Bizim Ermenilerle tartışıyoruz: Akdamar mı, Akhtamar mı, Ahtamar mı?

Van'ın Akdamar Adası'nda restore edilmiş olan Ermeni Kilisesi'nin 27 mart salı günü yeniden açılacağından söz ettim burada.

Van'ın Akdamar Adası'nda restore edilmiş olan Ermeni Kilisesi'nin 27 mart salı günü yeniden açılacağından söz ettim burada.
Okurlarımdan Ari Kevork Demircioğlu itirazını yazdı:
– Adanın Ermenice adı Akdamar değil Akhtamar veya Aghtamar'dır. Ermenice «ghat» telaffuz edilen sesin, Türkçe'de karşılığı yok, diyordu.
Alanya'ya artık Alaiye demiyoruz, diye fikrimi söyledim. Buna da Raffi A. Hermonn adlı okurum cevap verdi.
Türk milletinin farklı kökenden gelmiş bazı unsurları arasında anlaşmazlıklar var. Tarihî, siyasî ve bir anlamda kültürel meseleler. Hırçınlıktan netice alınabilecek bir zeminde değiliz.
Bir türkoloji doktoru olan okurum Hermonn'a sordum. Mektubunu Cihannüma'da yayımlamama izin verdi. İfadesinde bir hırçınlığın gölgesi yoktur, diyemem.
Önce onu dinleyin, sonunda iki laf da ben edeyim.
*
Sayın Hakkı Devrim, Değerli Meslektaşım.
Sorbon Üniversitesi'ne bağlı (Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Ulusal Enstitü) INALCO'da, master ve doktora tezlerimi (özel izinle, paralel bir şekilde) hazırlayan bir Türkolog olmama karşın, ülkem, vatanım, doğduğum memleketim, bugün azınlık konumunda olmalarına bakmayın, soydaş ebeveynlerimin, en az dört bin yıldan beri yaşadığı ve yaşattığı ve bugün konuşulan birinci dil, Türkçe'nin gelişmesinde büyük üstatlar vermiş atalarımın ve benim DE olan Türkiyem'de, «Türkçe dersi verme hakkına sahip olmayan» birisiyim.
Buna sebep, 1955 tarihli, 6581 sayılı kanundur.
Bu kanunda, açıkça gayrımüslim vatandaşlarımız, Türkçe dil ve edebiyatı, tarih, coğrafya, yurttaşlık ve sosyoloji derslerini, bu konularda yeterli bilgi, eğitim ve diplomaları olmasına karşın, öğretmen olarak VEREMEZLER diye açıkça yazmamasına karşın, kanunlardan çok, bu kanunların açık ve gizli yönetmeliklerle yönetildiği ülkemizde, 1947'den beri fiilen hiçbir gayrımüslim öğretmen (bu konularda fazlasıyla eğitim almış olmalarına karşın), bu dersleri okutamamıştır; bu uygulama halen devam etmektedir.
Evet, 1947'de vefat eden (toprağı veya moprağı, bol veya mol olmasın, aynen Allah Rahmet Eylesin!) efsanevî Türkolog Stepan Gürdikyan'ın Türkçe'nin birinci Etimolojik Sözlüğü'nün yazarı Vahan Keresteciyan'ın, Türkçe'nin neredeyse üçüncü Etimolojik kitabı sayılacak Soyağacı kitabı yazarı Sevan Nişanyan'ın, Türk Dil Kurumu'nun Kurucusu ve Öz Türkçe'nin baş uzmanı, üstelik Atatürk'ün, Türkçe'ye verdiği unutulmaz hizmetlerinden dolayı DİLAÇAR soyadını, unvan olarak verdiği, Hagop (Agop değil) Martayan'ın ülkesindeyiz... Evet bu ülkede, başta Ermeniler olmak üzere, herhangi bir Gayrımüslim TÜRK vatandaşın, resmen ve fiilen, Türkçe dili ve edebiyatı, tarih, coğrafya, yurttaşlık ve sosyoloji derslerini özel veya devlet okullarında, öğretmen olarak vermeye, okutmaya hakkı yok!
Yaşayan Ermenilere ait bir kilisenin adı eğer «Akhhhhhhhhhh» ünlem ifadesi ve «Tamara» isminden geliyorsa; ve sizin gibi bir yazar «Ne olmuş canım, bu kadar büyütmeye gerek yok, ha Akhtamar ha Akdamar!» derse... işte orada akan sular durur.
Sayın Hakkı Devrim,
«Bir Ulus Devlet kurma, sistemini ve her türlü ekinsel kurumlaşmayı tamamlayarak», bir tür eleğini silkelemiş ve duvara asmış, kendine güvenen, hiçbir şeyden korkusu olmayan bir devletin ve bir anlayışın, artık kendine yaraşır reflekslerde bulunması gerekir...
Eğer, yukarıda zikrettiğimiz ve daha birçok nedenden dolayı, zaten diken üstünde yani rahatsız olan Ermeni kökenli TÜRK vatandaşlarımıza; bu kadar haklı ve masum istemlerinde de hâlâ anlayışsız olacaksak... o zaman bütün dünyaya AK ve DAMAR falan değil... TÜRKDAMAR denmesini, sadece talep değil, resmen ilan edeceğim, binlerce yıllık Akhtamar kilisesi ve adasının...
Saygılarla efendim...
Raffi A. Hermonn
*
«Ne mutlu Türküm diyene» demek güzel de, bu duayı benimseyen mesela gayrimüslim Türklerin devlet memuru, asker, öğretmen olmasına izin vermemek, kolay anlaşılır ve savunulur bir hal değil, önce onu söyleyeyim!
Türkçe'ye hizmet etmiş, bizim Ermenilere hepimiz müteşekkiriz. O da tamam!
Raffi Bey dostum! Kastamonu'nun adı nereden gelir, sualine Anadolu'da verilen bir cevabı bilir misiniz, diye sorayım önce? Ben rahmetli amcamdan dinlemiştim.
Adı geçen şehir, Beylikler Dönemi Anadolu'sunda bir Rum beldesiymiş. Bey'in kızı Moni, civardaki Türk boylarından bir kumandana âşık olmuş. Ve gecenin birinde, kuşatma altındaki şehrin kapılarını Türklere açmaktan kendini alamamış.
Hükümranlığı sona eren Rum Bey'i de kızına sitem ederek sormuş:
– Kastın ne idi Moni?
Zamanla bu sitem, Kastamonu şekline dönüşerek, şehrin adı olmuş.
Efsanedir! Ama coğrafyada adların nasıl oluştuğuna da bir örnek.
Akdamar'a öfkeyle karşı çıkıyorsunuz. Doğrusu ben de Akhtamar'a karşıyım. Dediğiniz gibi, Ermenice Akhhh! ünlemi, Türkçe Ah'ın karşılığıysa, Damar da Ermeni kızı Tamara'dan geliyorsa, -bize bırakılmış değil, biliyorum amma, bir teklifte de ben bulunayım- gelin Ahtamar'da anlaşalım!
Akhtamar'daki «k» ne olacak?