Dava Sarıgül değil, Baykal

Benim hakkımda, «Son zamanlarda bu adam da siyasete merak sardı» diye düşünebilirsiniz.

Benim hakkımda, «Son zamanlarda bu adam da siyasete merak sardı» diye düşünebilirsiniz. İnanın bende bir değişiklik yok. Sadece, kişilerin siyaset dünyamızda kazandığı ağırlığı, hele parti genel başkanı, başbakan filan olunca kaderimizi nasıl etkilediğini bilerek, son günlerde bir endişeye kapıldım.
Masamda arşive gidecek kesiklerin biriktiği kutu mevcudunu saydım. Beş parçayla «G.O.R.A.» önde görünüyor. Daha da baskını Mustafa Sarıgül. Bugün yapılacak Mersin mitingi sebebiyle, CHP Genel Merkezi ile Şişli Belediye Başkanı arasındaki gerilim, dananın kuyruğunu koparacak gibi görünüyor. Kutuda ayıklanmış Sarıgül haberlerinin sayısı üç. Altı köşeyazısı dikkatimi çekiyor.
Altan Öymen («Üç başkana üç ayrı muamele...», Referans), Orhan Birgit («Cin şişeden çıkınca...», Cumhuriyet), Mehmet Barlas («CHP baltayı taşa mı, güle mi vuruyor?», Sabah), Necati Doğru («Sarıgül ile Baykal mülk listelerini yayımlasınlar!», Vatan), Şakir Süter («Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür», Akşam), Abdurrahim Karakoç («Dahili meseleler», Vakit). Sonuncu yazıda kinayeli bir dörtlük bile var: Asılsız gülpembe rüyalar görürüz / Rüyada olmadık dünyalar görürüz / Ruhumuzu karartan nefretleri ve / Cinneti andıran sevdalar görürürüz...
Ben size, Şakir Süter'in genç gazeteci Barış Yarkadaş'ın, Hepsi Yaralar Sonuncusu Öldürür (Babil Yayınları) adlı kitabından yaptığı bir alıntıyı aktarmakla yetineceğim.
«...Mustafa Sarıgül'ün CHP'ye dönüşüne soğuk bakan Baykal'ı ikna etmek için Sarıgül bu kez de Baykal'ın eski bir dostunu devreye soktu. Son Havadis gazetesinin eski sahibi Mustafa Özkan, Baykal'ı Ankara'daki makamında ziyaret etti:
«- Deniz Bey, malumunuz Mustafa partiye dönmek ve yeniden CHP'li olmak istiyor.
«- Biliyorum, çeşitli kanallardan bu düşüncesini iletti. Arkadaşların düşüncesi çok olumlu değil. Ben de yakından tanıyorum Mustafa'yı; ileride sorun yaşamak istemiyorum. Mustafa bugün partili bir belediye başkanı olur, yarın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak ister, ardından da genel başkanlığı ister. Partide huzursuzluk yaratır.
«Baykal, dostu Mustafa Özkan'ı kırmayıp, Sarıgül'ün CHP'ye girmesini kabul etti ve rozetini bizzat kendisi taktı».
Tehlike Sarıgül'ün cazibesinden değil, CHP'ciler cephesinde Baykal'a duyulan antipatiden geliyor, gibi gelir bana.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Mürsel Sezen)

  • İşim gereği «know-how» kelimesini çok sık kullanıyorum. Yok mudur dilimizde karşılığı? Yoksa, cümlede «know-how»ını diye mi yazacağım?
    - İngilizce-Türkçe Reklam Terimleri Sözlüğü, Oxford Companion to Law'a (1980) dayanarak şöyle tarif ediyor: «Özellikle endüstri ve teknoloji alanlarında, belirli bir sonuca ulaşmak için gereken bilgi, teknik ve beceri».
    Yani tek bir kelime olarak karşılığı yok. Çıkar yol herhalde nov-hav diye Türkçe telaffuzuyla söyleyip yazmaktır. Zamanla aradaki tire de düşer ve novhav olur; novhavını diye de yazarsınız.
    «İşbilirlik» diyenler var, benim aklım yatmadı.
    CNN Türk'te güzeller demeti
    Ferhat Boratav ile Başar Başarır'ın, bu sonbahar CNN Türk'ü daha bir güzelleştirdiklerini kimse inkâr edemez. Kanalı bazı eski mobilyalardan ve çerçöp'ten arındırdılar.
    Ben en çok Her Evde 1 Haber Var'dan ümitlenmiştim. Haberi o evin insanlarının veya içlerinden birinin hikâyesi, bir hayali filan diye tasavvur etmişim zahir. Güven İslamoğlu'nun başarılı köy ve semt röportajlarını görünce biraz buruldum doğrusu.
    Berkun Oya'nın Defakto'su bana hayli akrobatik geldi. Salvador Dali de dahil, hezeyan havası estirmek isteyenlerden hazzetmediğimden olabilir. Böylesine uyarıldıktan sonra Berkun'un deli bakışları da yeterli değil.
    Gelelim sunucu güzelliklerine.
    Stilist Yıldız Du Pre (soyadına bir diyeceğim olamaz, ama yeni program adlarının niye yabancı kelimelerden seçildiğini anlayamıyorum). Neden Olmasın? şakaları yapıyor. Pek cana yakın!
    Rüzgârın Kızı Ayşe Şule Bilgiç, üstelik ele avuca sığmaz bir haşarı! (Yoksa onu olduğundan daha çok mu böyle görmek istiyorum?) Motorize olduğu halde İstanbul civarında mı kalacak derken, geçende bizi Bursa'da müze gezmeye de götürdü.
    Elif Ilgaz ayrı bir güzel. Tescilli güzel dersem, 1992'de Türkiye ikinci güzeli seçildiği içindir. Spiker olarak çalışmış, haber sunmuş... Şimdi CNN Türk'te Yaşama Sevinci'ni seyircileriyle paylaşması ayrıca anlamlı, çünkü hanım kızımızın asıl mesleği hekimlik. Sinir hastalıkları uzmanıymış. Haftada beş gün, öğleye doğru hekimlerle konuşuyor. (Dün şarabın faydaları anlatılıyordu, gelen gidenden rahatça dinleyemedim ki!) Bana biraz fazla sevinçli gibi geliyor. O kadarcık!
    Gençliğin tadına doyulur mu?
    TELAYNAK
  • Oltalarını Türkçe'ye salmış, argo avlamaya çalışan dizi yazarlarına bir kopya vereyim.
    Ayşe Özek Karasu'nun bir yazısını okudum geçen gün, baştan sona merakla (Hürriyet-Cumartesi, 13 kasım). Uzun uzun anlattığı, çevre kirliliği yüzünden cinsiyet değiştiren balıklardı: transseksüel levrekler ile efemine kefallar.
    New York'ta Potomac Nehri'nde yapılmış bir bilimsel çalışmadan alınan, bence çok, ama çok ilgi çekici sonuçlar.
    Potomac'ın kefalları diye kayda geçirin, çevrenizde örneklerini de göreceksiniz.