Erol Günaydın adına, hem de onun dostlarından özür dilemeye kalktım, evet!

Erol Günaydın'la Ece Saruhan konuşmuş. Pek de dereden tepeden bir konuşma değil. Ya nedir diye sorsanız, ne cevap verirdim bilemiyorum (Sabah-Günaydın, 13 kasım).

Erol Günaydın'la Ece Saruhan konuşmuş. Pek de dereden tepeden bir konuşma değil. Ya nedir diye sorsanız, ne cevap verirdim bilemiyorum (Sabah-Günaydın, 13 kasım).
Söze, sonuna kadar dikkatle okuduğum mülakatın, Ece'nin kaleminden çıkma şu harikulade Erol tarifiyle girelim.
Özdemir Asaf, bir şiirinde Erol'dan söz etmiş. Biri vardı o ilk ağlamayı bulup herkesi güldüren / Sonra bunu unutup ağlarcasına gülen, diyor. Ece devam etmiş:
– Ne tuhaf benim de sizde dikkatimi çeken ilk şey, gözlerinizde ağlamanın ve gülmenin iç içe geçmiş olması... (Özdemir'den geri kalır bir yanı yok, Ece'nin de, değil mi?)
*
Size bu mülakattan böyle keyif alarak söz etme şansım yok, yazık ki!
Başlıktaki ifade bir tuhaf. «Erol Günaydın, Beyaz Melek'teki rol arkadaşı Yıldız Kenter'i eleştirdi: Bu filmde melek rolünde, gerçekte bir cadıdır.»
Meslektaşlarına dair söylediklerini, üzülerek size aktaracağım. Sabredip okuyun lütfen, sonra iki kelime konuşuruz. (Okan Bayülgen ile Nejat Uygur'a dair düşündüklerini geçiyorum. Onları haklı olarak övüyor. Orada bir «tuhaflık» yok.)

  • «Yıllarca çalıştım Yıldız'ın tiyatrosunda. Çok cadılık etti bana. Beni çok sever aslında, ama çok da hırpaladı. Çok eziyetler etti hepimize. Hiçbir zaman doğru dürüst bir para vermedi bana. Haldun Dormen'den kiramı çıkartıyor, ondan yiyecek parası bile alamıyordum.»
  • «Haldun da (Dormen) yakın arkadaşım olmasına rağmen çok kazık atmıştır bana. Hisseli Harikalar Kumpanyası'nın çoğunu ben yazdım, yazarı olarak o bilindi. Emeğime haksızlık etti.» (Betûl'un Teşvikiye Palas'taki dairesinde bir akşam, Erol yedek subay öğretmen olarak askere gidiyordu galiba; bütün bir gece, başı sevgiyle Haldun'un dizlerine dayalı oturuşu gözümün önünde.)
  • «1956'da Ankara Devlet Tiyatrosu'nda çalıştım. Ben orada tek bir aktör bile görmedim. Bunların hepsi yapmacık, sahte oyunlar oynarlar. Hiçbir zaman İstanbul'daki doğallığı, bir Vasfi Rıza'daki, Muammer Karaca'daki sıcaklığı veremezler. Tuhaf yaratıklardır. Yıldız da hâlâ sahte oynar. Bu filmde öyle yapmacık bir kadını oynuyor ki, çok yakıştı ona. Normal bir insanı canlandırmak çok zor olurdu onun için.» (Ben Vasfi Rıza ile Muammer'den «doğal, sıcak» diye söz edene ilk defa rastlıyorum.)
  • Genç komedyenlerden «Beyaz fena değil. Cem Yılmaz yetenekli, ama çok şımarmaya başladı. Levent Kırca bu yaşta rezil ediyor kendini. Onu hiç aktöre benzetemiyorum ben. Engin Günaydın yetenekli bir çocuk, kendini tekrarlamaması için uyarmıştım. Paraya doğru o da böyle giderse, birkaç yıl sonra Karagöz gibi kalır ortalıkta.»
    *
    Ben Erol'u, 1950'lerden tanırım. Bu dünyada rast geldiğim çok duygulu, nazik, bütün çevresindekilere yetecek kadar sevgi dolu, neşeli, nekre, bir araya gelince insanı mutlu eden birkaç dosttan biridir.
    Meslektaşlarım beni bağışlasın! Bu pek de güzel yazılmış mülakat bana gelse yayımlayamazdım sanıyorum.
    – Bütün bunları Erol Günaydın mı söyledi? Bir yanlışlık olmasın...
    – Sahiden oysa, toparlanınca adı geçenlerden çok gene Erol üzülecektir, bundan eminim. O zaman Ece, sen de içinde bir eziklik duyacaksın. Gel biz bu mülakatı yayımlamayalım!
    Bu, benim adını koyamayacağım, farklı bir «hâletiruhiye»nin tezahürü de olabilir. Yazıda adı geçenlerin hepsi, Erol'u benden çok tanır. Şimdi belki onlar beni arayıp, «Hakkı, boşuna üzmüşsün kendini» diyecek ve Erol'u kendi açılarından anlatarak bu yaşlanmış gazeteciyi teselliye çalışacaklardır.
    Dil Yâresi
    Türkçe dostlarından (Ferşat Ballı)
  • Bir kelime öbeği hakkında tereddüdüm var: «Tokat akşetmek» mi demeli, yoksa bunun doğrusu «Tokat aşketmek» midir?
    – Akşetmek diye bir fiil bilmiyorum. «Hızla ve kuvvetle (tokat) vurmak, atmak» anlamındaki fiil aşketmek'tir. Köroğlu'nun, Bir sille aşkedip sınadım seni, dediği. Size başka örnekler: Ömer'in o sevimli, beyaz çopur suratı budur diye bir tokat aşketti (Aka Gündüz). ... sandalyeyi elinden alıp iki tokat aşketti (Sait Faik Abasıyanık).
    Gazete okuru ve ortadoğu
    İsrail ve Filistin devlet başkanlarının dün TBMM'de ağırlanması, dünya gündeminin önde gelen maddelerindendi. Milliyet, Vatan ve Akşam gazetelerinin manşet haberi. Sami Kohen'den başlayarak Taha Akyol ile Hasan Cemal'in, Vatan'da Güngör Mengi'nin, Akşam'da Serdar Turgut'un yazılarını, Ankara'dan gelen haberleri okudum; CNN Türk'te Meclis'te konuşan misafir devlet başkanlarını da dinledim.
    Önce kendime, sonra yakınlarıma sordum. Filistin ile İsrail arasında çok uzayan kavganın hangi safhada olduğundan; TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun işadamı olarak bu Ankara buluşmasını hazırlama temaslarından pek haberleri yoktu. Batı Şeria'da kurulacak organize sanayi bölgesinden söz edildiğini de pek işitmemişlerdi.
    – Gazeteler bütün bunları ayrıntılarıyla anlattı. Demek okumamışlar, diyebilir misiniz?