Genç katil ve bağnaz rektör

Hrant Dink'in ölümüne sebep olan kurşunlarla sarsıldık. Heyecanlandık, çok üzüldük, kahrolduk. Cinayet haberini alışımızdan, cenaze töreninin sonuna kadar günlerdir bu üzücü hadiseyle meşgulüz.

Hrant Dink'in ölümüne sebep olan kurşunlarla sarsıldık. Heyecanlandık, çok üzüldük, kahrolduk. Cinayet haberini alışımızdan, cenaze töreninin sonuna kadar günlerdir bu üzücü hadiseyle meşgulüz.
Bu tepki yabancımız sayılmaz. Başlıca niteliklerinden biri de duygusallık olan insanlarız. Heyecan yatıştıktan sonraki aşamada o kadar iyi değiliz.
Bu millî zaafımız konusunda erken yaşta uyarıldığımızı söylemeliyim. Çok farklı bir konuda, vaktiyle bir hocamızın dile getirdiği de aynı gerçekti.
Kabataş Lisesi. Edebiyat öğretmenlerimiz arasında devrin ünlü şairleri de var: Faruk Nafiz Çamlıbel, Zeki Ömer Defne, Behçet Necatigil gibi...
Bir diğer edebiyat öğretmeni, Hıfzı Tevfik Gönensay bir gün bize bakın ne dedi:
– Hâmid'in (Abdülhak Hâmid Tarhan) şiirini anlatmaya çalıştım size. İlerleyen yaşına rağmen eser vermekte devam edebilmiş nâdir şairlerimizdendir. Bu gücü kültüründen, bütünüyle bir dünya görüşüne sahip oluşundan alırdı. Diğer çoğunluğun şiiri, heyecanlarının, duygularının eseridir. Onları bir yere kadar götürür. O yaştan sonra kültürü yetmeyenler hep yaya kalmıştır.
*
Katil çocuğun arkasında onu cinayete şartlandıran bir örgüt var mı, sualine cevap aranıyor. Onu bilmem, ama bu konuda hatırlatmak istediğim bir arka plan, bir elverişli ortam var.
Dün İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Mesut Parlak'ın, Orhan Pamuk ile Yaşar Kemal'e ders teklifinde bulundunuz mu, sualine verdiği cevabı aktardım burada sizlere. Onların bazı sözlerini beğenmedim, içime sindiremedim. Bu yüzden üniversitemde istemem, ders veremezler, diyordu.
Aynı gazete dün de, diğer üniversite rektörlerinin bu konuda ne düşündüklerine dair açıklamalarını verdi. Prof. Süheyl Batum (Bahçeşehir Ü.), Prof. Tosun Terzioğlu (Sabancı Ü.), Prof. Attila Sezgin (İzmir Ekonomi Ü.) ve Prof. Sadık Kırbaş (Okan Ü.) ağız birliğiyle:
– Öyle şey olur mu, diyorlardı. Adı geçen yazarlar üniversitelerimizde ders de verdiler, konferanslar da... Kişilerin siyasal görüşlerine katılmayabilirsiniz, ama bu birbirinize düşman olmanız anlamına gelmez. Bizim kapımız herkese, her görüşten olan kişilere açıktır. Her görüşün demokratik ve yasal çerçevede tartışılmasında, öğrencilere duyurulmasında fayda var. Üniversite, ifade özgürlüğünün sağlandığı bir platformdur (Sabah, 23 ocak).
Bana katılır mısınız: Eli tabancalı, kıt beyinli gençler ile «Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal benim üniversitemde ders veremezler» diyebilen üniversite rektörü arasında, adını tam koyamasak da organik bir bağ bulunabilir, demek istiyorum.
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Önder Kartal)

  • «İnşaat Yüksek Mühendisi» mi, «Yüksek İnşaat Mühendisi» mi? Sonra «Eski Devlet Bakanı» mı, «Devlet Eski Bakanı» mı?
    – Bu tamlamalarda aslolan, yani tamlanan İnşaat Mühendisi ve Devlet Bakanı'dır. Tamlayan sıfatlar, yani Yüksek ve Eski başa getirilir. Doğrular Yüksek İnşaat Mühendisi ve Eski Devlet Bakanı'dır.
    Pijamalı vergi reklamları
    Yeni raporunda TÜSİAD, kayıtdışı ekonomi üzerinde durmuş. Başkan Ömer Sabancı «Vergi sistemimiz, beklentileri karşılamaktan hâlâ oldukça uzak», diyor. Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu da açıklamada bulunmuş:
    – Kayıtdışılık toplumsal bir mesele. Bu konuda zihniyet değişimi yaratabilmek önemli, demiş.
    İyi de zihniyet nasıl değiştirilecek?
    Arıoğlu bir çıkış yolu bulmuş, açıkladı: bu yıl, 20-26 Şubat Vergi Haftası'nda posterler, broşürler ve eski sloganlarla yetinmeyelim, diyor.
    Yenilik konusunda televizyon yapımcılarıyla bir araya geleceklermiş.
    – Toplumca izlenen tiyatro, sinema ve televizyon dizilerini de bu işin içine sokmalıyız, diye devam ediyor. Örneğin biz, Avrupa Yakası'ndaki Gaffur'u düşünüyoruz.
    Allah için iyi düşünmüşler. Böyle bir fikri herkes beğenir. Hatta, dizi bölümlerinde araya vergi lafı sokmaktansa, bağımsız hatırlatma filmleri çekilmeli ve bunlar reklam kuşaklarında yayımlanmalı!
    Dizi dışına çıktık diye büyük değişiklik yapmadan elbette... Gaffur'un çizgili pijaması gene sırtında olmalı, atleti görünmeli, sakalı uzamış, yıkanmamışlık izlenimi devam etmeli...
    Hele onu bu kılıkta, mesela Taksim'deki heykeli çevreleyen parkta görüntülemekten sonuç alınabilir; ayak parmaklarını, burnunu karıştırırken, her zaman ki tabiî halinde...
    – Kayıtdışı devam ederse bu reklam da devam edecek, tehdidi ayrı bir etki yaratabilir.
    TELAYNAK
  • Magazin haberi şuydu: «Cansu Dere ile ilişkilerinin yeniden başladığı haberini ilkin Cem Yılmaz dile getirdi. Cansu'nun da bulunduğu bir galada dedi. Yılmaz şimdi aynı yöntemle, ayrıldıklarını duyuruyor: diyerek. Bunu gazetede okuyan Cansu Dere şoke oldu.» (Sabah, 23 ocak)
    Bir araya gelmek gibi, ilişki iyi gitmezse ayrılmanın da bir yolu yordamı yok mu? Vardır. Vardı, daha doğrusu.
    Adına da GÖRGÜ denirdi.
    Haksızlık etmeyelim, hâlâ da var. Ünlü bir tiyatrocu çift ayrıldı, bir süre önce. Tek kelime laf ettiler mi, bu konuda?