Sözlüğü için not
    Allah razı olsun Vuslat Doğan Sabancı ile Ertuğrul Özkök'ün bana Hürriyet binasında, «Sen burada otur!» dedikleri oda büyükçedir. Bir bölüm bile denebilir. Gelip görenlerin şaşacağı kadar çok kitabımız, yabancı gazete koleksiyonlarımız ve arşivimiz var; yüzlerce klasör.
    İlk defa gelen biri olursa, onu aydınlatmakta acele ederim:
    – Bütün bunları okuduğumu zannetme sakın! Bende yazılı kağıt ve kitapları, işi bitti diye atamama, onlardan ayrılamama hastalığı var, diye...
    Okur mektuplarını, fakslarını, e-name'leri de atamıyorum. Benimki kağıtlara gömülmüş bir hayat, sizin anlayacağınız. Tahmin edersiniz ki ansiklopedicilik de başıma, bu yüzden ve ben kaşındığım için gelmişti. Paçamı, gazetelerin ansiklopedi çekişmesi sona erince, güç bela kurtardım.
    Bundan iki ay kadar önce gelen kısa bir mektubu hatırlıyorum. Gönderen okurum, Engin Ardıç Sözlüğü adlı bir çalışması olduğunu haber veriyor ve orada yer alacak «Engin Ardıç İçin Ne Dediler?» adlı bölüm için benden de bir yazı istiyordu: «10 satırlık bir yazı kafi!» notunu da düşerek.
    Önce ihmal ettim. Birikmiş çok mektubum var; bana göre çok yani... Sözünü ettiğim okurun adını unuttum, adresini bilmiyorum. Ama Engin Ardıç hakkında düşündüğümü yazmayı da istemiştim. Gecikerek yazıyorum, okurum kusura kalmasın!
    *
    Hiç karşılaşmadık, ama uzaktan tanıyabildiğim kadarıyla Engin Ardıç, benim gözümde, lezzetli, yani tadı tuzu olan bir adamdır. Fransızca sebebiyle bir kültür komşuluğumuz da var. Sahiden okuryazar, nâdir köşekadılarından biri; hemen hemen her gün okuduğum... Tek bir kitabını bilirim: Şengül Hamamı. Aziz Nesin gücünde bir mizah yazarı diye bu sebeple onu övdüğümü hatırlıyorum.
    Bir zamanlar ekranda görünüyordu. Yazan ile konuşan Engin'ler birbirini hiç de inkâr etmiyor. Bakın bu benzerlik, ayrıca lehinde bir nottur. Gene Aziz Nesin ile karşılaştırarak söyleyeyim: Aziz'ler farklıdır biraz.
    Küfürlü kâfirli konuşuyor. Bence ayrı bir sanat kolu olan kahve sohbetçiliği, bunsuz olmayacağı için, o kadarını hoş görmek lazım.
    Engin Bey meslektaşım konusunda esefle söylemek istediğim bir şey daha var: bir meyhane masasında, üç beş arkadaş buluşamamış olmak. (Bu son paragrafı, okurumun çalışması için yazmadım. İki meslektaş arasında bir cilveleşmedir.)