Bugün konu seçimler değil. Ali Poyrazoğlu'nun seçmenlere bir diyeceği var

Ali Poyrazoğlu'nun «Seçmen Yemini» diye adlandırdığı aşağıdaki satırlar (ki kaleminden çıkmıştır: İçimdeki Timsah adlı kitabından), bir kürsü konuşması değil, «Türküm doğruyum...»

Ali Poyrazoğlu'nun «Seçmen Yemini» diye adlandırdığı aşağıdaki satırlar (ki kaleminden çıkmıştır: İçimdeki Timsah adlı kitabından), bir kürsü konuşması değil, «Türküm doğruyum...» diye başladığımız sabah duası gibi, topluca ve yüksek sesle etmemiz gereken bir yeminin metnidir.
Türkiye'nin meselelerine sahip çıkışını çok beğendiğim, sevdiğim adamlardan biri Ali Poyrazoğlu. Bugün Cihannüma onun. Yer kalırsa ben de bir şeyler yazarım.
Sizi başbaşa bırakıyorum.
*
Pazar günü oy verecek olan herkes, bu iş için yasalarca görevlendirildi... Seçildiler... Seçim bitti...
Seçmenler belli oldu.
Politikacılar seçildikleri zaman kürsüye çıkıp yemin etmiyorlar mı? Ediyorlar!
Ben de seçildim. Oy pusulasıyla mührü alıp odaya girdiğim an, benim de görevim resmîleşiyor. «Evet» mührünü bastığım pusulayı içine koyduğum zarfı sandığa attığım an, politikacıların yemin ettiği anla eşdeğerde, eşanlamlı...
Ben de ülkemin kendisiyle ve dünyayla barışık mutlu bir yaşam sürmesi için elimden geleni yapmaya kararlıyım. Adıma bu işleri takip etmesi için, oyumu verdiğim partidekileri görevlendiriyorum. O zaman oy vererek göreve başlayanların da, seçmenlerin de, tıpkı milletvekilleri gibi namus ve şeref sözü vermeleri gerekiyor. Demeliyiz ki...
Seçmen Yemini
«Ben... Beni etki altına almaya çalışan politikacıların seçim kampanyalarını büyük bir dikkatle izledim. Geçmişlerine, çalışmalarına baktım. Bugün gerçekten değişip değişmediklerini anlamaya çalıştım. Modern, çağdaş, uygar, eşitlikçi bir yaşamdan yana olup olmadıklarını araştırdım...
«Yalnızca liderlerine değil, ekiplerine de dikkatle baktım. Geçmişteki hatalarından arınıp arınamayacakları konusunu enine boyuna düşündüm. Programlarını inceledim. Artılarını, eksilerini uzun uzun tarttım...
«Seçeceklerimin benim adıma iktidar oldukları takdirde aynı çatı altında, farklı yaşam modellerinin tümüne saygılı olmaları konusundaki kararlılığımı sürdüreceğim. Ülkemin bağımsız, bölünmez, farklılıklara saygılı, çağdaş, laik cumhuriyetinin koruyucuları olacaklarına kefilim. Ülkemin maddî ve doğal kaynaklarını yağmalatmayacaklarına, devleti yeniden yapılandıracakları konusunda verilen sözlere güveniyorum...
«Ülkemin çocuklarının geleceğini karartmayacak en uygun insanların bu partide olduğuna inanıyorum. Kendilerine oy verenlerin değil, vermeyenlerin de haklarını en iyi biçimde koruyacaklarına; yurtta ve dünyada barış için bütün güçleriyle çalışacaklarına kefilim.
«Siyasîlerin geçmişten gelen ya da yeni edindikleri bir sürü hataları olduğunu biliyorum. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacaklarını, toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden faydalanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacaklarını garanti ediyorum.
«Kefil olduğum konuların sağlıklı biçimde yaşama geçmesi için bundan böyle duyarlı bir birey olacağım. İşimin, oyumu verdikten sonra başladığını biliyorum. Oyumun takipçisi olarak siyasîleri ve icraatlarını sürekli denetleyeceğim. Sivil toplum kuruluşlarında görev alıp bu denetlemenin etkin biçimde yürütülmesine çalışacağım.
«Onları sürekli denetleyerek, siyasîleri yeniden eğitip, ses çıkaran topluma duyarlı devlet adamları haline getirmeye çalışacağım. Onları sürekli izleyerek yardımcı olacağım onlara. Bu yardıma ihtiyaçları olduğunu biliyorum. Herkesi dinledim; şimdi soğukkanlılıkla, oyumu, aklımın ve vicdanımın süzgecinden bir kez daha geçirip atıyorum.
Sözlerimi tutacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim!»
Evet, ben bu yemini edip oyumu atacağım sandığa... Görev sizin; iş başa düştü... Ülkenin geleceğini şekillendirme göreviniz hayırlı olsun!
Ancak siz sözünüzü tutarsanız, başkalarının da sözlerini tutmalarını sağlayabilirsiniz.
Yurttaşın Ülkenin Geleceğine Karar Verme Bayramı'nız kutlu olsun...
Adlar

  • Ömer Aydoğdu, ARTUN adını soruyor. TDK'nın internet sitesinde bu kelime «Gururlu, kendine güveni olan kimse» diye tarif edilmiş. Artun bir Ermeni adıdır, diyen olmuş. (Aydoğdu ailesi iki aya kadar bir erkek çocuğu bekliyor.) Bunda önemli bir sakınca görmeseler de tereddüde düşmüşler. Bana sordukları şu:
    – Bu adın kökeni hangi dildir? Türkçe mi, Ermenice mi?
    En sevdiğim Ermeni İstanbulludur. Sordum, «Artun Ermenice uyanık anlamına gelir, dedi. Mecazî değil, uyumayan anlamında».
    Adlarımız (Aydil Erol) adlı kitaba baktım. Artun «vakur, vakarlı» demekmiş. Böyle diyor, ama kaynak göstermiyor.
    Çağbayır'ın Ötügen Sözlüğü'nde artun'un anlamı «Kimyon». Gene nereden geldiğine dair bilgi yok.
    Sonunda Andreas Tietze'nin etimoloji sözlüğüne baktım. ARTUN diye bir kelime yok. ARGUN veya ARKUN var. Eski Osmanlıca kelimeler, diyor Tietze. Örnekler vermiş. Anlamları «yavaş, ağır; alçak sesle, dikkatlice, yavaşça» demek.
    Bence de en güvenilir kaynak Tietze'dir.