Büyükanıt Paşa «konuşuyor»

Konumları bakımından fazla konuşmaması gerekenler var. Yasama, Meclis'te bu faaliyeti sıkı kurallara bağlamış. Yargıda lafın fazlası hiçbir yerde ve dönemde hoş karşılanmaz.

Konumları bakımından fazla konuşmaması gerekenler var. Yasama, Meclis'te bu faaliyeti sıkı kurallara bağlamış. Yargıda lafın fazlası hiçbir yerde ve dönemde hoş karşılanmaz. Bir de Yönetim'in, işi gereği hem nalına hem mıhına vurmak'tan geri kalmaması gereken mensupları var. Ben onların kimi konuşmalarını arşive, mesela «T. Erdoğan konuşuyor» başlığıyla aktarırım.
Hâkimler gibi komutanların konuşmaları da yadırganır. Bilhassa herkesin kulak kesildiği dönemlerdeki tartışmalara katılma eğilimindeyseler.
Org. Yaşar Büyükanıt'ı bu köşeden ben de, yanılmıyorsam Kara Kuvvetleri Komutanı oluşundan beri, bu gözle takip ediyorum. Pazartesi günü Harp Akademileri'nin yeni öğretim yılına girişi vesilesiyle yaptığı konuşmanın metnini kendi arşivime «Büyükanıt konuşuyor» başlığıyla gönderdim.
Şimdi gelin, o gün daha önce söylediklerine bir göz atalım: l «Terör örgütü mensuplarını kardeşlerimiz diye tanımlayan, TSK'ya bölücü diyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye bu sorunu hukuk içinde çözmek zorundadır.» l «Teröre on binlerce kurban veren hiçbir ülke böylesine zaafa düşmemiştir. Bu sözlerimin bazı kişi ve grupları rahatsız edeceğini biliyorum.»
Paşa, yabancı ülkelerin bizi değil terörü desteklemelerinden şikâyetini söyledikten sonra, yeni Anayasa taslağı konusuna geçiyor: l İktidar partisinin son taslağını bilmiyoruz. Açıklandıktan sonra bizi ilgilendiren konulardaki görüşlerimizi ilgili makamlara ileteceğiz. (Herkese birden seslenilen kürsülerden değil inşallah!) l Bizim taraf olduğumuz ve vazgeçemeyeceğimiz unsurlar vardır. (Sayıyor: Laik, üniter ve ulus-devlet; silahlı kuvvetlerin yerleşik düzenlemeleri. Birey lehine devleti yıpratmamak.)
Uyarıyor: l Hiçbir güç Türkiye'yi bölemez. l Hiçbir güç laik yapıyı değiştiremez. l TSK'nın iç politikayla ilgisi olmaz ve olmamalıdır! (İlgisi olsaydı Paşa daha neler derdi, kimbilir?)
*
Ve Paşa'ya cevaplar.
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, Genelkurkay Başkanı'na cevap verdi: l «Şiddeti reddediyoruz amma, birileri rahatsız oluyor diye düşüncelerimize zincir vurmayacağız.» l «Önceki gün bir açıklama ile karşı karşıya kaldık (Paşa'nın konuşmasından söz ediyor.) Bu aslında parlamentoya verilen bir mesaj. Hükûmetten hiç ses çıkmıyor.» l «Kültürler ve farklılıklar bir zenginlik olarak kabul edilirse, yasal güvence altına alınırsa, iki ay içinde PKK'yı tamamen silahsızlandıracak bir girişimin içinde yer alırız.» (Şart-ı tâlikî derler eski hukuk dilinde, Ahmet Türk'ün bu dediğine.)
Alman Birlik 90/Yeşiller Partisi'nin eşbaşkanı Claudia Roth Ankara'daydı. Gene her telden çalmış: l Hrant Dink'i öldüren TCK'nın 301'inci maddesidir. l Şırnak'taki terör saldırısına çok üzüldüm. l Kürt bölgesinde barışcıl perspektif lazım. (Devam ediyor:) Barışcıl perspektife destek vermeyen biri varsa Türkiye'de, o da Büyükanıt'tır. Meclisin açıldığı gün DTP'yi hedef alan bir konuşma yapması anlamlı. Onlar Meclis'ten kovulsun istiyor.
– Bakalım Büyükanıt Paşa bu Bey ile Hanım'a ne cevap verecek, der misiniz şimdi?
Asker siyasetin dışında kalmalı inancındaysanız, demezsiniz. Diyemezsiniz!
Hayrettin Karaca ve Türkçe
Hayrettin Karaca ile Örnek Kıdemli Vatandaş'lar olarak bir araya geldiğimizi yazdım. O gün Sait Halim Paşa Yalısı'nda Hayrettin Bey'e, milletçe, veliyullah'tan biri gözüyle bakıldığını yakından gördüm. Kadirbilirlik toplumları güzelleştiren, yücelten bir nitelik.
Erozyon belası, bitkilerin, ağaçların korunması ihtiyacı... Gördüm ki orada durmamış Karaca. Küresel ısınma ve en güzeli Türkçe'ye sahip çıkma meselesini de ele almış. Ve işe günlük dilimizdeki yabancı kelimelerle başlamış. Aşağıdaki trafik (!) işareti yeni hareketin habercisidir.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Ferşat Ballı)

  • «Ellerinde, CHP'ye evet, Baykal'a hayır! Yönetim istifa! yazılı dövizleriyle...» diyor bir gazete. Döviz yerine pankart daha uygun değil mi? Döviz, «Parasal değişim değeri» demek değil midir?
    – «Türkçe Sözlük» pankart'ı (pancarte), «Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde, benimsenmiş düşüncenin birkaç sözle dile getirildiği karton veya bez tablo» diye tanımlıyor.
    Döviz'in (devise) tarifi de şu: «Propaganda, tanıtma amacıyla üzeri yazılmış bez veya karton.»
    Fransızca'dan alınmış bu iki kelimenin Petit Larousse'daki anlam tariflerini de okudum. Pankart'a «Bir düşünce, görüş, öğüt veya reklamı halka duyurmak amacıyla hazırlanmış tabela, levha.» demişler.
    Ekonomide «Yabancı ülke parası» olmaktan ayrı bir anlamı daha var döviz'in: «Bir kavramın simgesel anlamını veya bir düşünceyi, bir duyguyu, bir yaşama kuralını dile getiren kısa cümle, ifade.»
    Bence de pankart tercih edilmeliydi. Sanki döviz daha soyut sözlerin ifade biçimidir, demek geliyor içimden. Aslında ikisi de yabancı kelime. Kulak asmayın!