Gönül ferahlatan iki karar

Sağ'ın karşıtı nedir diye sorsanız, alacağınız cevap bellidir: Sol! Oysa bu iki masum kelimenin karşıtlığı üzerine nice abartılar ve nice haksızlıklar bina edilmiştir.

Sağ'ın karşıtı nedir diye sorsanız, alacağınız cevap bellidir: Sol! Oysa bu iki masum kelimenin karşıtlığı üzerine nice abartılar ve nice haksızlıklar bina edilmiştir.
Sağ tarafın karşıtı sol taraftır. Tamam. Siyasette de sağ ve sol, karşıt tarafları ifade eder. Önce ayakkabının sağı giyilir. Evden çıkarken, ilk adımın sağ ayakla atılması uğur sayılır. Sağın kayrılması nedendir, diye hiç düşündünüz mü?
Sağ elini ve ayağını kullananlar, solaklarla kıyaslanamayacak kadar çoktur. Neden?
Cevaplarınız varsa beni de bilgilendirin. Birlikte, üzerinde düşünmeye çalışalım.
Gevezeliğim tutmasa size:
– Sağduyu var da, solduyu niye yok, diyecektim. Bu, eski deyiş «aklıselim»in yeni Türkçesidir. (Bir de sağgörü vardı, «basiret» anlamında. Ama o pek tutmadı.)
Evet, bunları konuşursak, «sağ» kelimesinin sağlık ve sağlam kelimelerinin ilk hecesi oluşu üzerinde de durmalıyız.
*
Sağduyu güzel kelimedir. Sevdiğim tamlamalardan biri de, ortak akıl. Sık kullandığımız bir deyiş değil, yazık ki... Bir toplum içinde itibar görmesi, o toplumun insanları için mutluluk sebebi olabilecek kavramlar bunlar.
Bugün de yazı diye, gene karamsar bir konuya girmek üzereydim ki, İstanbul'da ortak aklın sağduyulu iki kararını, birbirinin peşi sıra öğrendim.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, Eyüp Belediyesi'nin Piyer Loti adı yerine Eyüp Sultan Tepesi adının kullanılması kararını bozmuştu. Televizyondan öğrendim kararı ve Allah biliyor ya, rahat bir nefes aldım.
Piyer (Pierre) Loti, İstanbul'u sevdiğinden şüphe edemeyeceğimiz bir Türk dostudur. Siz, Sirkeci-Florya sahil yolunu hâlâ Adnan Menderes'e çevirmeyip, Kennedy Caddesi diye anmakta ısrar edin, sonra gidip Piyer Loti Kahvesi'nin bulunduğu yerin adını Eyüp Sultan Tepesi yapın. Sanki koca bir semte ve bir camiye adını vermiş olan Eyüp Sultan'ın buna ihtiyacı varmış gibi. Büyükkent Meclisi'nin kararını, ortak akıl da benimseyecektir.
Ortak aklı ferahlatacak bir karar da, gene dün, Danıştay'dan çıktı: Acaristanbul kepazeliğinin (inşaat mıdır, iskân mı, anlayamadım) ruhsatının iptali kararını onayladı. Emsal oluşturmasını, imar kararlarını hiçe sayma eğilimlerine karşı caydırıcı bir etki yaratmasını dileyelim.
Aklı başında kararlar insanın içini ferahlatıyor. Öyle de daralmış ki!
Dil Yâresi
Türkçe dostlarından (Songül Arayıcı)

  • «Ölüm, veya hastalık ona hiç yakışmadı sözlerini ilkin televizyonlarda duydum. Mehmet Ali Erbil hastalandığında çevremde çok tekrarlandı. Ölümü insan ne kendine yakıştırır, ne de sevdikllerine. Hastalık da kimseye yakışmaz. Hastalanan veya ölen, medyanın önünde olan ve toplumca tanınan biriyse, işte o zaman ölümün ona yakışmadığı söyleniyor. Ne ayrıcalıkları var?
    – Çok canlı, sağlıklı, hareketli, hayat dolu bir tanıdık kaybedildiğinde bu söylenir bazen.
    Ölmek ona hiç yakışmıyor hiç / Gönlüm bu söze alışmıyor hiç, diyen Abdülhak Hâmid'tir.
    Ama bu, bazı insanlar vardır ki, ölüm onlara ısmarlama elbise gibi oturur, pek yakışır anlamına da gelmez elbette.
    (Dr. Gündüz Tezmen)
  • «Hâmid, ilerleyen yaşına rağmen eser vermekte devam edebilmiş nâdir şairlerimizdendir» diye yazdınız (24 ocak 07). Bunu söyleyen edebiyat öğretmeniniz olduğuna göre böyle dememiştir. Bence «ileri yaşına rağmen» demiş olsa gerektir. Sanırım «Televizyon Türkçesi» hastalığı size de bulaşmış. Allah şifanızı versin.
    – Böyle azarlanmayı hak etmişe benziyorum. Mantık terminolojisinde gerileyen kanıt'a karşılık ilerleyen kanıt vardır da, «ilerleyen yaş» demiyoruz. Fiile değil de, Türkçe'nin burada sıfatın kullanılışına itirazı var. Nitekim, yaşı da hayli ilerlemişti, deriz: Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum / Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün! diyor Cahit Sıtkı Tarancı. İlerlemenin, «Daha ileri bir noktaya gelme» anlamı da var.
    Sevgili Doktor beni ayıplamakta haklısınız. Teşekkür ederim. Bu kadarla kalmayın, eleştirilerinizi beklerim.
    Bu «Yeşil-İZ»e sahip çıkın
    Başından beri içimde uktedir. Cihannüma'da, Dil Yâresi paralelinde bir de Kitap Rafları kutumuz olmalı diye düşünmüştüm. Yayımları takip edemiyorum, gazete ve dergilerden vakit bulup da gönlümce kitap okuyamıyorum ki, size bu konu da verecek haberlerim olsun.
    Şimdi önümde bir derginin ilk sayısı duruyor. Adı YeşilİZ. Yayımcısı diğer 13 sivil toplum kuruluşuyla birlikte TEMA. Bu sonuncuyu tarife hacet yok, iyi bilirsiniz. Ben de bilir ve çok severim. Sivil toplumcular arasındaki gözdemdir.
    İki ayda bir çıkacak YeşilİZ. Elimdeki ilk sayısı: Ocak-Şubat 2007. Fiyatı 5 YTL.
    Çevreyle, hayatla, sağlam bilgiyle sımsıkı bağlantılı birçok güzel haber: Bursa'da ekolojik pazar, Dünyanın en kirli 10 bölgesi, Nükleer Yasa Tasarısı'na ret, Sessiz uçaklar, İnternet'teki kuş bankası, Biyogazla çalışan tren, Yenilenebilir enerji kaynakları (Dosya), Enerji projeleri, İklim değişikliğine dair uluslararası sözleşme... gibi haberler.
    Bu konularda sahiden söyleyecek sözü olan çevrecilerin kaleminden çıkmış yazılar:
  • Toprak bize küsünce.
  • Kuşdilinden anlamak.
  • Şişli'de ekolojik halk pazarı (cumartesi günleri).
  • Yalıçapkınları.
  • Yanardönerler.
    Birbirinden güzel fotoğraflar. (Tek itirazım s.65'teki cânım çınarın gövdesine yerleştirilmiş resimaltı.)
    Görün bu dergiyi!