Erdoğan'ın milletvekili siparişi

Seçim haberleri, yazıları farkında mısınız muzipleşmeye başladı. Mehmet Barlas, Mesut Yılmaz'a takıldı...

Seçim haberleri, yazıları farkında mısınız muzipleşmeye başladı. Mehmet Barlas, Mesut Yılmaz'a takıldı:
– Seçmenlerine «Beni bağımsız milletvekili seçerseniz parti kurup size hizmet edeceğim» demesin! Siyasî geleneklerimizde önce parti kurulur, sonra o partiyle seçime girilir ve iktidar olmaya çalışılır (Posta, 25 hzr).
Hasan Celal Güzel, seçim kampanyalarının el sıkışma ve öpüşme rekortmeni olduğunu iftiharla hatırlattıktan sonra, «15 yılda 10 milyondan çok vatandaşımızla el sıkışıp, öpüştüm» diyor. İlave ediyor: el sıkarken parmaklarınızı, öpüşürken yanaklarınızı, dudaklarınızı ve hatta burnunuzu koruyun. «Öpüşmeye siz sağ yanaktan başlarken, muhatabınız sol yanaktan girişirse, elin adamıyla dudak dudağa gelmeniz işten bile değildir. En kötüsü de ağustos sıcağında adamcağızın terli burnunu getirip ağzınıza sokmasıdır» diyor. Bunlar başına gelmiş. Meğer onun, elense usulünü geliştirmesinin sebebi de buymuş (Radikal, 24 haziran).
Millet askere «Aman haa!» derken, sivil toplumcuların kraliçesi Türkan Saylan, yangına körükle gidercesine bakın nasıl ses verdi bir mitingde:
– Türk Silahlı Kuvvetleri aynı zamanda bir sivil toplum kuruluşu gibi hareket etmektedir. Sel, deprem deyince o koşuyor. Bildiri yayımlaması da normaldir (Yeni Şafak, 24 haziran).
Ama daha güzeli var. Başbakan Tayyip Erdoğan Batman'da halka önce gözdağı verdi:
– Seçimden sonra cumhurbaşkanı krizi çıkacak. Vebali muhalefet partilerinindir, dedi ve halktan ne istediğine dair baklayı da ağzından çıkardı:
– Krizi önlemenin yolu bizim 367'nin üstünde milletvekiline sahip olmamızdır.
Siz daha önce seçmenine, sayı vererek milletvekili sipariş eden parti başkanı görmüş müydünüz?
Dil Yâresi

  • Ertuğrul Özkök soruyor: «Acaba bu görüşmenin zabıtı tutuldu mu?» Zabıtı ifadesi ve imlası yanlış; doğrusu zaptı'dır.
    Hürriyet yazı işleri çalışanlarıyla «Türkçe» konulu toplantılar yapmıştık. Gazetenin eski İnsan Kaynakları Müdürü Güldağ Heper Ekşi'nin düzenlediği toplantılardı.
    Orada genç gazetecilere ısrarla tekrarladığım bir tavsiye de şuydu:
    – Adam Yayınları'nın AnaYazım Klavuzu var, Ömer Asım Aksoy'un başkanlığında çalışan bir kurul tarafından hazırlanmıştır. 11 ila 66. sayfalardaki Giriş bölümünü dikkatle, ağır ağır okuyun. İki ay sonra aynı dikkat ve özenle bir daha okuyun. İki ayda bir olmak üzere, şu bir yıl içinde altı kere okuyun bu giriş bölümünü.
    Gelin şimdi, 43. Sayfadaki «Ünlüsü düşen sözcüklerin yazımı» hakkındaki şu satırları birlikte okuyalım:
    17. 1) Türkçede, iki heceli kimi sözcükler, ünlü ile başlayan bir ek alırsa, ikinci hecedeki ünlüleri düşer, sözcük gene iki heceli olarak söylenir ve yazılır: ağız-ağzı, alın-alnı, burun-burnu, bağır-bağrı, göğüs-göğsü, karın-karnı, oğul-oğlu...
    2) Bu ses ve yazım olayı, gene iki heceli, kimi yabancı sözcüklerde de görülür: akıl-aklı, aciz-aczi, asıl-aslı, emir-emri, ilim-ilmi, hüküm-hükmü, vakıf-vakfı...
    3) Ünlü düşmesi, ünlü ile biten bir sözcüğün, ünlü ile başlayan bir sözcükle birleşmesi olayında da görülür: ne asıl-nasıl, cuma ertesi-cumartesi, ne için-niçin...
    Edindiğiniz bu bilgiye rağmen tereddüdünüz olursa TDK'nın Türkçe Sözlük'üne bakabilirsiniz.
    Orada, mesela zabıt kelimesinin (maddesinin) başlığı şöyledir:
    zabıt, -ptı: bu, zabıt, ek alınca zaptı olacak demektir.
    Bunlar yetmediyse, hafızalarınızdaki sese kulak verin:
    – ... Güneşi zaptedeceğiz / Güneşin zaptı yakın (Nâzım Hikmet)
    Not: Davamız üzümü yemek, bağcıyı dövmek değil. Ben de pazar Cihannüma'da «resmi» diyeceğime yanlış olarak «resimi» yazmışım.
    Tek lider ve 5+1 gazeteci
    Seçim öncesi televizyonda seyredilir programların biri de, Ahmet Hakan'ın Liderler Zirvesi oldu (CNN Türk).
    Baş davetli parti genel başkanları: Mehmet Ağar'ı (DP), Tayyip Erdoğan'ı (AKP), Deniz Baykal'ı (CHP) uzun uzun dinledik. Baykal gazetecilere, Erdoğan ve Ağar'dan daha bir yakınmış gibi geldi bana. Daha eski tanış olmalarından mı, nedir?
    Gazeteci koltuklarında, bire karşı beş gezeteci. Üçü yakından tanıdıklarım: Ertuğrul Özkök (Hürriyet), Sedat Ergin (Milliyet), Taha Akyol (sanırım CNN Türk yöneticisi olarak orada; diğerleri gazete genel yayın müdürlerinden seçilmiş); Ergun Babahan (Sabah) ve Ekrem Dumanlı (Zaman).
    Ahmet Hakan bence iyi seçmiş, liderlerin karşısına oturacak meslektaşlarını. (Radikal'in tiraj boyu uymadı, anlaşılan.) Son ikisini yakından tanımıyorum, ama beşi de mesleğimizin yüz akı temsilcileridir. Bilgili ve vakur tavırlarıyla, bu programın ilgi görmesinin bir sebebi de onlardı.
    *
    Ahmet Hakan misafirlerini konuşturmada, öteden beri çok başarılı bir televizyoncu. Dün Hürriyet'teki yazısında, hani bildiğiniz yarışmaların, marifetleri laf kalabalığına yol açan jüri üyeleri gibi, bu beş önemli gazeteciye de puan vermişti. Özetle «Kamera Özkök'ü seviyor»; «Ergin, beyler biraz ciddî olalım, der gibi»; «Akyol, alacağı cevabı yönlendirme eğiliminde»; «Babahan, ne fiyakalı bir gösterişçi, ne de içine kapalı. İkisi arası»; «Dumanlı, biraz katı, ama tatsız sualleri büyük bir nezaketle pekâlâ soruyor.»
    Not: Bu haftanın baş misafiri DHP Genel Başkanı Ahmet Türk. Devlet Bahçeli gelmiyor. Ama Cem Uzan gelirse şenlikli olur.