DTP?nin ortağı kim olabilir?

Her gün hemhal olduğum 12 gazeteden biri de Evrensel. (Evet efendim, sayı 11?den 12?ye çıktı; listemize yeni gazete Habertürk?ü de eklemek icap etti.

Her gün hemhal olduğum 12 gazeteden biri de Evrensel. (Evet efendim, sayı 11’den 12’ye çıktı; listemize yeni gazete Habertürk’ü de eklemek icap etti. Sahipleri hakkında pek bir fikrim yok bu gazetenin. Şimdi hatırlayamadığım bir isim var, bir müddettir bu piyasada gezinen. Ama hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Eski Babıâli’de değiliz artık; bizim çarşının esnafı bütünüyle değişti. İsmi hatırladım, Turgay Ciner! Evet onu bilmiyorum, ama gazetesini emanet ettiği adam hakkında bir fikrim var. Hemen söyleyeyim ki hazzettiğim biri değil. Dangıl dungul göründü bana. Taşralı ve varlıklı bir ailenin çocuğuymuş. Mahallenin kabadayılığına özenir tavırda. Görgüsüz. Pahalı yarış arabaları merakını açığa vuran, «İtalya’ya Öcalan’ı alıp getirmeye gidiyoruz» seviyesinde laflar edebilen biri. Nasılsa yazarı olduğu Hürriyet’in etki gücünden kendine paye çıkaracak tıynette bir adam. Ayrıldıktan sonra eski gazetesinden ve onun sahibinden söz ediş tavrı da, tıynetine dair düşüncemi pekiştirecek türdendi. Böylesinin elinde bir gazete ne hale gelir, sualinin cevabını ilk birkaç günde almadım da diyemem. Gene konuşuruz.)
Evrensel’i diyordum. Sahibinin (Ahmet Sami Belek) ve Genel Yayın Yönetmeninin (İhsan Çaralan) adlarını gazetenin künyesinden öğrendim. Bunlar da daha önce bildiğim, işittiğim adlar değildi.
Ama gazetenin Bizim Kürtlerin sözcüsü olduğu apaçık ortada. Benim listemde yer alışının sebebi de bu özelliği. Son günlerde mensubiyetini her yerinde belli etme telaşından biraz uzaklaşır gibi oldu. İyiye işarettir. Tavrında azgın bir taraftar gayretkeşliği yoktu zaten. DTP’lilerle ilişkileri, tavır ve tutum yakınlığı hakkında bir fikrim yok.
Dikkatimi çeken özelliği, bu gazetenin işçi hakları ve meseleleriyle devamlı ve yakından ilgili oluşu. Ve kadınlarla, onların hakları ve meseleleriyle de...
Bana öyle gelir ki, ortada belirgin, canlı ve hareketli bir sol parti olsa, Evrensel sanki DTP’den çok bu partiye yakınlık duyacaktır. (Zihnimde kıvrılmış bir sual de şu: DTP’de, yani Kürtlerimizin siyasî yapısında solculuğun da bir yeri ve payı var mı? Varsa ne güçtedir? Olması gerekir gibi geliyor insana, değil mi?
Toplumun büyük çoğunluğu gibi Kürtlerin de çoğu az gelirlidir. Yirmibirinci yüzyılda Kürtler daha çok Çerkezlerle, Lazlarla, Araplarla... birlikte hareket etme eğiliminde olur diye düşünmek aklın alacağı şey değil. Hayat şartları ve tarzları arasındaki benzerlik daha geçerli bir yakınlaşma sebebi olsa gerektir.
Kendileri dışında bir partiyle omuz temasları olur mu, diye soruyorum. Olabilmeli, diye düşündüğümü de söyleyeyim. Zihinlerinizde böyle bir konuya ayıracak yeriniz var mı?

