Dünya Yaşlılar Haftası'ndayız. Bir davet aldım, Yaşlılık Konseyi Derneği'nden

Kulüplere, cemiyetlere, partilere girip çıkan biri değilim. Bir ara herkes gibi ben de sendika üyesiydim, Gazeteciler Sendikası bana bir sebep söylemeden, herhangi bir açıklamaya lüzum görmeden üyeliğime son verdi.

Kulüplere, cemiyetlere, partilere girip çıkan biri değilim. Bir ara herkes gibi ben de sendika üyesiydim, Gazeteciler Sendikası bana bir sebep söylemeden, herhangi bir açıklamaya lüzum görmeden üyeliğime son verdi. Bir karar aldıysalar hakkımda, onu da bana tebliğ etmediler. İçimden sormak gelmedi. Tahmin ettiğim bir sebep vardı aslında, üzerinde durmadım.
Bir yerlerden davet aldın da geri mi çevirdin derseniz, hayır; yol boyu pek bir talibim de olmadı doğrusu.
Yakama iki rozet takmışlığım var: lise çağımda Kabataş Erkek Lisesi rozeti ve Kadıköy'deki maçlara giderken taktığım Fenerbahçe rozeti. Bu rozetler de zamanla kayboldu, yok oldu adeta. Sıra Hukuk Fakültesi rozetine geldiğinde, bir yere, bir çevreye mensubiyet ihtiyacım da kalmamıştı.
Tam bilemiyorum, ama kırk-elli yıldır Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin üyesiyim. Bundan hoşnudum.
– Arayanım soranım yok, gel sen de aramıza katıl diyecek kimsecikler kalmadı, diye dertlendiğimi sanmayın.
Son günlerde hiç beklemezken böyle bir teklif aldım; ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırdım, bir tuhaf oldum.
Bugün size bundan kısaca söz edeyim istiyorum.
*
Ali Necati Doğan'la tanıştım. TÜRYAK'ta koordinatör. TÜRYAK dediğim «Yaşlılık Konseyi Derneği»nin kısa adı. Yaşlılara sahip çıkmak isteyenlerin 2003 haziranında Ankara'da kurdukları bir dernek bu.
Ana amaçları «Yaşlı sağlığı konusunda toplumun eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi.»
Türkiye'mizde 65 yaş ve yukarısının 2005 yılında toplam nüfus içindeki yeri yüzde 5,9'muş; bugün sayıları 4 300 000 civarında; 2015'te 5,5 milyonu bulacak, 2025'te 8 milyona ulaşacak diyorlar.
Çekirdek aile düzeninde de oran hızla artıyor. Yaşlılar diye bir meselemiz, bugün de var ya, giderek artacaktır.
Amaç, yaşlıların, sağlığıyla sınırlı değil. Bağımsız ve insan onuruna yakışır bir hayat, sosyal ilişkiler, canlılık-katılımcılık, ayrımcılığın ve istismarın önlenmesi, ekonomik güvence, sağlık hizmetleri, yerleşme ve barınma gibi başlıklar altında meseleler tek tek ele alınıyor.
Yaşıtlarıma ve büyükleriyle meselesi olanlara adres de vereyim: «27 Aralık Sokak No.3, 06680 Çankaya/Ankara»
(Tel. 0 312 441 37 47
Faks.0 312 441 51 81)
Necati Doğan, üyelik başvuru formunu bir an önce doldurup göndermemde ısrar etti. 18-24 mart «Yaşlılar Haftası»ymış. Bendeki fütursuzluğa bakın ki, dünya çapında kutlanan haftamızın bile farkında değilmişim. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü kutlamalarını bilirken, Yaşlılar Haftası'ndan bîhaber yaşamışım.
Bugün bizim haftanın birinci günü. İster misiniz çocuklar ,torunlar «Dedemizin haftasını atladık» diye üzülmeye kalksınlar. Bu onların haftasıdır diye yaşlıların ne yaptığına dair bir fikrim de yok benim. Ama içimde bir huzursuzluk var. Nedendir, bilmiyorum.
İlk verdiği başvuru formunu kaybetmişim. Necati Bey bir yenisini faksladı. Kaç gündür önümde duruyor.
Konuşmalardan, okuduklarımdan anladığım ciddî bir dernek bu. Yalnız yaşıtlarıma değil, ardımızda saf tutmuş nesillere de tavsiye ederim. Bu dernekle şimdiden ilgilenin!
Benimki, yaşlanmış ama evlenmemiş bir kadının çok ileri yaşlarda izdivaç teklifi almasına benzedi biraz. Necati Bey'e söz verdim, ama elim başvuru formunu doldurmaya bir türlü gitmedi. Yıllardır her sorana:
– Benim üye olduğum tek yer Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'dir, dedim durdum. Bununla biraz da övünüyordum galiba. Elimi tutan hiçbir bağlantım yok anlamında, biraz da bir meydan okumaydı bu.
Ankara'daki yeni dostlarım darılmasınlar, bu ucuz tarafından meydan okuma fiyakamı bozmak istemiyorum.
*
Farkındaysanız «Buna ihtiyacım da yok» demedim.
Size, Yaşlılar Haftası münasebetiyle kısaca hesap vereceğim. Geçen şubat ayı 78'inci yaşımı tamamladım. Yaygın deyişle 79'umu sürüyorum. 2008 şubatında 79'u bitirip 80 yaşına basmış olacağım. O günü tutturursam, size o zaman söyleyeceğim var. Ömür olarak 80 hayli yuvarlak ve anlamlı bir yaştır.
Şimdiden derim ki, yaşlılık, bedenen zayıflamaktan, gücünü, direncini, hafızasını kısmen kaybetmekten ibaret bir hal değil. Bunlar dışında, önemli bir anlama daha geliyor yaşlılık.
Hayır, yaşlılık yeni hayaller kurma, geleceğe dönük projeler yapma alışkanlıklarından vazgeçme demektir, diyeceğimi de sanmayın.
Bizim çocukluğumuzda 60 yaş, yaşlılık sayılırdı. Ben 80'den söz açıyorum. Torun nesli, büyük ihtimalle dalya diyecektir. Bu, önümüzdeki yıllarda yaşlılıktan daha çok bahsedileceği anlamına gelir.
Şimdiden derim ki size, çalışırken iki kazanıp birini saklamaya çalışın! «Biz iki ihtiyar, nasıl olsa geçinir gideriz» hayaline kapılmayın sakın!
Kendini, artık bir işe yaramaz durumda hissetme ciddî mutsuzluk sebebidir. Bu, boş bulunmayacağınız ikinci nokta.
Laf kalabalığı gerekmez. Bir de şu üçüncü noktayı söyleyeyim. Yaş ilerledikçe dünyanız tenhalaşacaktır. Yarışı terk etmeyenlerle daha sık buluşun! Çocuktu, torundu, yaşlılıktı, hastalıktı bahanesiyle yaşıtlarınızı, özellikle eski arkadaşlarınızı ihmal etmeyin!
Dördüncü diyeceğim, Yaşlılık Haftanız da iyi geçer inşallah! Ve kutlu olsun!