«Görgü» nedir, bir bakalım mı?

Dilimin ucunda hazır bekleyen kelimeler arasında görgülü ve görgüsüz sıfatları da var. İsraf etmeyeyim diye, bu değerlendirmeleri imsak ile kullanmaya, hele birine görgüsüz demek geldiyse içimden, dilimi tutmaya gayret etmez de değilim.

Dilimin ucunda hazır bekleyen kelimeler arasında görgülü ve görgüsüz sıfatları da var. İsraf etmeyeyim diye, bu değerlendirmeleri imsak ile kullanmaya, hele birine görgüsüz demek geldiyse içimden, dilimi tutmaya gayret etmez de değilim.
Görgüsüzlük'ten giderek daha çok rahatsız olduğumu, bırakın benim tedirginliğimi, sözünü ettiğim davranış biçiminin yaşadığımız dünyada hatta bir hayat tarzına dönüştüğünü de kısaca söyledikten sonra, gelin sizlerle, olumlusu da olumsuzu da çok kullanılan bu iki sıfatın anlamı konusunda bir anlaşmaya varalım.
Size sık sık Ayverdi Sözlüğü'nden söz ediyorum. (Asıl adı Kubbealtı Lugatı, Misalli Büyük Türkçe Sözlük. Hoşgörsünler ben «Ayverdi Sözlüğü» demeyi tercih ediyorum.)
Sözlükler (evde ve gazetede) hemen arkamdaki raflarda durur. «Düzeyli birlikteliğimiz» bir yılı geçti. Ve hayli zaman var ki, Ayverdi benim en çok başvurduğum sözlük oldu.
Bu yeni sözlük 3 500 küsur sayfalık bir eser. Kağıdı, dizgisi, hurufatı mükemmel üç güzel cilt halinde. Ben, merak ettiğim yeni sözlükleri alır, hakkında karara varmadan uzunca bir süre beklemeyi, yeni sözlüğümle de hemhal olmayı tercih ederim. Çok sık baktığım, kıyaslama gerekince elime aldığım, bir hatıra olarak sakladığım sözlükler var kitaplığımda. En çok Ayverdi Sözlüğü'ne başvurmamın bir başka sebebini söyleyeyim size. Anlambilim (semantik) açısından çok başarılı bir sözlük. Sık sık aynı kelimenin çeşitli sözlüklerdeki anlam tariflerini karşılaştırma alışkanlığıma dayanarak söylüyorum bunu.
12 ciltlik Meydan Larousse ansiklopedik sözlüğündeki terim anlamları yok bu sözlükte. Ama örnek cümleler açısından cömert bir sözlük; deyimler, deyişler açısından da öyle. Aynı zamanda pek kullanışlı Osmanlıca-Türkçe bir sözlük de diyebilirim. Bunlara, Arapça, ve Farsça dışındaki yabancı dillerden alınmış bir Yabancı Kelimeler Sözlüğünü de ekleyebiliriz.
Tek bir sözlükten daha çoğu da beklenemez sanırım. İlköğretim çağından hemen sonra öğrencilerin de faydalanmaya başlayabileceği bir sözlüktür. Herkese tavsiye ediyorum.
*
Gelelim Görgü kutucuğumuzda sık sık kullanacağımız şu üç kelimenin Ayverdi Sözlüğü'ndeki anlam tariflerine.
GÖRGÜ i. 1. «Bir kimsenin bilgi ve anlayışının artmasına, görüş ve kişiliğinin gelişmesine yardım eden her türlü olay ve tecrübeden kazandığı davranış inceliği; insanlarla olan ilişkilerde gerektiği yerde gerektiği gibi davranma meziyeti: İlmi az, görgüsü çok, fıtratı yüksek bir imam (Mehmet Âkif Ersoy). 2. Çok şey görmüş olmaktan gelen bilgi ve ustalık, tecrübe: Görgüsü sırf amelî gibiydi (Hüseyin Rahmi Gürpınar).
GÖRGÜLÜ sıf. 1. Davranışları toplumun görgü kurallarına uygun olan (kimse). 2. Çok şey görüp tecrübe kazanmış olan (kimse).
GÖRGÜSÜZ sıf. 1. Toplumun görgü kurallarına uymayan, davranışları kaba ve bilgisizce olan (kimse). 2. Görgüsü ve tecrübesi olmayan, hayat şartları bakımından görgü kazanmamış olan (kimse), cahil.
Başbakan-kamuoyu iletişimi
Azerbaycan seyahatinde Başbakan'la biraz da Tayyip Erdoğan Bey'i konuşmuş tecrübeli gazetecilerimiz.
Beni daha çok, Enis Berberoğlu'nun «Vakit bulduğunuzda ne okuyorsunuz?» sualine verdiği cevap ilgilendirdi:
– Yakın siyasî tarihi, diyor. Cumhuriyet'in ilk günleri, nasıl kurulduğu büyük önem kazanıyor (Hürriyet, 18 kasım).
Aynı yazıdan, Başbakan'lıktaki çalışma gruplarının siyaset bilimcilerle takviye edildiğini de öğreniyoruz. Hayra işarettir!
Bence, yakın tarihimizi de iyi bilen, Cumhuriyet dönemi siyasetinde yer almış, anlattıklarını dinlemekten sıkılmayacağı bir eski adamla sohbetten de geri durmasın. Yakın tarihimize dair kitaplar, daha çok hatırattır. Yani hadiseler içinde yoğurulmuş siyasetçilerin (ve askerlerin) hayat hikâyeleri ve tarihle hesaplaşmaları. Doğruları öğrenmek, kişisel yorumları süzmek zor olur; keçiboynuzundan tat almak kadar, diyorum... Hele iyi seçilmiş farklı düşüncede birkaç yaşlı, inanın ciltlerce kitap demektir bu açıdan. (Ve vakitten tasarruf!)
Eskilerden biri sıfatımla güncel bir konuda düşündüğümü ben hemen söyleyeyim.
Kamuoyu, yönetimin uygulamaya koyacağı yeni programlar, alacağı ilave tedbirler, yeni bir anayasa tasarısı gibi konularda, haklı ve tabiî olarak bilgilendirilme ihtiyacı duyuyor. Ama bu ihtiyaç, AKP iktidarında ve bana kalırsa Tayyip Bey'in etkisiyle yeterince karşılanmıyor.
AB ile ilişkiler, sınır ötesi harekât, DTP hakkında Yargı'nın başlattığı muamele gibi, kamuoyunun ısrar ve ciddiyetle ilgilendiği konularda, bir Başbakan'ın ve hükûmetin tavrına, bir de milletin merakına, huzursuzluğuna bakın... Sonra da dediğimi düşünün! Haksız mıyım?
Dil Yâresi

  • Bilal Şinik'in, artık üzülmekten de vazgeçip «Tam bir komedi» diye çaresiz güldüğü (Ne diyelim?) sahne, değil de bir tuhaf hal diyebiliriz:
    – 17 kasım akşamı Show Tv'nin ana haberlerinde Türkçe'nin artık unutulduğundan, firmaların işyerleri için İngilizce adlar kullanmayı tercih ettiğinden şikâyet ediliyor.
    İyi de, bu meselenin hem de üzülerek dile getirildiği kanalın adı SHOW TV. Ve bu haber verilirken fondan müzik sesi geliyor. «I need a boy friend» cümlesi çalınıyor kulağıma.