Dil Yâresi
* Reha Muhtar’ın «Çok Farklı» programında Deniz Seki’nin kokain ticaretiyle suçlanmasından da söz edildi. CNN Türk’teki ilk programa katılanlardan biri de Cüneyt Ülsever’di. Sanık şarkıcı hakkında o da bir şeyler söyledi. Bu vesileyle öğrendim ki hazret, «Üstelik, daha, bile» anlamındaki dahi («a» sesi kısa) ile «deha sahibi» anlamındaki dahi («a» sesi uzun) kelimeleri arasındaki telaffuz farkını hâlâ öğrenememiştir.
Onun bu yanlışını fark edip Dil Yâresi’nde uyarışımdan bugüne aradan yıllar geçti. Hatada hâlâ mı ısrar ediyor, demenin bir anlamı yok. Evinde, okulunda, meslek hayatında öğrenemediğini Cihannüma’da öğrenecek değildi ya!

Hanım Genelkurmay Başkanı
Dünün ilgi çekici haberlerinden biriydi, Akşam’da okudum. İki hanım subayımız (İstihbarat sınıfından Yüzbaşı Yasemin Karapınar ile İkmal sınıfından Üsteğmen Nilüfer Karabulut) Kara Harp Akademisi’ne giriş sınavını kazanmışlar. Deniz (Üsteğmen Yasemin Bayraktu-tan) ve Hava (Yüzbaşı Bilgehan Bülbül) Harp Akademileri’nde hanım subaylarımız vardı. Bu yıl Kara Harp Akademisi’nde oldu.
Bu durumun herkesin hemen akıl edemeyeceği bir farkı da var.
TSK geleneğinde Genelkurmay Başkanlığı makamına karacı orgenerallerden biri gelmektedir. Yüzbaşı Karapınar ile Üstteğmen Karabulut’un önlerinde, iki yıl sonra sadece kurmay subay olmak değil, orgeneralliğe kadar terfi etme imkânı da açılmış oluyor. Denizci ve havacı kurmay subay hanımlar gibi. Bu son ikilinin farkı şu: onlar Genelkurmay Başkanı da olabilirler.
Unutmayın Türk Ordusu’nda kadın subay oranı yüzde 1’dir.
Haberi veren Barkın Şık, okura yardımcı olarak, ihtimalleri de değerlendirmiş. Yüzbaşı Yasemin Hanım 2011’de kurmay binbaşı... ve giderek 2024’te tuğgeneral, 2028’de tümgeneral, 2032’de korgeneral ve 2036’da da orgeneral olabilecek. Sırası geldiyse 2040’ta Kara Kuvvetleri Komutanı da olabilir. Genelkurmay Başkanlığı’na getirilme ihtimali 2042’den itibaren söz konusu olabilecek. Üsteğmen Nilüfer Karaduman için ise bu tarih 2045 yılıdır. (Bir not: ABD’de orgeneralliğe kadar bir hanım subay yükselmiş. Bu yıl. Adı Org. Ann Dunwoody imiş.)
Elbette temenni ederiz! Sizin, yani bugün doğanların 33’üncü yaşlarında, diğerlerinizin daha sonra hanım Genelkurmay Başkanı’nı görebilme ihtimaliniz var. İnşallah dediğim budur. İnsan beyninin ne yapacağı belli olmaz. O gün belki de okurlarımdan biri burada benim, bu ihtimalden söz ettiğimi bile hatırlar.

Yazışma
* Cumartesi günkü Cihannüma’da gazetecilere muameleri bakımından gelmiş geçmiş başbakanlarımızı yazdınız. Bu listede Demirel’in adı yoktu. Onu unuttunuz mu veya adını anmayışınızın başkaca bir sebebi var mı? (Tahir Bozdoğan)
– Haaayır! Bana kalırsa gazetecilerle en iyi geçinen, basına bir husumeti olmayan ve eleştirilere en açık, en hoşgörülü siyasetçimizdir Demirel. Başbakanmış, muhalefetteymiş, ben bu tavrının değiştiğini hatırlamıyorum.
Bu dediğimi birçok kere yazdım. Cumartesi günü yazmayışım bundandır.