Geniş meşrepli olmak da lazım

Aşağıda son günlerde pek dadandığımız açılım kelimesinin anlamına dair çeşitlemeler denedim. Kavramların tarifini netleştirmeden harekete geçerek çok şey kaybediyoruz; kaygan zeminde patinaj yaparak, hatamızı bazen yanlış yönde hayli mesafe aldıktan sonra fark edebiliyoruz.

Aşağıda son günlerde pek dadandığımız açılım kelimesinin anlamına dair çeşitlemeler denedim. Kavramların tarifini netleştirmeden harekete geçerek çok şey kaybediyoruz; kaygan zeminde patinaj yaparak, hatamızı bazen yanlış yönde hayli mesafe aldıktan sonra fark edebiliyoruz.
Açılım konusu, üzerinde bir daha, bir daha durup düşünmemizi gerektirecek kadar önemli.
İhtiyaç, mesela Kürtlerin de «biz» olduğunu, çoğu Türk kökenli de olsa bu toplumun çeşitli unsurların Anadolu’da buluşup bir millete dönüşmesiyle oluştuğunu idrak etmekle de giderilmeyecek.
Üzerinde yaşadığımız vatan kadar, gene bizim komşularımız olan çevre milletlerle devamlı barışı sağlamak da bir diğer vazgeçilmez ihtiyacımız. Bizden olanlar kadar, komşumuz Kürtler de var. Araplar, İranlılar, Azerîler, Ermeniler, bütün halinde Kafkas halkları, Ruslar, Bulgarlar, Yunanlılar, Yahudiler... Kimi aramızda, içimizde, kimi komşu mesafemizde, iyi karıştırılırsa tadına doyum olmaz bir kokteyldir, Anadolu merkezli bu havalinin ahalisi. İhtiyaç her anlamda ufku genişletebilmektedir.
Açılım’ın anlamı da işte bu olabilir. Durmuş bize bakarken, içinden «Bakalım bana, hep birden mutlu olmaya götürecek bir anlam kazandırabilecekler mi?» diye bir tereddüdü varmış gibi geliyor bu yeni kelimenin.
*
Hanımlar Beyler! Bence de bir an önce yerli yerine oturtmalıyız bu kavramı. Kürt, Ermeni, Kıbrıs meseleleri, bilcümle komşularımızla ilişkilerimizden ve dahi AB’de bir yer edinmekten ibaret de değil açılım ihtiyacımız.
Bakın Obama, eşcinselliği ordu saflarında da hoşgörüyle buluşturma kararındaymış, yeni açıkladı. Almanya’nın gey bakanı ve erkek arkadaşı var. Türkiye’ye birlikte gelirlerse biz ne halt edeceğiz sualine cevap arayanlar vardı, son Milliyet-Pazar ekinde.
Gitme! Kal! (der bizim şair) Sen bu taraf halkına dost insansın. / Onların meşrebi, iklimi ve ırkındansın.
Geniş meşrebe de ihtiyacımız olacak, demektir bu.

«Bu da Benim Ailem»e gittik
Tiyatroyu çok özlediğimi bilmiyor değildim. Ama pazar günü Tiyatrokare’de, «Bu da Benim Ailem» adlı oyunu seyrederken anladım, ona ne denli hasret kaldığımı. Sinemaya da gidemiyorum gönlümce. Bunlar bizim, Gülseren Hanım arkadaşımla altmış yıllık ortak zevklerimizdi. Sahil boyu yürüyüşleri gibi, tiyatroyla da helalleşiyor muyum, diye dertleniyordum.
Suna Keskin ile Metin Serezli nasıl iyi geldi, anlatamam. Bir tür eski dostlara, sevgililere kavuşmaktı bu.
Tanımadığım yazarların kaleminden çıkma. Hale Kuntay’ın çevirisi lezzetli. Evin hanımı ve beyi, dostlarım olmak dışında, «tatlı-geçimsiz» karı-koca olarak da öylesine tanıdık ki.
Oya İnci ile Hülya Karakuş’u ilk defa seyrettim. İki de gencecik oyuncu vardı (Çok genç demek istedim hanımlar, bağışlayın!); Sinemis Candemir ile Soydan Soydaş. Bana göre bu üçüncü neslin çocukları harika. Bir de güzeller ki!
Yöneten Nedim Saban’ı da kutlarım.

