Cehaletin adını koyamadık

Televizyon icat çıkarmaya meraklı bir iletişim aracı. Belli yayın tarzlarına, biri ilgi görünce hepsi çullandığından olmalı, böyle bir ihtiyaçları var.

Televizyon icat çıkarmaya meraklı bir iletişim aracı. Belli yayın tarzlarına, biri ilgi görünce hepsi çullandığından olmalı, böyle bir ihtiyaçları var. Saçmalamalarına daha çok bu ihtiyaç sebep oluyor.
Yaratıcı (!) televizyonculuğumuzun yeni bir icadıdır, dediler, Güzel ve Dâhi adlı program için. Ben Show Tv'de seyredememiştim. Okan Bayülgen'in Makina'sındaki Medya Arkası'nda gördüm. Ziyade bilgili delikanlılar ile güzel genç kızların eşleştirilmesiyle başlamış program. Bilgili erkekler «koç», bilgisine değil de yüzünün ve vücudunun güzelliğine bakılarak seçilmiş kızlar öğrenci durumunda. Hani daha önce benzer tertipte müptediler («yeni başlayanlar») dans ederek, şarkı söyleyerek yarıştılar ya, ona benzer bir şenlik.
Güzel kızlar beklenmedik ölçüde bilgisiz çıkınca, Güzel ve Dâhi'ye tepki gösterenler oldu. Bir bakan hanımın gücüne gitmiş genç hemcinslerinin hali, kadıncağız programı RTÜK'e şikâyet etme ihtiyacı da duydu. Kabahati yapımcı Fatih Aksoy'un uyanıklığında bulmak isteyenlerin haksızlık ettiği anlaşıldı. Başka ülkelerde de şansını deneyen bir programmış bu. Tutunmuş mu bilmiyorum.
Makina'da Okan, seyirci yok yere üzülmesin diye, kızların saçma sapan cevapları, onlara öyle tembih edildiği için verdiklerini hatırlatma telaşına kapıldı. Üzülmeyin, kızlarımız ne kadar da cahilmiş diye dertlenmeyin, diyor; Hakkı ağabeyi de «Sen öbür ihtimali de dikkate al!» diye hoyratlık ediyordu.
Dün CNN Türk'te Zeynep Özyol, üç misafiriyle aynı meseleyi konuşuyordu. İki misafiri (Prof. Eser Karakaş ile AÇEV'in Başkan Yardımcısı Ayla Göksel Göçer) Radikal'in Fikir Platformu'na katılan uzmanlardan; üçüncü misafir de, MEB Talim ve Terbiye Dairesi'nin eski başkanlarından Ziya Selçuk.
Bir ara, gençlerle açık arazide yapılmış kısa mülakatlara da yer verildi:
– Atatürk'ü Samsun'a götüren vapurun adı neydi? (Beş altı gence soruldu bu zor sual.)
– Peki, 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkış neyin başlangıcıdır? (Spor ve Gençlik Bayramı'nın, diyen vardı. Nihayet bir çocuk, Kurtuluş Savaşı'nın dedi.)
– 19 Mayıs Üniversitesi hangi ildedir? (Bilemediler)
– Osmanlıların ilk başkenti neresidir? (Arkara ve İzmir diyenler oldu. Bursa'yı akıl eden çıkmadı.)
– Matbaayı kim icat etti? (Gene beş altı lalüebkem («dilsiz»)'den sonra bir genç nasılsa Gutenberg diyebildi.)
Program sona ermek üzereyken Prof. Karakaş «Eğitim dediğiniz şartlanma'dır» diyordu. Telefon edebilsem Zeynep'e:
– Sor bakalım Eser Hoca'ya, cehalet nedir, demek isterdim. Eğitimin ne idüğü hepimizden sorulur da, cehaletin adını koymakta sıkıntı çekiyoruz.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Kemal Kırar)

  • Engin Ardıç'ın (Akşam) iyi bir kalemi var, anlatımı da harika. Bu sebeple onun imla hatası yapmasını tehlikeli buluyorum. Onu takip edenler, taklide yeltenenler vardır, örnek alırlar.
    Mesela, ısrarla gayrımenkul yazıyor (doğrusu gayrimenkul); hiçkimse'yi, biryerlerde'yi bitişik yazıyor; sonra entelektüel'i entellektüel yazıyor. Ömer Asım Aksoy'un ve Dil Derneği'nin yazım kılavuzlarına iltifat etmediği anlaşılıyor.
    – Kemal Bey, size, «Niye doğrudan Engin Bey'e yazmıyorsunuz bu haklı şikâyetlerinizi» demem herhalde daha şık olur. Ama ben, dil ve imla yanlışı yapanlar tanınmış kişilerse, bu durumun altını çizmeyi seviyorum. Hatanın sahibi bilinen, sevilen biriyse eleştiri daha çok dikkate alınıyor, sanki hatırda kalması ihtimali artıyor.
    Eleştirilerinizde haklısınız. Engin Ardıç dostumun da dikkate alacağını umarım.
    Ekranda seçim hatipleri
    Eekranda seçim konuşması yapacak liderleri eğitecek koç yok mu bu memlekette? Radyoda çalıştığım yıllarda konuşma hocaları, okulları yoktu Türkiye'de. Bugün öyle mi ya?
    Eğlence kabilinden şarkı, dans, sirk cambazlığı yarışmasına katılacakları eğiten koçlar var da, seçim kazanıp memleketin kaderine el koyma yarışına katılmışlara yardımcı olacak kimi kimsesi yok mu bu memleketin?
    Pazar günü bir oturuşta Baykal'ı, Erdoğan'ı, Bahçeli'yi, Kutan'ı, Perinçek'i (Başka kim konuştu Allah aşkına?) dinledik.
    Laflarına karnımız tok zaten. Yeni bir şey de söyleyemeyeceklerine göre, oturuşları, beden dilleri, yüz ifadeleri, seçtikleri kelimeler ve konuşma usluplarıyla olsun, dikkatimizi çekemezler miydi? Yazıklar olsun yani!
    TELAYNAK
  • Kanal 1'de Filmin Devamı adlı bir program var. Geçmiş günlerde bizi çok ilgilendirmiş, heyecanlandırmış hadiselerin kahramanları ne oldular? Neredeler şimdi, ne yapıyorlar? Bu suallerin cevapları aranmış:
    – Çivici katil ne oldu?
    – Kamer Genç'in bahçe sulama skecinin kadın kahramanı?
    – Popstar yarışmalarına, tarlasını bırakıp da gelmiş şampiyon ne âlemde?
    – Ya Susurluk'taki meşhur kamyonun şoförü?
    – Bülent Ersoy gene evlendi, Mesut olsunlar! Bir önceki kocası Cem Adler'den ne haber?
    Kısa görüntülerle, bu olmayacak vesilelerle tanıdığımız insanları hatırlamamıza yardımcı oluyor, sonra yeniden bugüne dönüp, kısa bir süre çok tanınanlar safında yer almış bu insancıkların şimdi ne yaptıklarını gösteriyorlar.
    Ben programı sonuna kadar merakla seyrettim.