Daha önce böyle bir mektup almadım. Gelin şunu sizinle birlikte okuyalım

Cihannüma'da salı günü yer alan yazılardan birinin başlığı «Evet, Menderes alttan almıştı» idi. Bir köşekadısı arkadaşımızın, idam öncesi «Saddam yürekli davrandı, Adnan Menderes gibi yapmadı» mealindeki yazısına bir çeşit cevaptı.

Cihannüma'da salı günü yer alan yazılardan birinin başlığı «Evet, Menderes alttan almıştı» idi. Bir köşekadısı arkadaşımızın, idam öncesi «Saddam yürekli davrandı, Adnan Menderes gibi yapmadı» mealindeki yazısına bir çeşit cevaptı. Rahmetli Menderes'in Yassıada'daki hâkimler heyetine karşı mübalağa üzre saygılı davranışını, kendi gözlemlerime dayanarak anlatmış, Bayar'ın katılığı karşısında onun bu çok alttan alan tavrının sebebi üzerinde durmuştum. Bir Alman gazetesinde bu konuda yapılmış farklı yorumu aktarmıştım okurlarıma.
Umarım hatırladınız.
Bu yazıya dair e-postayla gelen bir mektup aldım. Kaba saba bir mektup. Bu kadar saygısızca kaleme alınmış bir başka okur mektubu, ben hatırlamıyorum.
Melek'ten, Ferruh Bakır adlı bu zatın telefon numarasını istemesini rica ettim. Şu cevabı aldık: «Benim kendisi ile görüşecek bir şeyim yok... Önce kamuoyu önünde yaptıklarından ve yazdıklarından özür dilesin!» (10 ocak)
*
Okurlarımı böyle bir çirkinliğe şahit olma durumunda bırakacağım için üzgünüm aslında. Bu sebeple evet sizlerden özür dileyerek rica ediyorum: Bu zatın bana yazdığı mektubu, lütfen sabredin birlikte okuyalım.
*
«Demek ki hiç bitmeyen kin ve hınç böyle olurmuş... Adamı astığınızdan bu yana 46 yıl geçmiş olmasına rağmen sönmeyen kin ve nefretinizi bugün bile kusabiliyormuşsunuz... Sizin gibi birinin halen bugün Türkiye'de bir gazetede yazı yazıyor olmasından, televizyonlarda, hem de gençlerin arasında program yapıyor olmasından utanç duyuyorum.
«Köşesinde adında bir bölüm açan birinin argoda ne anlama geldiğini çok iyi bildiği şeklinde bir ifadeyi, başka bir anlam veriyor görünerek başlığında kullanıyor olması, tek kelime ile mide bulandırıcı, iğrenç bir şey...
«Menderes'in, Yüksek Adalet Divanı adıyla oluşturulan maskaralık ve sirk çadırında bile sergilediği efendice tutumunu, bugün bile hâlâ diline doluyor olmak şu soruyu akla getiriyor: İnsan sormadan edemiyor.
«O maskaralık orada devam ederken, o zaman yazı yazdığınız Yeni Sabah gazetesinde Menderes'i ve ailesini aşağılayan yazılarınızı birçok kişi unutmuş olabilir, ama unutmayan da var... Bunu da bilin... O gün zorbaların kalemşorluğuna soyunup, düşene tekme atıyor olmanız, anlaşılan 46 yıl sonra bile devam ediyor...
«Ama şunu da iyi bilin! Bu ülkede daha 27 Mayıs'ın hesabı sorulmadı... Menderes'in mezarının taşınmış olması, itibarının iade edilmiş olduğu şeklinde yorumlanıyor... Ama o da tam olmadı... Bir var ise, bir de vardır... Bu ülke ve bu halk o tenzil-i itibarı da hak edenlere yapacaktır... Bunu da bilin...
«Sönmeyen kininiz, nefretiniz ve iğrenç üslubunuzla sizi başbaşa bırakmak en doğrusu olacaktır...»
Ferruh Bakır. Ankara.
*
Mektup, bu! Yazar hakkında, şayet doğruysa adından ve Ankara'da oturduğundan başka bir şey bilmiyorum.
Peki, telefonla aramaktan maksadın neydi, diye sorabilirsiniz.
Okurlarım arasında böyle biri var. Şu anda, bu yazdıklarımı o da okuyor. Kimdir bu adam, nasıl biri diye merak etmem, yadırganacak hal midir?
Nihayet bizimki beşerî bir ilişki. Tuhaflığı tek taraflı oluşu. Ben durmamacasına konuşurken, siz susuyorsunuz. Arada bir bir ses gelince, ilgilenmemden tabiî ne olabilir?
Telefondan asıl amaç Ferruh Bey'in sesini işitmekti. Kimliği hakkında asgarî bir fikir edinebilirdim.
Benden çok farklı düşünen, kimi okurlarımla konuşuruz.
Konuşmayı reddeden Ferruh Bey'e dönersek. Belli ki okuryazar biri. Bir iki imla hatası dışında Türkçe yanlışı yoktu. Benden yaşça çok da küçük değil. Ama Yeni Sabah okumadığı (1963'te kapandı) kesindir, diyebilirim.
Menderes ve ailesi hakkında onları aşağılayan yazılar yazdın Yeni Sabah'ta diyor. Atıyor. Örnek göstersenize desem, foslayacaktır. Son yıllarda Aydın Menderes'ten öğrendim. Annesi Berin Hanımefendi, benim Adnan Bey Yassıada'da tutukluyken yazdığım, Yeni Sabah'ta çıkan «Menderes'in Kahkahası» başlıklı yazımı, ölünceye kadar el çantasında taşımış. Burada da yazdım bunu. Yani Ferruh Bey adlı okurum, bu iddiasıyla halt etmekten öte bir şey yapmış olmuyor.
Şimdiye kadar bu konuda bana târizde bulunan tek kişiye rastlamadım. Bu mektup bir eşşek şakası olmasın, diye de düşünmedim değil. Öyleyse, benim için bu da bir ilktir.
Dil Yâresi

  • Alttan (veya aşağıdan almak bir deyimdir. «Sert konuşana karşı yumuşak davranmak» anlamında söylenir. Ferit Devellioğlu'nun, Hulki Aktunç'un argo sözlüklerine ve bütün diğer sözlüklere baktım. Türk argosunda alttan almak diye bir deyiş bulunduğuna dair hiçbir bilgiye rastlayamadım. Ve bu deyimin, Ferruh Bakır adını veren tuhaf gazete okurundan gayri biri tarafından bu anlamda kullanıldığını bugüne kadar ne okudum, ne de işittim.