Erdoğan'ın 4'lüsü ve anlamı

Varlıklı ailelerin kızını verecek damat araması gibi, Meclis'teki mevcuduna güvenen bir partinin de, mensuplarına danışarak devlet başkanının kim olacağını belirlemeye kalkmasında, siz bir yakışıksızlık görmüyor musunuz?

Varlıklı ailelerin kızını verecek damat araması gibi, Meclis'teki mevcuduna güvenen bir partinin de, mensuplarına danışarak devlet başkanının kim olacağını belirlemeye kalkmasında, siz bir yakışıksızlık görmüyor musunuz?
Muzip benzetmeyi dün, Sabah'tan Ergun Aksoy yapmıştı.
– Tayyip Erdoğan'ın anketi akla, Turgut Özal'ın ünlü «8 Türk Büyüğü»nü getirdi, diyor.
Hani Özal, kendisi Çankaya'ya çıkarken başbakanlığı da açık artırmaya çıkarmış ve önce il başkanlarına «Şu 18 kişiden kimi istersiniz?» diye sormuştu. Sonra listeyi 8'e indirdi. Sonra elini bir kere daha ANAP'lı milletvekilleri torbasına daldırarak, içinden Yıldırım Akbulut'u çıkardı. Parti Başkanı ve Başbakan olarak. Neşeli günlerdi. Akbulut da, neşemize neşe katmıştı o günlerde.
Erdoğan'ın Dörtlü'sü, Devlet Bakanları Beşir Atalay ile Mehmet Aydın, Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan'dan oluşuyor. AKP'li milletvekilleri işin dörde bağlanmasından memnun değil.
– Milletvekilleriyle tek tek konuşulmalıydı.
– Bu isimleri anketi yapan şirket belirlemiş.
– Biz eşe değil adaya bakarız.
– Sual «Erdoğan, Gül ve Arınç olmazsa kimi istersiniz», diye sorulmalıydı... diyenler olmuş AKP Grubu'nda.
Güngör Mengi'nin ilgi çekici bir değerlendirmesi var. «Başbakan aday olmadığı takdirde seçenekler arasına Bülent Arınç ve Abdullah Gül dahil edilmemiştir. Bu demektir ki, türban mesele olmazsa Başbakan kesin kararlıdır.» (Vatan, 16 mart).
Fikret Bila, Bülent Arınç'ın Abdüllatif Şener ve Mehmet Ali Şahin kadar teslimiyetçi olmayacağını işaret ediyor. «Erdoğan ve Gül dışında biri -Erdoğan tarafından desteklense bile- cumhurbaşkanı adayı olarak çıkarsa, o zaman Arınç da adaylığını koyabilir» diyor (Milliyet, 16 mart).
Bilal Çetin'in dediğine göre, «Erdoğan'ın adaylığı ile ilgili düşünceleri de alınıyor ilçe teşkilatlarından. Tabii ki sonucu çıkmaz bu anketten» (Vatan, 16 mart). Ama ille de Erdoğan derlerse, «Vallahi teşkilat, eşi başörtülü aday adaylarını istemedi» yorumu da çıkarılamaz mı bu anketten, ne dersiniz? Eşi başörtülü cumhurbaşkanında AKP bütününün bir sakınca görmediği ve Genel Başkan'ın da bu tercih ve tazyiki dikkate almak zorunda kaldığı söylenemez mi?
Abdullan Gül, Murat Yetkin'e, «Bu tartışmayı bir yıl önceden başlatabilirdik, demiş. Ama böylelikle kendimizi, partimizi ve ülkeyi yıpratırdık. Bizim çıkarımız, tartışmayı olabildiğince dar bir zamanda bitirmek. Yaptığımız da budur.»
Göreceğiz. Bakalım bundan ibaret midir?
Adlar

  • Okurum Elif Melis Ocak, Acaristanbul'u neden yıkıyorlar, diye soruyor; evsizler ve ihtiyacı olan inanlar için bir şekilde değerlendiremezler miydi?
    «Acaristanbul» yerine oraya sizden uygun bir isim bulmanızı rica ediyorum.
    – Yeter ki siz, Belediyeyi yıkımdan vazgeçirin! Adını koymak zor değil. İlk aklıma geleni söyleyeyim:
    Mesela, Kimekısmet Mahallesi, diyebiliriz.
    Kürsü hatibinin belkemiği
    Burada iki satır da sağlık lafı edelim. Başbakanın bel fıtığından bahsediliyor. Ameliyatı istememiş (Başbakan olsam ben peki derdim), yüzme tavsiye etmişler. Münasip havuz aranıyormuş. (Havuzda tedaviyi denedim ve ben bile ardını getiremedim. Bir başbakan bıcı bıcı tedaviye nasıl zaman ayıracak?)
    Tayyip Bey'e uçak yolculuklarında oturmak yerine uzanarak seyahat etmesi tavsiye edilmiş.
    Bilinen bir şeydir, bazı meslekler ve işler belkemiğini fazla zorlar: cerrahlık ve eski bir örnekle vatmanlık gibi. Bence hitabeti de bu listeye katmalı. Ben ekranda Erdoğan'ı ne zaman görsem, bir kürsünün önünde dikilmiş konuşuyor. Belinin ağrıdığını zaman zaman kürsüye yaslanışından anlayabilirsiniz.
    Ya belkemiğini zorlamadan ayakta durmanın usulünü öğrenmeli. Ya oturduğu yerde konuşmalı. Ama herhalde bu kürsüde dikilme seanslarını mutlaka azaltıp, kısaltmalıdır.
    Sağlıklar dilerim!
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Ömer Altıok)
  • Türkiye'de büyümüş, Almanya'da hem çalışıp hem okuyan biriyim. Geçende bir kelimenin yazılışında tereddüt ettik, e-posta ile Türk Dil Kurumu'na soralım, dedik. Tek kelimeyle cevap verebilecekken, saçma bir şeyler gevelediler. Şöyle:
    «Türkçemiz ve Kurumumuz çalışmaları ile ilgili bilgi edinmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler, 9 Ekim 2003 tarih ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik'in 9.maddesi uyarınca Genel Ağ sayfamızda bulunan başvuru belgesini doldurmak veya posta ile göndermek zorundadır.
    Başvuru belgesini doldurmadığınız için başvurunuz işleme konulmamıştır.
    Belgeyi doldurarak yeniden başvurmanızı diler, dilimiz Türkçeye ve Kurumumuza gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.
    TÜRK DİL KURUMU»
    En iyisi ben size sorayım:
    – Kiralayayım mı yazılır, yoksa kiralıyayım mı? Hangisi doğru imladır?
    – Konuşurken «kiralıyayım» deriz, ama kelimenin doğru imlası «kiralayayım»dır.