Çok dilli Kanada?daki durum

Kanada?dan yazan okurum Kaan Su?ya teşekkür ederim. Halkı birden fazla dil konuşan ülkelerde, devletin bu konudaki tutumunu öğrenmeye ihtiyacımız var. Kanada?da konuşulan İngilizce dışındaki bir dile (Fransızca) ve o dili konuşanlara ne muamele edildiğini anlattım.

Kanada’dan yazan okurum Kaan Su’ya teşekkür ederim. Halkı birden fazla dil konuşan ülkelerde, devletin bu konudaki tutumunu öğrenmeye ihtiyacımız var. Kanada’da konuşulan İngilizce dışındaki bir dile (Fransızca) ve o dili konuşanlara ne muamele edildiğini anlattım. Kaan Bey, ek bilgi veriyor. Teşekkürüm hepimiz adınaydı, diyor ve sözü ona bırakıyorum.
«Kanada’nın nüfusu 33 milyon civarındadır; 8 milyonu Fransız kökenli. Bu ülke her yıl yaklaşık 250 000 göçmen kabul etmektedir. İngilizce ve Fransızca ülkenin resmî dilleridir. On eyaleti buluan Kanada’nın    Quebec Eyaleti’nde ağırlıklı olarak Fransızca konuşulur.
«Bu iki resmî dilin yanı sıra isteyen kendi anadiliyle eğitim veren okul açma ve hizmet isteme hakkına sahiptir ve bu hak anayasayla korunma altına alınmıştır. Yani diğer azınlık dilleri de (ki sayıları 200 civarındadır) koruma altındadır. Kanada hükûmeti değil baskı uygulamak, bütün azınlık dilleri için okul, dernek açma, gazete yayımlama, hatta devlet imkânlarıyla televizyon yayını yapma imkânları sunmaktadır. Nitekim Kanada’da hâlen üç Türkçe ve bir Kürtçe gazete yayımlanıyor. Haftada bir devlet kanalından iki saatlik bir «Türkçe yayın» hizmeti de sunulmaktadır.
«Resmî işlemlerde tercüman isteyen birine (Bu bir mahkeme, karakol, sosyal yardım kurumu olabilir) devletçe bu imkân sunulmaktadır. Bu durum ülkeyi bölmediği gibi, hemen her renk, ırk ve dinden insanın Kanada semaları altında yaşayanlarla kaynaşmasını da sağlamaktadır.
«Ben, Ahmet Türk’ün hapishanedeyken Türkçe bilmeyen annesiyle konuşturulmamasını çok garipsedim.
«Sonuç olarak, bir ulusun veya azınlığın dilini özgürce kullanma hakkını kısıtlamak için, son 30 yılda 1 trilyon dolarını Batı’nın silah tekellerine yatırıp, dağını taşını bombalayarak, tarımı ve hayvancılığı yok ederek insanlarını dışa bağımlı hale getirmiş olanlardan utanıyorum.»
Bu son paragraftaki bilgilerden (PKK terörüne karşı harekâtın kesin maliyet bedeli nedir? Bu harekâtta kullanılan silah ve cephane tüketimi kaça mal olmuştur? Tarım ve hayvancılığın gördüyse zayiatı ne kadardır? Dışa bağımlılık ne kadar doğru bir tanımlamadır?..) pek emin değilim. Kolaylıkla erişebileceğim bilgiler de değil bunlar.
Nedir ki Kaan Bey’den gelen bilgileri olduğu gibi size aktarmak istedim. Ee, mektubun baş tarafını alıp, son paragrafını atmak içime sindirebileceğim bir davranış değildi.
Kürtçe meselemizi çözümlemek, hadiseyi önce doğru dürüst anlayıp, değerlendirmekten geçer. Yaptığım doğrudur ve faydalı da olabilir, diye düşündüm.

Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Salih Omurtak)

  •  AMUDUFUKARİ’nin yazılışına da, dizilişine de, telaffuzuna da itirazım var.
    Ömrünüze bereket.