Dil Yâresi
Yerli yerinde bir «açılım»
* Sıkça kullanır olduğumuz açılım kelimesini anlamaya çalışıyorum. Açılmak fiilinden türemiş. Daha doğrusu açıl köküne -ım eki getirilerek yapılmış bir kelime.
Bildiğimiz (i)m işlek bir ektir. Kök ve gövdelere getirilirken -m, -im, -ım, -um, -üm, olur. Kök veya gövde sesli harfle bitiyorsa im’in i’si düşer: anla-m, yükle-m... olur. Açıl-ım’da -ım, -im ekleri söz konusu: içim, atım, kesim, verim, satım gibi...
Anlam olarak bu -ım ve -im ekleri neyi ifade eder? 1. «Nicelik, miktar» bildirir; içim, kesim, yudum’da olduğu gibi. 2. Tekrarlanan eylemleri ifade eder; bağ bozumu, koyun kırkımı gibi. 3. Çeşitli anlamlar için de kullanılır: kıvrım, kaldırım, giyim, biçim, tutum, çalım, uçurum, seçim, düğüm, yıldırım vb.
Açılım’daki -ım ekinin işlevi nedir diye, sözlüklerdeki anlam tariflerine bakıyorum. Nicelik ve tekrarlama söz konusu değil. Çeşitliler arasında bir yeri olmalı.
Sözlüklere bakarsanız: 
* TDK Türkçe Sözlük’te 1. «Açılma» 2. «Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.» 3. Astronomi terimi: «Bir yıldız ile gök ekvatoru arasındaki uzaklık». 
* Örnekleriyle Türkçe Sözlük’te (MEB) açılım diye bir kelime yok. (Baskı 2004). 
* Kemal Demiray’da 1. «Açılmak eylemi». 2. Astronomi, «Kuzeye olanı artı, güneye doğru olanı da eksi işaretiyle ölçülen bir yıldız ile gök ekvatoru arasındaki uzaklık.» 
* D. Mehmet Doğan’da 1. «İnkişaf.» 2. Astronomi. «İnhiraf, yükselim.»    
* Ali Püsküllüoğlu’nda 1. Açılma (Ülkenin dışa açılımını olumlu buluyoruz.) 2. Astronomi terimi. 
* Ayverdi Sözlüğü’nde 1. «Açılmak işi,» 2. Astronomi. «Bir gök cisminin gök ekvatorundan kuzey veya güneye doğru olan uzaklığının açı olarak değerine verilen ad, inhiraf.» 3. Geometri. «Silindir, piramit ve küp gibi açılmaya elverişli cisimlerin yüzeylerinin bir düzlem üzerinde yan yana serilmiş şekli, açınım, inkişaf.» 4. Matematik. «Bir forksiyonun, bir nokta etrafında kendisine eşdeğer olduğu kabul edilen bir seri halinde yazılması: Taylor açılımı gibi.»
Sözlüklerden alabileceğimiz destek bu kadar, diyebilirim. Ama bence açılım bir süre var ki, özellikle siyaset ve sosyoloji terimi olarak yukarıdakilerden farklı bir anlamda kullanılıyor.
Bir ilk tarif denemesi olarak oturduğum yerde aklıma gelenleri yan yana yazmakla yetineceğim:
* «Genişleme.» 
* «Ferahlama, eylem alanını büyütme.» 
* «Sınırlarını öteleme.»  
* «Yeni ufuklara açılma.» 
* «Daha geniş açıdan bakma.» 
* «Rahatlama, yumuşama.» 
* «Yenilenme.» 
* «Anlama, algılama, kavrama yeteneğini artırma.» 
* «Tutucu tavırdan uzaklaşma, esneklik kazanma.»
Hiç değilse bu yönlerde bir yenilenme; daha hoşgörülü ve anlayışlı olma hareketi, gayreti, kararlılığı...
Marifet bütün bu anlamları tek kelimeye sığdırabilmekte ve o kelimeyi birlikte seçebilmektedir. Sözlükçülük de bundan başka bir şey değil.