Dün sabahki «Yeni Başlangıç»

Bir tarihte üç cephede savaşmaktan vazgeçip, gazetecilikte devam ve ısrar kararını almıştım. Yıl 1954'tü, 25 yaşındaydım. Cihad Baban beni karşısına alıp bir teklifte bulunmuştu desem, yanlış olur; resmen tebligatta bulunmuştu...

Bir tarihte üç cephede savaşmaktan vazgeçip, gazetecilikte devam ve ısrar kararını almıştım. Yıl 1954’tü, 25 yaşındaydım. Cihad Baban beni karşısına alıp bir teklifte bulunmuştu desem, yanlış olur; resmen tebligatta bulunmuştu:
– Hakkı, sen kaç yaşındasın?
– Tam 25 ağabey.
– Ooo!... Sormasam haberim olmayacak. Sen kocca adam olmuşsun yahu! Evli barklı, çocuklu...
Arkasını bekliyorum.
– Bak, dedi damdan düşercesine. Senin Son Saat’teki mülakat yazarlığın, İstanbul Radyosu’ndaki reji asistanlığın ve Türkiye Turizm Kurumu’ndaki müdürlüğün, nihayet bu hafta sona erecek. Bundan böyle tek işin, ama doğru dürüst bir mesleğin olacak: sen artık ful-taym çalışan gazetecisin.
Tercüman’ı yayın hayatına yeni sokmuştu. Gazetenin Beşiktaş-Hayrettin İskelesi’ndeki binasında konuşuyoruz..
– Hayır, diyebilecek halim mi vardı ki... Özrümü söyledim:
– Ağabey, artık askere gitsem diyordum ben de... Ne dersiniz?
– Tamam git, dedi. O kadar beklerim, kıymetlilerimdensin.
Altı ay sonra Tuzla’daki Yedeksubay Okulu’nu bitirmiş, Harbiye 1. Ordu Komutanlığı’nda ve (sabah akşam üçerden, günde 6 saat) Tercüman ve Son Saat gazeteleri yazı işlerinde çalışmaya başlamıştım. Ben, 1951’den beri Son Saat mensubuydum zaten.
Demek 58 yıl sonra yeniden belirdi gözümün önünde, ilk defa Beşiktaş’taki binanın kapısında gördüğüm o cümle: «Dünya her sabah yeniden kurulur. Her sabah yeni bir başlangıçtır.» Bu özdeyişi Avrupa veya ABD gazetelerinden birinin kapısında gör-müştü, bizim ustamız.
*
Dün güne, gazetelerime bir göz atarak, «Nasıl bir güne başlıyoruz?» sualine cevap arayarak baktım; Radikal’i bu defa sona bırakıp, Hürriyet’ten başlayarak.
* Hürriyet. 1. A. Gül, «Komşuda atom silahı istemem», dedi.     2. «16 Türk takımına şike incelemesi.» 
* Sabah. 1. «Clinton’ın yine burnunu sıktı.» 2. «Google’a da vergi cezası.» 
* Milliyet. «24 saatte 6 kurban.» 
* Akşam. «Delilleri yok edin (Sakarya Emniyet Md) talimatı.» 
* Star. «Clinton anlattı: Kardak krizi şaka gibiydi.» 
* Cumhuriyet. «Aşı tedirginliği.» 
* HaberTürk. «Mutasyon korkusu (Domuz gribi aşısı)» 
* Taraf. «Katil zanlısına (Okkan suikastı) firar emri.» 
* Zaman. «Cumaya kadar (Alb. Dursun Çiçek) ifadeye gelmezse yakalama emri çıkarılacak.» 
* Yeni Şafak. «Bu virüsün (Domuz gribi) şakası yok.» 
* Evrensel. «Bağış paraları (Eyüp Millî Eğitim Md’de) müdür koltuğuna.»
Dünkü Radikal’in 1. sayfasını ben yapmışım da, Cihad Ağabey ensemden yakalayıp başımı sevgiyle kendi omuzuna yaslamış, böylece beni ödüllendirmiş gibi sevindim. Radikal’in dünkü günün haberlerini değerlendirişi şöyleydi: 1. «Diyarbakır ırkçılık yüzünden ligden çekiliyor.»       2. «Domuz gribinden ölenlerin sayısı dokuza yükseldi.»
Cihad Baban’ın çömezi için de günün doğru değerlendirmesi tam buydu işte!

