Eski komutanlara arzımdır

Kenan Evren'in son marifetini okuyunca, işitince, hepimiz biraz şaşırdık. CNN Türk'ten bugün öğrendiğime göre, Muğla'da (yani ikametgâhının bulunduğu yerde) savcılık, Yedinci Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma başlatılmasını istemiş.

Kenan Evren'in son marifetini okuyunca, işitince, hepimiz biraz şaşırdık. CNN Türk'ten bugün öğrendiğime göre, Muğla'da (yani ikametgâhının bulunduğu yerde) savcılık, Yedinci Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma başlatılmasını istemiş. Türkiye'nin 8 eyalete bölünmesine dair tavsiyesiyle ilgili olarak.
Muğla Barosu'na bağlı avukatlar da, Yedinci'yi kınamaya hazırlanıyorlarmış. Oysa o Marmaris'teki evini satmıştı, son haberlere göre. Kaça sattığı bile yazılıydı. İzmir'de, bir rivayete göre satın almaya hazırlandığı, eski Genelkurmay Başkanı Em. Org. İsmail Hakkı Karadayı'nın da oturduğu apartmanın bir dairesine yerleşecekmiş, diyorlardı.
Ben, Karadayı Paşa'yla Gazeteciler Cemiyeti'ndeki bir toplantıda tanıştım. Uzaktan edindiğim izlenim, kendisini tanıyınca daha da pekişti. Bana çok tanıdık gelen, kafa dengi olduğumuz besbelli, çok durmuş oturmuş bir insandı Paşa.
Arada söyleyeyim ki, siyaset hayatında davranış tarzından, düşüncelerinden, özellikle de konuşmalarından, kafa göz yararak söylediklerinden -Yedinci'den söz ediyorum- ben hiç hazzetmedim. Ama insan olarak Kenan Paşa, bence sevimsiz biri değildir.
Karadayı ailesi ve Evren yakın komşu olurlarsa, Kenan Paşa'ya söylemek istediklerimi İsmail Hakkı Paşa'ya yazarım, diye düşündüm.
Bugün böyle bir imkân olsaydı ne yazardım, diye de sordum kendime.
Şunu sorardım herhalde:
– Kenan Paşa Hazretleri. Sabah'tan Elif Koralp'e söylediklerinizi, ertesi gün Milliyet yazarı Fikret Bila'nın suallerini cevaplarken bir dereceye kadar düzeltmeye çalıştınız. Bu istikamette konuşmaya artık, devam etmeyin lütfen.
Ülke gündemini çorbaya çevirdiğinizin bilmem farkında mısınız? Hiç şüphesiz siz de okumuşsunuzdur. Haleflerinizin sonuncusu Yaşar Paşa, devlet adabına pek uymayan bir söz etti Başbakan'a. Irak'taki Kürt liderlerle istiyorsanız siz konuşun, ama ben konuşmam. Gerekçesini de söyledi. Erdoğan, hitabın ağırlığını hissetmezden gelerek, o dediği Paşa'nın şahsî görüşüdür, Kurumsal kararı vermek Hükûmet'in işidir, dedi. Genelkurmay'ın cevabını biliyorsunuz: «Başkanın ifade ettiği Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal görüşüdür».
Ben, yürütmenin başındaki kişiye bu muameleyi reva gören, ortalıkta, yani milletin ve dünyanın gözü önünde, ben (veya biz) senden (veya sizden) emir ve talimat almayız diyen bir başka komutan hatırlamıyorum.
Muhterem Kenan ve Hakkı Paşalar! Siz efendim, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin, millet ve insanlık âlemi huzurunda daha önce bu duruma düşürüldüğüne dair bir örnek hatırlıyor musunuz?
Kenan Paşa yersiz ve anlamsız sözleriyle, dikkatleri bir başka yöne çekerek, aslında hiç farkında olmadan memlekete bir hizmette bulunmuş oldu.
Sonra, bana, lütfeder zaman ayırırsanız uzun uzun da konuşuruz. Ama şimdi, kendisiyle bir an önce temasa geçerek, halefiniz Kumandan Paşa'nın dikkatini, lisan-ı münasiple durumun vahametine çekmeyi acaba doğru ve faydalı bulur musunuz diye, ikinizi bir arada bulmuş (veya öyle tasavvur etmişken) danışmak istedim.
Saygılarımla efendim!
Ahmet Türk'e baktım da...
Ankara Kulisi'nde Fikret Bila ile Murat Yetkin, misafirleri, Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanlığı'na yeniden seçilmiş olan Ahmet Türk ile konuşuyorlar (CNN Türk).
Bakıyorum da, rahatça gelişen ve akıp giden bir sohbet değil bu yaptıkları. Suallerde de, cevaplarda da tutukluklar oluyor.
Gazeteciler hoyrat suallerden uzak durmaya çalışıyor. Bizim Kürtlerin siyasî lideri durumundaki Ahmet Türk'ün sırtında yumurta küfesi bulunduğu da hep hissediliyor. Aklının suallerden çok, cevaplarını işitecek partililerden gelebilecek tepkilerde olduğu besbelli.
Fikret ve Murat zarif gazetecilerdir, misafiri zorlamıyorlar. O da, hep görürüm, pek aklı başında bir siyasetçi.
Anlaşılan o ki, gündeme getirmeye çalıştıkları, kolay tartışılan bir konu değil. Zor olacak.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Emrah Aydoğdu)

  • Reha Muhtar «Magazin basını, Alp Nuhoğlu'nu (Buzda Dans'ın yarışmacılarından Zeynep Tokuş'un eşi) kaşıyacak malı bulmuş mağrip olarak saldırmaktaydı» diyor (Vatan, 1 mrt).
    «Mal bulmuş mağribî» deyimine mi gönderme yapıyor? Mağrip veya mağrib «Batı» demek değil midir? Ne diyor?
    – Deyim doğru. Evet, mağrip (batı), maşrık (doğu) demek. Kuzum, doğrudan Reha Muhtar'a sorsanız, cevap vermez mi size!
    TELAYNAK
  • Dün sabah erken saatte televizyona bakacağım tuttu. Star'da Mesut Yar'la Uyan Türkiye programına rastladım; 07.30'da başlıyor.
    Mesut Yar bir defa sevimli adam. sabahın köründe mahmurluk filan ne gezer! Güler yüzlü, yerinde duramıyor, şen şakrak; bir kol çengi tertibinden...
    Haberler de hiç sıkıcı değil. Sabah güne gülümseyerek başlayın, der gibi. El arabasında mayolu bir hanımı taşıyarak 100 metreyi 13 saniyede alan atlet gibi şeyler.
    Hepsi güzel de, iç spikerin sakin sesinden sonra, Mesut Yar adeta bağırarak insanı yerinden sıçratıyor.Adı «Uyan Türkiye!» ya...