O yazının sonundaki cümle şuydu: Netice olarak «Belkemiği, omurga»nın eski adı amudufıkarî’dir. «F»den sonra «u» ile telaffuz bana sorulan sualdeki iki şekilden biriydi. Türkçe Sözlük’te, Avyerdi Sözlüğü’nde ve Ömer Asım Aksoy’un Ana Yazım Kılavuzu’ndaki yazılışı da budur. (Ayverdi’de «m»den sonraki «î» de şapkalı. Türkçe Sözlük’te son «i» şapkasız.)
Farklı yazanlar var: Amûd-ı fıkarî (Meydan Larousse), Amudıfıkari (Büyük Larousse), Amûd-ı fekarî (MEB Sözlüğü), Amûd-i fekarî (Devellioğlu).
Salih Bey Dostum, size göre doğru imla hangisidir?

Tiyatroya da uzanan kirli el
Haberi okuyunca irkilmiştim. Şişli Belediyesi’nin Muhsin Ertuğrul adına vereceği tiyatro ödülleri... Hoppala! Ne münasebet? Şişli Belediyesi ile Muhsin Ertuğrul’un, hatta tiyatronun ne gibi bir ilişkisi olabilir? Türk tiyatrosunu kurmuş büyük kültür-sanat adamının Şişli semti ve belediyesi ile nasıl bir bağlantısı vardı da, senin bundan haberin bile yok? Bu belediyenin tiyatrosu, tiyatroları var da, yoksa sen mi bilmiyorsun?
Belediye seçimleri öncesi, propaganda için siyasetçilerin bir katakullisi olmasın sakın, diye endişelenmedim de değil.
Sonra birden uyandım:
– Bre adam, Şişli’de Belediye Başkanı kim? Şişli-Beşiktaş arası boyda bayrak siparişi vermeyi bilen, cerbezeli pazarlama uzmanı Mustafa Sarıgül değil mi?
Anlaşıldı Vehbi’nin kerrâkesi! diye, güldüm kendi kendime.
Sonra gazetelerde, Şişli Belediyesi marifetiyle dağıtılan ödüllere dair haberlere rastlamaya başladım. Pıtrak gibi haberden geçilmiyordu.
İlk ses rezalete isyan eden Müjdat Gezen’den geldi; ödülü iade etmekle kalmamış, bu kararını gazete ilanıyla millete de duyurma ihtiyacı duymuştu.
Onu Altı Haftada Altı Dans Dersi’ndeki rolü için ödüllendirilen Cihan Ünal takip etti. Komedi dalında en başarılı ödüle layık görülen Nevra Serezli, ödül törenine çağrılmamıştı bile...
Tilbe Saran (En iyi kadın oyuncu ödülü) yurt dışındaymış. «Muhsin Ertuğrul ile adımın bir arada anılmasından gurur duyarım amma, bu ödüllerin seçim malzemesi haline getirilmesinden hiç hoşlanmadım, demiş. Hemen iade edemedim, çünkü yurtdışındayım.
Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi açıklamada bulundu: «Ödül mekanizması yanlış işletilmiştir. Buram buram politika kokan böyle bir ödüllendirmeye Muhsin Ertuğrul adının karıştırılması bizi üzmüştür. Muhsin Ertuğrul adı ucuz değildir.»
*
Mustafa Sarıgül bu ciddî uyarıları ne ölçüde anlar, anlayınca ne yapar diye bir sual yok hatırımda.
Tiyatro tarikatı mensuplarından biri olarak, tiyatrocuların, üzerlerine bulaştırılmaya çalışılan kiri ellerinin tersiyle silkeleyip atmalarından hoşnut oldum, doğrusu.
Sinemaymış, televizyonmuş, DVD’lermiş... Hay hay, hepsi başımızın üstüne! Tiyatro bize nice nesillerden kalma kültür mirasıdır. Diğerlerine benzemez bir yeri var. Pek de temiz olmayan ellerinizi çekin üzerinden ve bir daha uzatmaya da kalkmayın!