Açılım, tribünlerin işi değil!
Birinci sayfada manşet, içerde bütün bir sayfa haber ve Oral Çalışlar’ın kaleminden bir köşe yazısı. «Açılım’ın en zorlu sınavı en umulmadık yerden (Diyarbakır’dan geldi, diyordu Radikal; Bursa’dan sonra Gaziantep’te de ırkçı tezahürat yapıldı, kulüp (Diyarbakır) <Galatasaray maçına çıkmama> kararı aldığını açıkladı. Kent karara karşı ve tezahürata öfkeli.»
Diyarbakırspor yöneticilerinden ve yakışıklı Başkanları Çetin Sümer’den bu kararı gözden geçirmelerini istemeden önce, Futbol Federasyonu yönetimine bir diyeceğim olacak. Gaziantepspor Başkanı İbrahim Kızıl «Biz Diyarbakırspor’la kardeşiz» diyerek, kendi taraftarları adına özür dilerken, Federasyon Başkanı Mahmut Özgener, Diyarbakır adına kendisini arayan Çetin Sümer’le konuşmamış. Açıklamaları şöyle:
– «Söz konusu maç sırasında iddia edildiği gibi, Diyarbakırspor Kulübü aleyhine ayrımcılık içeren bir tezahürat veya slogana rastlanmadığı tespit edilmiştir. Karşılaşmadan önce ve sonra az sayıda Gaziantepspor seyircisinin, çok kısa süreli olarak <Kahrolsun PKK!> sloganı attığı saptanmıştır. Diyarbakırspor’un idarecilerinin de bundan sonraki açıklamalarında serinkanlı bir tutum sergileyeceklerine inanıyoruz.»
Çalışlar, «Diyarbakırspor’un 20 futbolcusundan yalnızca ikisi Diyarbakır doğumlu» diyor amma, «futbol sahalarımıza egemen kültürün ilkel bir maço-milliyetçi kültür» olduğunu hatırlatmaktan da geri durmuyor.
Radikal, Diyarbakır’da, İstanbul, Ankara ve İzmir’de kamuoyu üzerinde etkili 24 kişiyle konuşmuş. Basında söylenenleri taramış. Çoğunluk Diyarbakırspor’un maçlardan çekilmemesinden yana. Kulübün çekilme kararını destekleyen tek kişi olmamış.
Dün salıydı. Parti başkanı beylerin gruplarında hitabet günü. İçlerinden biri olsun «Amah ha!» der mi, diye dinledim.
– Ama efendilerim nerede biz nerede, değil mi a canlarım?

Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Hakkı Ergök)
* 23 yıllık Devlet Tiyatosu sanatçısıyım. Hayatım boyunca Türkçeyi düzgün konuşabilmek için çalıştım. Ama zaman zaman çok sıkıştığım durumlar da oluyor. Bir reklam cümlesindeki «Paha biçilmez / Baha biçilmez» örneğinde olduğu gibi. İnanın bilmiyordum doğrusunu. O reklam cümlesinde siz doğruyu kullanıyorsunuz.
– Ben bahasına dediğim için eleştiriler de aldım. Zamanla ses değişikliğine uğramış pek çok kelime var dilimizde. Bu vesileyle örnekleri karşılaştırdım.
Bahâ, Farsça behâ’dan, ilk hecedeki «e»’yi «a»’ya çevirerek aldığımız bir kelime.
Bu şehr-i Stanbul ki bî misl ü bahâdır, / Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır, der Nedim hep bildiğimiz gibi. Karacaoğlan, Dadaloğlu da öyle.
Ali F. Başgil’de, Halide E. Adıvar’da, Refik H. Karay’da, Arif N. Asya’da kelimenin paha’ya dönüştüğü görülüyor.
Günümüz sözlüklerinde baha bir gönderme maddesidir. Türkçe Sözlük, Meydan Larousse, Ayverdi Sözlüğü «BAHA- Bkz. PAHA» demekle yetiniyor.