Çocuklara katliam belgeseli

Heyecanlı haberden çok ne var sevgili ülkemizde? Bu yüzden saman altından yürütülen suların çoğu zaman farkına varamıyoruz.

Heyecanlı haberden çok ne var sevgili ülkemizde? Bu yüzden saman altından yürütülen suların çoğu zaman farkına varamıyoruz.
Sarı Gelin’in neyin adı olduğunu ben bilmiyordum. Markar Esayan yazınca öğrendim ki, Türk-Ermeni ortak tarihinin özeti sayılan bir türküymüş. Hrant Dink’i anmak için toplandığımız gün Agos idarehanesinin önünde topluca söylenen o güzel türkü...
Ve özel amaçla hazırlanan bir belgeselin adı olarak da değerlendirilmiş. Markar (Taraf, 19 şubat) Erdoğan’a seslenerek:
– Şundan emin olun ki, diyor; bu belgeseli seyreden (bırakın çocukları) aklı başında insanlar da Ermenilere düşman olarak intikam hırsıyla dolacaktır.
Devam ediyor:
– Sayın Erdoğan, işte bu zihniyetle zehirlenen gençler bu ülkede karanlık güçlerin maşası olup cinayetler işlediler. Hrant Dink’i vuran çocuk, hatırlarsanız «Ermeniyi öldürdüm!» diye bağırdı.
Ahmet Altan lafa karışıyor: «Bütün bir nesli Ermeni düşmanı yapmak için inanılmaz bir çaba» diyor. Bu işi Genelkurmay’ın yaptığını ve DVD’leri okullara dağıttığını söylüyor.
Dehşete düşerek okuyorum. DVD dağıtımı durdurulmuş. Bakanlığın açıkladığına göre, belgesel hazırlığına taa 2001’de başlanmış. Belgesel ders aracı olarak değil, yardımcı eğitim aracı olarak dağıtılmış. Amacı aşan uygulamalar olunca, bizzat Bakan duruma el koymuş. O tarihe kadar yarısı dağıtıldığı için, durdurulan diğer yarısının dağıtımıymış.
Evveliyatı var. MGK bünyesinde Asılsız Soykırım İddiaları ile Mücadele Kurulu (ASİMKK) almış dağıtma kararını. (Sondaki ikinci «K» kumandanlığı’nın kısaltması olmalı!) Kurulun başkanı o tarihte Başbakan Yardımcısı olan Devlet Bahçeli’ymiş. Hazret açıklamalarda da bulunmuş: «Asılsız soykırım iddialarının dünü, bugünü ve yarını hakkında gençlerimizin bilgilendirilmesi için 2002-2003 öğrenim yılından itibaren bu konular ders kitaplarında yer alacaktır» demiş.
ASİMKK 15 mart 2007’de Ermeni çetelerinin 1915 öncesi Türk köylerini basarak evleri yaktığını, insanları işkenceden geçirerek öldürdüğünü gösteren belgeselin satın alınarak, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığı ile ihtiyaç duyacak diğer kurumlara da gönderilmesi kararını almış. Bu meyanda 56 388 DVD 17 aralık 2007’de MEB Talim ve Terbiye Dairesi Başkanlığı’na teslim edilmiş. Ve belgesel okullarda gösterilmeye başlanmış.
Okurken yoruldunuz mu? Benim anlatırken yüreğim şişti doğrusu... Bakalım basın-yayın ele alacak mı bu kepazeliği? 

Bizi, mutlu-edenler’den biri
Bir olumlu girişimden de söz edelim, ki içimiz büsbütün kararmasın! 16 şubat pazartesi akşamı TİM’deydik. Ve sahnede Ali Poyrazoğlu!.. Çok güzel bir geceydi Allah için.
Toplantının adı 10 000 Genç Meşale, Daha Aydınlık Türkiye. Türk Eğitim Derneği’nin çok anlamlı ve faydalı bir girişimi daha.
Dernek ile Ali Poyrazoğlu el ele vermişler. TED mezunları da oradaydı: Filiz Akın, Tamer Karadağlı, Arzu Balkan, Özlem Gürses ve diğerleri. Dernek Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu gür sesiyle heyecanlı bir konuşma yaptı ve sahneyi Ali Usta’ya bıraktı.
O Ali, ki benzeri az bulunur bir sahne adamıdır; nasıl anlatayım size, aldı bageti eline ve iki küsur saat boyunca bizleri, doğaçlama müzik yapan bir orkestra gibi yönetti.
Güldük, güldük, güldük!... Gözlerimizden iki damla yaş gelecek kadar duygulandık ve en önemlisi topluca aynı şeyleri düşündük. Sahne ile salon arasında aşka benzer bir buluşmaydı.
Ali cânım! Bizi mutlu-edenler’ den birisin. Hamdolsun yapayalnız da değilsin bu memlekette. Güzel Türkçe’n için teşekkürler! Büyük Anadolu turnenizde sana ve TED’cilere başarılar dilerim!

KOMEDYA

  • Dikkatli okurum Nursin Cerrahoğlu dostumdan aldığım düzeltme notunu, haritalardaki yer adlarını kontrolle görevli arkadaşımıza iletiyorum:

«Türk askeri korsan avına gönderildi» başlıklı haberle birlikte 3. sayfada yer alan haritada ciddî yanlışlar var (Radikal, 18 şubat). Kısa not halinde bildirmek istedim.

  • « İran Denizi değil Basra Körfezi’dir.
  • Aden Körfezi ve Arabistan Denizi değil, Umman Körfezi ve Umman Denizi’dir.
  • Somali değil Umman’dır o ülkenin adı.
  • Etyopya değil Suudî Arabistan.
  • Nihayet Kenya değil Yemen.

«Doğru yazılmış yer adları daha az: İran, Pakistan ve Hint Okyanusu.»
*
Cerrahoğlu’nun bir notu da şu:
«Ekonomi sayfalarınızın ilkindeki başlığın hemen yanında, o günkü dolar, avro ve altın fiyatları hâlâ YTL diye veriliyor. Ben 1 ocak’tan beri TL’ye döndük, diye biliyorum.»

Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Kaan Özyer)

  • Ferit Edgü’nün Tüm Ders Notları adlı kitabında aherli diye bir kelimeye rastladım:

«El yazmalarının aherli sayfalarını tükürüklü parmaklarla çevirmenin bayağılığından tiksinen, dahası kitaba duyduğu sevgiyi, saygıyı bir sanat nesnesine dönüştüren Osmanlıyı düşündüm» diyor. Elimdeki sözlüklerde bu kelimeye rastlamadım. Arapça «başka, diğer, gayrı» anlamına gelen aher kelimesiyle de buradaki anlamı örtüştüremedim.
– Ben de baktım ve önce sizin gibi bulamadım aher kelimesini. Nedense hiç de yadırgamadım. Bir de ahar’a bakma ihtiyacı duydum. Oradaydı. İstanbul Türkçesi’nde «A»yı «E»leştirme eğilimi vardır. Fakat’ı fekat telaffuz etmek gibi.
Ahar’ın anlamını size Ayverdi Sözlüğü’nden aktarıyorum:
AHAR (Farsça kelime, ilk «A» uzun söylenir). «Üzerine rahatça yazılabilmesi ve gerektiğinde iz bırakmadan silinebilmesi için kâğıda sürülen, şapla kestirilmiş yumurta akı, nişasta veya un muhallebisiyle yapılmış bir nevi kağıt cilası.»
AHER («A» sesi gene uzun). Arapça’da, dediğiniz gibi «başka, diğer, gayrı» anlamlarında bir kelime.