Bu seçimde biraz şaşaladık

Altmış yıldır nice seçim görmüşler bile, bu son seçime akıl erdirmekte güçlük çektiler. Sorun bakın, eski seçimlere dair suallerinize cevap vermekte güçlük çekmeyeceklerdir.

Altmış yıldır nice seçim görmüşler bile, bu son seçime akıl erdirmekte güçlük çektiler. Sorun bakın, eski seçimlere dair suallerinize cevap vermekte güçlük çekmeyeceklerdir.
– 46 seçimini DP kazanmıştı ya, bakmayın siz! Sandıklara müdahale sonucu kazandı CHP o seçimleri. Ama 50'de DP geldi ve iktidarı aldı.
– Köyde angaryalara son verilmiş, kentte vatandaş adam yerine konuyor, iş hayatında bir canlanma, ziraatte kara sabanın yerini pulluk alıyor... 54 seçimini elbette DP kazanacaktı, oyunu artırarak (DP yüzde 57.6-CHP 35.4)... 1957'de DP gene kazandı amma, oy oranı gerilemişti (yüzde 47.9).
– Araya 27 Mayıs müdahalesi girdi. CHP nadir başarılarından birini 61 seçiminde kazandı (yüzde 36.7). Bir sonraki 65'te AP (Adalet Partisi, başında Süleyman Demirel vardı), kazandı seçimi (yüzde 52.9). 69 seçimlerini gene AP aldı, biraz gerilemişti (yüzde 46.5).
– 73'de nasılsa CHP seçim kazandı (yüzde 33.3). Aynı seçime AP (29.8), Demokratik Parti (11.9), Millî Selamet Partisi (11.8), Cumhuriyetçi Güven Partisi (5.3), MHP (3.4), Türkiye Birlik Partisi (1.1), Millet Partisi (0.06) ve bağımsızlar (2.8) da katılmış, AP'nin de bir aşamanın sonuna geldiği belli olmuştu. 77'de bir mucize tekrarlandı ve CHP, hem de yüzde 41.3'lük bir skorla kazandı. AP'nin oy oranı yüzde 36.9'du ve Meclis'e bağımsızlardan gayri altı parti daha temsilci sokmuştu.
– 12 Eylül 80 müdahalesinden sonra ilk seçim 1983'te yapıldı. Kazanan gene yeni kurulmuş bir partiydi; Anavatan Partisi (ANAP, yüzde 45.1) tek başına iktidar oldu. 87'de ANAP biraz geriledi (36.3). 91'de Demirel'li DYP (Doğru Yol Partisi) seçimi önde bitirdi (yüzde 27, ANAP 24, SHP 20.8, RP 16,9, DSP 10.8, SP 0.4, bağımsız 0.1).
– 95 seçiminde Refah Partisi birinci (21.4), ANAP (19.6), DYP (19.2), DSP (14.6), CHP (10.7), MHP (8.2), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP, 4.2) diye sıralandılar. 99'da DSP birinci partiydi (22.19): DSP-MHP-ANAP koalisyonu zorunlu oldu. 2002 seçimini bildiğiniz gibi AKP kazandı (34.4) ve tek başına iktidar oldu.
*
2007 seçiminde yüzdeler üzerinde çok durulduğu için, geçmiş seçimlerde kazananların oy oranlarını merak etmekle kalmadım, şöyle bir fikriniz olsun diye, mümkün mertebe kısaltarak size de aktardım.
Seçim sonuçlarının bu defa olduğu gibi bir tür şaşkınlık yarattığını hatırlamıyorum. Bu öyle bir hal ki, seçmen oyunu sandığa atmış, sonuçlar belli olunca «Bunlar bizim oylarımız mı?» diye adeta şaşmıştı.
Millet, onlar benden çoğunu bilir diyen siyasetçilere döndü, özellikle de genel başkanlara; köşekadılarını daha bir dikkatle okudu. Ne diyorlardı?

  • Milletin kuru vaatlere karnı tok. Peşin peşin bir şeyler vereni tercih ediyor (1,5 milyon ton kömür gibi).
  • AKP sevindi ya, gece gelen telgrafa da dua etsin!
  • Kürt, «MHP Meclise üçüncü parti olarak girmeyi bize borçludur» diyor.
  • Alevî, «CHP biz olmasaydık bu kadar milletvekili çıkaramazdı» derken... Bu son iddiaya DSP Genel Başkanı Zeki Sezer de katılıyor.
    Kusura bakmayın, deyimlerden fedakârlık edemem; Çingene çalar Kürt oynar, dedikleri işte tam böyle bir şeydir.
    Aman ha! Değerli biri olmasın!
    Hak ettiği ilgiyi, anlayışı görmemekten rahatsız olanlar var aramızda. Buna benzer bir şikâyeti olmayan herkes biraz kabahatli.
    Çocuğuna istediği adı veremeyen var. İnancına saygı gösterilmemesinden şekva eden var. Bu şikâyetlerin söyleneceği, bu meselelerin çözüme bağlanacağı yer Meclis'tir. Şöyle veya böyle, şimdi nihayet oradalar. Ne yapacaklarına bakacağız. Lafı ezip büzmeye bugünden başlamanın bir anlamı yok, bence pek faydası da olmaz.
    Dün bizim gazetede biri, aday olup da seçilemeyen Suna Vidinli için üzüntüsünü söylüyordu. Hiç değilse Ermeni soykırımı davası güden bir Fransız siyaset adamına televizyonda ağzının payını nasıl verdiğini hatırlarsınız, diyorum. Meclis'e kadınlarımızın da girmesine önem verir gibi olduk son yıllarda. Suna'dan iyisini bulmak pek kolay değil.
    Gene hepinizin tanıdığı Gülsün Bilgehan, Metin Toker'in demek biraz da benim kızım sayılır demektir. Mükemmel yetişmiş bir evladımız. CHP onu öyle bir sıradan aday gösterdi ki, Gülsün'ün alan çalışmaları ancak önündekilerin kazanmasına yetti.
    – Nasıl üzülmezsiniz! Balçiçek Pamir konuşmuş Gülsün'le; öfkeden, yazıyı sonuna kadar okuyamadım. AB'de Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu'nda, yani tam yerindeydi. (Konuyu değiştirmezsem beddua edeceğim.)
    Gelelim AKP'ye. Meclis Hariciye Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger'i bu seçimde aday göstermediler. Daha kimleri ihmal ettiler kim bilir? Ben yalnız, iyi tanıdıklarımdan, değerini bildiklerimden bahsediyorum. Bir ağızdan «Çok genç değil mi?» diyeceklerini bilmesem, gönlümdeki Çankaya adaylarından biridir.
    Değerli insandan niye uzak durmak istediğimizi anlayamadım gitti. Nice örneğini gördüğüm halde.
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Alp Yumuk)
  • 31 yaşındayım. Bildiğim «cinnet geçirme» lafı, haberlerde gazetelerde «cinnet getirme» şeklini aldı. TDK'da geçirmek de var, getirmek de.
    – Ben de cinnet getirmek, diye biliyorum.TDK'da, evet geçirme'ye ayrı anlam da verilmiş.
    Bir Azerî kızım var, hoşuma gitti yerine hoşuma geldi, diyor ve bu benim de hoşuma geliyor. Yardımcı fiiller böyledir, sırrına her zaman erişilemez.